Baş ağrısı, günlük yaşamı olumsuz etkileyen yaygın sağlık sorunları arasında yer alıyor. Ancak her baş ağrısını migren olarak değerlendirmek ve aynı yöntemlerle tedavi etmeye çalışmak doğru sonuç vermeyebiliyor. Ağrının süresi, şiddeti, karakteri ve beraberinde görülen belirtiler, doğru tanıya ulaşmada önemli ipuçları sunuyor.
Dünya genelinde yaygın görülen nörolojik hastalıklardan biri olan migrenin Türkiye’de de önemli bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekiliyor. Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Levent Gül, migrenin yalnızca baş ağrısından ibaret olmadığını belirterek doğru tanının ve kişiye özel tedavi planının önemini vurguluyor.

MİGRENİ ELE VEREN 7 BELİRTİ NELER?
Migren, tekrarlayan ataklarla seyreden nörolojik bir hastalık. Erişkinlerde ataklar genellikle 4 ila 72 saat sürebiliyor. Ağrı çoğunlukla başın bir tarafında hissedilse de iki taraflı da görülebiliyor. Zonklayıcı karakterdeki ağrı, günlük aktiviteleri zorlaştıracak düzeye ulaşabiliyor.
Prof. Dr. Hakan Levent Gül’ün değerlendirmeleri doğrultusunda migreni düşündürebilen başlıca belirtiler şöyle sıralanıyor:
-
Uzun süren ağrı: Baş ağrısının 4 ila 72 saat devam etmesi.
-
Tek taraflı ağrı: Ağrının başın bir bölümünde yoğunlaşması.
-
Zonklayıcı karakter: Ağrının nabız atışı gibi hissedilmesi.
-
Şiddetli yakınmalar: Ağrının günlük yaşamı ve rutin işleri aksatması.
-
Hareketle artış: Yürümek, merdiven çıkmak veya eğilip kalkmak gibi aktivitelerle ağrının şiddetlenmesi.
-
Bulantı ve kusma: Baş ağrısına mide bulantısı veya kusmanın eşlik etmesi.
-
Işık ve ses hassasiyeti: Aydınlık ortamların ve yüksek seslerin rahatsızlık vermesi; bazı kişilerde kokulara karşı hassasiyet gelişmesi.
Bu belirtilerin bir arada bulunması migren olasılığını artırabilir. Ancak kesin tanı, kişinin şikâyetleri, sağlık öyküsü ve hekim değerlendirmesi doğrultusunda konulmalı.

MEVSİM GEÇİŞLERİNDE MİGREN ATAKLARI NEDEN ARTABİLİR?
Mevsim geçişlerinde hava koşullarındaki ve günlük rutinlerdeki değişiklikler bazı kişilerde baş ağrısı ataklarıyla ilişkili olabiliyor. Uyku düzeninin bozulması, öğünlerin atlanması ve günlük alışkanlıklardaki değişiklikler de migren ataklarını tetikleyebilen etkenler arasında bulunuyor.
Bununla birlikte her migren hastası aynı tetikleyicilerden etkilenmiyor. Bu nedenle baş ağrısının hangi koşullarda ortaya çıktığını takip etmek, kişiye özgü tetikleyicilerin belirlenmesine yardımcı olabiliyor.
Baş ağrısının ne zaman başladığını, ne kadar sürdüğünü, hangi belirtilerle birlikte görüldüğünü ve öncesinde neler yaşandığını not etmek, nöroloji uzmanının tanı ve tedavi planlamasını destekleyebilir.

MİGRENİ TETİKLEYEN YİYECEKLER HANGİLERİ?
Migren ataklarıyla bazı yiyecek ve içecekler arasında ilişki bulunabiliyor. Çikolata, alkol, mayalı gıdalar, paketli ve işlenmiş ürünler, işlenmiş etler ve turunçgiller bazı kişilerde tetikleyici olarak bildirilebiliyor.
Ancak bu gıdaların her migren hastasında ataklara neden olduğu söylenemez. Tetikleyiciler kişiden kişiye değişebildiği için gereksiz ve geniş kapsamlı besin kısıtlamaları yerine kişisel belirtilerin takip edilmesi önem taşıyor.
Düzenli öğün tüketmek, yeterli sıvı almak ve uyku düzenini korumak da migren yönetiminde destekleyici alışkanlıklar arasında yer alıyor.
MİGREN AURASI NEDİR, HANGİ BELİRTİLERLE ORTAYA ÇIKAR?
Migrenle ilişkilendirilen belirtilerden biri de aura. Ancak her migren hastasında aura görülmüyor. Aura yaşayan kişilerde baş ağrısından önce veya atakla bağlantılı olarak geçici görme bozuklukları, uyuşma ya da konuşma güçlüğü gibi nörolojik belirtiler ortaya çıkabiliyor.
Aura belirtileri genellikle 5 ila 60 dakika sürüyor. Bununla birlikte ilk kez ortaya çıkan ani görme veya konuşma bozukluğu, tek taraflı güçsüzlük ya da alışılmışın dışındaki nörolojik belirtiler migrene bağlanarak geçiştirilmemeli. Bu belirtiler acil tıbbi değerlendirme gerektirebilir.

