Sermaye piyasalarını sarsan fon soruşturmasında operasyonların ardından başlayan tasfiye süreci, bu kez yatırımcıların parasını gündeme getirdi. SPK'nın 17 Eylül 2026 tarihli kararları kapsamında 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verildi. MKK kayıtlarına göre söz konusu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor. Yatırımcıların en büyük sorusu ise aynı: Fonlardaki para ne zaman ödenecek ve yatırımcı eline ne kadar para geçecek?
PARALAR KAYBOLMUYOR, ANCAK TUTAR PİYASAYA BAĞLI
İstanbul Aydın Üniversitesi Ekonomi ve Finans Bölümü Dr. Elif Kaya'ya göre ilk olarak portföy yönetim şirketinin mali durumu ile fonun kendi hukuki yapısını birbirinden ayırmak gerekiyor. Kaya, "Burada yatırımcı açısından yapılması gereken ilk ayrım portföy yönetim şirketinin mali durumu ile fon varlıklarının hukuki statüsü arasındaki ayrımdır. Yatırım fonu malvarlığı, portföy yönetim şirketinin kendi malvarlığından ayrıdır. Dolayısıyla bir portföy yönetim şirketinin faaliyetine ilişkin sorun yaşanması, yatırımcının fon payının otomatik olarak değersiz hale geldiği ya da fon varlıklarının ortadan kalktığı anlamına gelmez" dedi. Ancak uzman isme göre yatırımcının hukuken korunması ile eline geçecek paranın piyasa değerindeki değişimlerden korunması aynı konu değil. Kaya bu ayrımı, "Ancak hukuki olarak yatırımcı hakkının korunması ile yatırımcının eline geçecek nihai tutarın piyasa riskinden korunması aynı şey değildir. Bence burada en önemli ayrım bu" sözleriyle açıkladı.
ÖDEME FON VARLIKLARI NAKDE ÇEVRİLDİKÇE YAPILACAK
Tasfiye sürecinde fonların portföylerinde bulunan varlıkların nakde dönüştürülmesi gerekiyor. Yatırımcıya aktarılacak tutar da bu süreçte ortaya çıkan nakit ve yatırımcının sahip olduğu pay oranı üzerinden şekillenecek. SPK'nın yayımladığı tasfiye esaslarına göre fon varlıkları nakde dönüştürüldükçe elde edilen tutarlar, yatırımcıların mutabakatı yapılmış bireysel saklama hesaplarına sahip oldukları fon katılma payı oranında aktarılacak. Dr. Elif Kaya da sürecin tek seferde yapılacak bir ödeme olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Kaya, "Tasfiye sırasında fon portföyündeki varlıkların nakde çevrilmesi gerekiyor. Dolayısıyla yatırımcıya yapılacak ödeme, fonun portföy yapısına ve bu varlıkların hangi piyasa koşullarında nakde dönüştürülebildiğine bağlı olacak. SPK'nın belirlediği mekanizmada da fon varlıkları nakde dönüştürüldükçe elde edilen tutarların yatırımcılara sahip oldukları paylar oranında aktarılması öngörülüyor" ifadelerini kullandı.
HER FONDA AYNI RİSK YOK
Tasfiye sürecinde yatırımcının karşılaşacağı risk, fonun içerisinde hangi varlıkların bulunduğuna göre değişebilecek. Para piyasası araçları, mevduat, ters repo ve kısa vadeli borçlanma araçları gibi daha likit varlıkların bulunduğu fonlarda nakde dönüşün daha kolay olması beklenirken, hisse senedi ağırlıklı fonlarda satış fiyatı kritik hale geliyor. Kaya, "Bu nedenle para piyasası araçları, mevduat, ters repo veya kısa vadeli borçlanma araçları gibi likiditesi yüksek varlıklardan oluşan fonlarla, hisse senedi ağırlığı yüksek fonların tasfiye sürecini aynı değerlendirmemek gerekir. Likit varlıklarda nakde dönüş daha kolay ve fiyatlama daha öngörülebilir" dedi. Hisse senedi yoğun fonlarda ise özellikle işlem hacmi düşük hisseler yatırımcının alacağı nihai tutar açısından daha belirleyici olabilir. Kaya bu konuda, "Hisse senedi yoğun fonlarda ise özellikle portföyde sığ hisseler bulunuyorsa, satışın gerçekleştiği fiyat doğrudan yatırımcının nihai olarak alacağı tutarı etkileyebilir" değerlendirmesinde bulundu.
