Birinden gelen ricayı geri çevirmek bazı kişiler için uzun süren bir iç hesaplaşmaya dönüşebiliyor. Karşısındakini kırmamak için kendi planlarından vazgeçen, herkese yetişmeye çalışan ve ihtiyaçlarını erteleyen kişiler zamanla kendilerine ayıracak enerji bulamayabiliyor. Psikolojik Danışman Turgay Köpür, hayır diyememenin altında yalnızca nezaketin değil, sevilmeme ve ilişkideki bağı kaybetme korkusunun da bulunabileceğine dikkat çekti.

HAYIR DİYEMEMENİN ARDINDA SEVGİYİ KAYBETME KORKUSU OLABİLİR

Köpür’e göre sürekli başkalarının isteklerini yerine getirme eğilimi, çocukluk döneminde öğrenilen davranışlarla bağlantılı olabiliyor. Çocukken uyumlu davranıldığında sevgi ve kabul gördüğünü düşünen kişiler, yetişkinliklerinde de aynı tutumu sürdürebiliyor.

Hayır Diyemeyenler Dikkat Uzmanından Kritik Uyarılar-1

Psikolojik Danışman Turgay Köpür, bu durumu şöyle açıkladı:

“Hayır diyemeyen biri çoğu zaman karşısındakini kırmaktan değil, sevgisini kaybetmekten korkuyor. Bunu küçükken öğreniyoruz. Uyumlu olduğumuzda sevildiğimizi hissettiysek, büyüyünce de sevilmek için uyumlu olmaya devam ediyoruz.”

Dışarıdan yardımseverlik ve iyi niyet olarak görülebilen bu davranış, kişinin kendi ihtiyaçlarını geri plana atmasına neden olabiliyor. Başkalarını üzmemek için sürekli çaba gösteren kişiler, zamanla kendi isteklerini dile getirmekte zorlanabiliyor.

HERKESE YETİŞİRKEN KENDİ İHTİYAÇLARINIZI UNUTMAYIN

Başkalarının sorunlarına çözüm bulmaya çalışan, gelen talepleri geri çeviremeyen ve kimseyi kırmamaya uğraşan kişiler, çevreleri tarafından genellikle fedakâr ve uyumlu olarak tanınıyor. Ancak bu görüntünün arkasında biriken yorgunluk, kişinin kendisine zaman ayıramamasıyla daha belirgin hale gelebiliyor.

Köpür, bu kişilerin yaşadığı iç çatışmayı şu sözlerle anlattı:

“Herkese yetişen, kimseyi kırmayan biri olarak tanınıyorsunuz. Ama akşam eve geldiğinizde kendinize ayıracak hiçbir şey kalmamış oluyor. Bu insanların kafasında dönen cümle çoğu zaman şu: 'Herkes için bir şey yapıyorum, benim için kimse bir şey yapmıyor.'”

Başkalarının ihtiyaçlarını sürekli önceliklendirmek, kişinin kendi beklentilerini ve sınırlarını fark etmesini zorlaştırabiliyor. Bu nedenle kişinin yalnızca çevresindekilerin neye ihtiyacı olduğunu değil, kendisinin ne istediğini de dikkate alması önem taşıyor.

HAYIR DEMEKTE ZORLANANLAR İLK OLARAK NE YAPMALI?

Herkesi memnun etme alışkanlığını bir anda değiştirmek kolay olmayabilir. Köpür, bu davranış biçimini değiştirmek isteyen kişilerin ilk aşamada hemen yanıt vermek yerine kendilerine düşünme süresi tanımasını önerdi.

Köpür, şu ifadeleri kullandı:

“Hemen evet demek yerine 'Bir bakayım, sana dönerim' demeyi deneyin. Arada kazandığınız birkaç dakika, kararı korkunun değil sizin vermenize alan açıyor. İlk seferde garip hissettirebilir, bu normal.”

Bu yaklaşım, kişinin karşısındaki kişinin beklentisini düşünürken kendi koşullarını da değerlendirmesine fırsat verebilir. Her ricaya anında yanıt vermek zorunda olmadığını fark etmek, sınır koyma konusunda küçük ama önemli bir başlangıç olabilir.

SINIR KOYMAK BENCİLLİK DEĞİL

Kendi ihtiyacını dile getirmek veya bir isteği geri çevirmek, her zaman karşıdaki kişiyi önemsememek anlamına gelmiyor. Sağlıklı ilişkilerde kişinin hem başkalarının beklentilerini hem de kendi sınırlarını gözetebilmesi önem taşıyor.

Köpür, sınır koymanın ilişkileri mutlaka olumsuz etkileyeceği düşüncesinin aksine, iletişimi daha açık hale getirebileceğini belirterek şöyle konuştu:

“Sınır koymak ilişkiyi çoğu zaman bozmuyor. Aksine, karşınızdaki insan sizin gerçekten ne istediğinizi ilk kez öğreniyor.”

Diş fırçalarken kanama oluyorsa dikkat! Normal değil
Diş fırçalarken kanama oluyorsa dikkat! Normal değil
İçeriği Görüntüle

Herkesi memnun etmeye çalışırken sürekli yorgun düşen kişilerin kendi ihtiyaçlarını da dikkate alması gerekiyor. Başkalarına destek olmak ile her talebi kabul etmek arasındaki farkı görebilmek, kişinin hem kendisiyle hem de çevresiyle kurduğu ilişkiyi daha dengeli hale getirmesine yardımcı olabilir.

Muhabir: Büşra Aköz