AYDA 15 GÜNDEN FAZLA BAŞ AĞRISI YAŞAYANLAR DİKKAT!
Baş ağrısının sıklaşması, kişinin günlük yaşamını ve işlevselliğini ciddi biçimde etkileyebiliyor. Prof. Dr. Hakan Levent Gül, baş ağrısının sıklığının ve süresinin takip edilmesinin tanı ve tedavi planlaması açısından önem taşıdığına dikkat çekiyor.
Üç aydan uzun süre boyunca ayda en az 15 gün baş ağrısı yaşanması ve bu günlerin en az 8’inde migren özelliklerinin bulunması, kronik migren açısından değerlendirme gerektiriyor.
Baş ağrısının giderek sıklaşması, şiddetinin değişmesi veya günlük yaşamı aksatması durumunda bir nöroloji uzmanına başvurulması öneriliyor. Ağrı kesicilerin sık kullanılması da bazı kişilerde baş ağrısının daha sık yaşanmasına katkıda bulunabileceğinden ilaç kullanımı hekimle değerlendirilmelidir.
MİGREN TEDAVİSİNDE TEK SEÇENEK İLAÇ MI?
Migren tedavisinde amaç yalnızca mevcut atağı hafifletmek değil, atakların sıklığını ve şiddetini azaltarak yaşam kalitesini yükseltmek. Prof. Dr. Hakan Levent Gül’ün değerlendirmesine göre tedavi planı, hastanın şikâyetlerine ve ihtiyaçlarına göre şekillendiriliyor.
Atak sırasında kullanılan tedavilerin yanı sıra gerekli görülen hastalarda koruyucu tedaviler de uygulanabiliyor. Koruyucu ilaç seçenekleri arasında beta blokerler, bazı antidepresanlar, antiepileptik ilaçlar ve farklı ilaç grupları bulunuyor.
Hangi tedavinin tercih edileceği; atakların sıklığına, eşlik eden hastalıklara, kullanılan ilaçlara ve kişinin klinik özelliklerine göre belirleniyor. Bu nedenle ilaçların hekim önerisi olmadan başlanması, bırakılması veya dozlarının değiştirilmesi doğru değil.

SİNİR BLOKAJI MİGREN TEDAVİSİNDE NASIL UYGULANIYOR?
İlaç tedavisinin yeterli olmadığı veya farklı seçeneklerin değerlendirilmesinin gerektiği bazı durumlarda botulinum toksin uygulamaları ve sinir blokajı gibi girişimsel yöntemler gündeme gelebiliyor.
Migren ve diğer baş ağrısı tablolarında, uygun hastalarda değerlendirilebilen yöntemler arasında Büyük Oksipital Sinir (GON) blokajı ve Sfenopalatin Ganglion (SPG) blokajı da bulunuyor.
GON blokajı, başın arka bölümündeki büyük oksipital sinir çevresine lokal anestezik uygulanması esasına dayanıyor. Amaç, ağrı iletimini ve ilgili sinirin ağrıya katkısını azaltmak. İşlem genellikle kısa sürse de etkinin süresi kişiden kişiye değişebiliyor ve bazı hastalarda tekrarlayan uygulamalar gerekebiliyor.
SPG blokajı ise burun içinden özel uygulama araçlarıyla sfenopalatin ganglion bölgesine ulaşılması ve bu bölgeye lokal anestezik verilmesiyle gerçekleştiriliyor. Bu yöntem, belirli baş ağrısı ve yüz ağrısı tablolarında uygun hastalar için değerlendirilebiliyor.
Her iki yöntemde de uygulama kararı, baş ağrısının türü, hastanın klinik özellikleri ve önceki tedavilere verdiği yanıt dikkate alınarak veriliyor. Geçici uyuşukluk, hassasiyet veya burun içi uygulamalarda hafif kanama gibi yan etkiler görülebiliyor. Bu nedenle girişimsel yöntemlerin deneyimli hekimler tarafından ve uygun hastalarda uygulanması önem taşıyor.
BAŞ AĞRISI KADER DEĞİL: NE ZAMAN UZMANA BAŞVURULMALI?
Migren, kişinin iş yaşamından sosyal ilişkilerine kadar pek çok alanı etkileyebiliyor. Ancak doğru tanı ve kişiye uygun tedavi planıyla atakların kontrol altına alınması ve yaşam kalitesinin artırılması mümkün olabiliyor.
Prof. Dr. Hakan Levent Gül’ün değerlendirmesinde öne çıkan temel nokta, her baş ağrısının migren olarak kabul edilmemesi ve tedavinin doğru tanıyla başlaması.
Sık tekrarlayan, günlük yaşamı etkileyen veya karakter değiştiren baş ağrılarında nöroloji uzmanına başvurmak, uygun tedavi seçeneklerinin belirlenmesine yardımcı olabilir. Ani başlayan ve çok şiddetli baş ağrısı, yeni gelişen nörolojik belirtiler veya alışılmışın dışındaki yakınmalar ise acil değerlendirme gerektirebilir.