"6 AYIN SONUNU BEKLEMEK ZORUNDA DEĞİLSİNİZ"
Tasfiye sürecine ilişkin en önemli değişikliklerden biri süre konusunda yaşandı. İlk tasfiye esaslarında 3 ay olarak belirlenen süre, SPK'nın 21 Eylül tarihli kararıyla 6 aya çıkarıldı. SPK, bu değişikliğin fon portföylerinin piyasa koşulları dikkate alınarak mümkün olduğunca uygun şartlarda satılabilmesine imkan sağlamak amacıyla yapıldığını açıkladı. Kurul ayrıca 6 aylık sürenin tasfiyenin mutlaka 6 ay süreceği anlamına gelmediğini bildirdi. Dolayısıyla yatırımcıların "Paramı ancak 6 ayın sonunda mı alacağım?" şeklinde bir değerlendirme yapmaması gerekiyor. Dr. Kaya da ödeme sürecinin tek bir tarihe bağlanamayacağını vurguladı. Kaya, "Aynı nedenle üç aylık süreyi de her yatırımcının parasını üçüncü ayın sonunda tek seferde alacağı şeklinde okumamak gerekiyor. Fon varlıkları nakde dönüştükçe ödemelerin yapılması söz konusu. Portföyün likidite yapısına bağlı olarak bazı fonlarda süreç daha hızlı, bazı fonlarda ise daha uzun sürebilir" dedi. SPK da 6 aylık sürenin azami süre olduğunu ve koşullara bağlı olarak tasfiyenin daha erken tamamlanabileceğini açıkladı.
YATIRIMCI NEYİ TAKİP ETMELİ?
Tasfiye sürecinde yatırımcının en önemli risklerinden biri de resmi bilgi ile sosyal medyada yayılan iddiaların birbirine karışması. Dr. Kaya, özellikle "paralar tamamen kayboldu" veya "herkes parasını eksiksiz alacak" şeklindeki kesin ifadelerin yatırımcı açısından yanıltıcı olabileceğine dikkat çekti. Kaya, "Küçük yatırımcı açısından bu dönemde en önemli konu, söylenti ile resmi bilgiyi birbirinden ayırmak. Özellikle sosyal medyada 'fonların tamamı risk altında', 'yatırımcıların parası kayboldu' ya da tam tersine 'herkes parasını eksiksiz olarak geri alacak' şeklindeki kesin ifadelerin ikisi de yanıltıcı olabilir. Her fonun portföy yapısı ve dolayısıyla tasfiye sonucunda ortaya çıkabilecek fiyatlama riski farklı" ifadelerini kullandı. SPK da 23 Eylül'deki açıklamasında yatırımcıların yalnızca resmi kaynaklardan yapılan açıklamaları dikkate almasını istedi.
SPK, KAP VE MKK AÇIKLAMALARI KRİTİK
Peki yatırımcı şimdi ne yapmalı? Dr. Kaya'ya göre ilk adım, yatırımcının kendi fonunun tasfiye kapsamında olup olmadığını kontrol etmesi. Ardından SPK bültenleri ve duyuruları, KAP açıklamaları, MKK kayıtları ve tasfiye işlemini yürüten kuruluşların bildirimleri takip edilmeli. Kaya, "Bu nedenle yatırımcı öncelikle kendi fonunun tasfiye kapsamında olup olmadığını kontrol etmeli; ardından SPK bültenleri ile KAP açıklamalarını, MKK kayıtlarını ve tasfiye işlemini yürüten bankaların duyurularını takip etmeli" dedi. MKK da tasfiye edilen fonlara ilişkin detaylı bilgilerin yatırım hesabının bulunduğu kurumdan ve tasfiye ile görevlendirilen kuruluşlardan alınabileceğini belirtiyor. Yatırımcılar güncel portföy durumlarını MKK'nın e-YATIRIMCI uygulaması üzerinden de takip edebiliyor. Yatırımcının özellikle fonun portföy yapısına, likit varlık oranına, yoğunlaşılan hisselere ve tasfiye sırasında açıklanacak nakde dönüş ve ödeme bilgilerine bakması gerekiyor.
"PANİKLE KESİN BİR SONUÇ ÇIKARMAK YANILTICI OLABİLİR"
Tasfiye sürecinin bütün fon piyasası açısından aynı sonucu doğuracağı yönünde bir değerlendirme yapılmaması gerektiğini belirten Kaya, riskin fonun içeriğine ve piyasa koşullarına göre değiştiğini vurguladı. Kaya, "Son olarak bu gelişmenin bütün fon piyasasına veya Borsa İstanbul'daki bütün şirketlere ilişkin bir risk göstergesi olarak algılanmaması gerektiğini düşünüyorum" dedi. Kaya, yaşanan sürecin sermaye piyasaları açısından da önemli başlıkları gündeme getirdiğini belirterek, "Ancak yaşanan süreç, Türkiye sermaye piyasaları açısından önemli bir ders de içeriyor: fon büyüklüğü kadar portföyün likiditesi, varlıkların gerçekçi biçimde değerlenmesi, yoğunlaşma riski ve piyasa derinliği de finansal istikrar açısından önem taşıyor" ifadelerini kullandı.
Kaya'ya göre özetlemek gerekirse yatırımcı açısından kritik nokta şu: Tasfiye kararı, fon varlıklarının otomatik olarak ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Ancak yatırımcının eline geçecek nihai tutar, fon portföyündeki varlıkların hangi koşullarda ve hangi fiyatlardan nakde çevrileceğine bağlı olacak. Ödemeler de tasfiye kapsamında nakde dönüştürülen varlıklar üzerinden yatırımcıların payları oranında yapılacak. SPK'nın güncel düzenlemesine göre tasfiye için öngörülen azami süre 6 ay.




