Mocha'nın kaybedilmesinin ardından Yemen hükümetine bağlı güçlerin Kızıldeniz kıyısı boyunca güneye çekilmeye başladığı bildirildi. Askeri kaynaklara göre hükümet güçleri, Babülmendep Boğazı'nın hemen kuzeyindeki Dhubab bölgesinde yeniden konuşlanıyor.
Husilerin aynı zamanda Kızıldeniz'deki stratejik Haniş Adaları'na yönelik saldırılar düzenlediği bildiriliyor. Böylece Yemen'deki savaşın ağırlık merkezi giderek başkent Sana ve ülkenin iç kesimlerinden dünyanın en önemli deniz ticaret yollarından birinin bulunduğu Kızıldeniz kıyılarına kayıyor.

MOCHA HUSİLERİN KONTROLÜNE GEÇTİ
Husiler günlerdir Taiz'in batısı ve Hudeyde'nin güneyinden Mocha yönünde ilerliyordu. Çatışmaların şiddetlenmesi üzerine Yemen hükümeti kente takviye birlikler gönderirken, hükümet yanlısı güçler Husi mevzilerine hava ve kara saldırıları gerçekleştirmişti.
Ancak 10 Eylül'de cephedeki tablo değişti. Reuters'a konuşan dört Yemen hükümeti askeri kaynağı, Husilerin Mocha'nın kontrolünü ele geçirdiğini doğruladı. AP'ye konuşan bölge sakinleri de Husi savaşçıların stratejik liman şehrine girdiğini aktardı.
Mocha, 2017 yılında Husilerden alınmış ve o tarihten bu yana Husi karşıtı güçlerin Kızıldeniz kıyısındaki en önemli merkezlerinden biri haline gelmişti. Kent aynı zamanda Tarık Salih liderliğindeki Ulusal Direniş Güçlerinin başlıca üslerinden biri olarak kullanılıyordu.
Yaklaşık dokuz yıl sonra Mocha'nın yeniden Husilerin kontrolüne geçmesi, bu nedenle Yemen hükümeti ve müttefikleri açısından önemli bir askeri kayıp anlamına geliyor.

SIRADAKİ HEDEF BABÜLMENDEP
Mocha'yı kritik hale getiren asıl unsur ise konumu. Kent, Kızıldeniz'i Aden Körfezi ve Hint Okyanusu'na bağlayan Babülmendep Boğazı'nın hemen kuzeyinde bulunuyor.
Hükümet güçlerinin Mocha'nın düşmesinin ardından Dhubab'a doğru çekildiği bildiriliyor. Dhubab ise doğrudan Babülmendep kıyısında, boğazın ortasındaki Perim Adası'nın karşısında yer alıyor.
Askeri kaynaklara göre Dhubab ve Perim Adası'nın kontrolü, Babülmendep üzerinde hakimiyet kurmak açısından kritik önemde. Husilerin Mocha'dan sonra güneye doğru ilerlemeyi sürdürmesi halinde çatışmaların bir sonraki merkezi bu hat olabilir.
Husilerin eş zamanlı olarak Haniş Adaları'na saldırması da dikkat çekiyor. Bu tablo, Husi harekâtının yalnızca Yemen hükümetinden yeni topraklar almakla sınırlı olmayabileceğini, Kızıldeniz'deki deniz yollarına erişimi artırmaya yönelik daha geniş bir strateji izlediğini düşündürüyor.
KIZILDENİZ'DE DENGELER DEĞİŞEBİLİR
Babülmendep, küresel deniz ticaretinin en kritik darboğazlarından biri. Körfez'den çıkan petrol ve yakıtın önemli bölümü bu güzergâhtan Kızıldeniz'e, ardından Süveyş Kanalı üzerinden Akdeniz ve Avrupa pazarlarına ulaşıyor. Asya ile Avrupa arasındaki ticaret açısından da boğaz stratejik önem taşıyor.
Husiler zaten 2023'ten itibaren Kızıldeniz'deki ticari gemilere füze ve insansız hava araçlarıyla saldırılar gerçekleştirmişti. Temmuz 2026'da ise Suudi Arabistan'a yönelik deniz ablukası ilan ederek Riyad bağlantılı gemileri hedef alma tehdidini genişletti.
Ancak Mocha'nın ele geçirilmesi farklı bir risk yaratıyor. Husilerin Kızıldeniz'in güneyindeki fiziksel varlığının genişlemesi, grubun Babülmendep çevresinde hem kara hem de deniz unsurları üzerinden baskı kurma kapasitesini artırabilir.
Bununla birlikte “Husiler Babülmendep'i kontrol ediyor” demek için henüz erken. Boğazın kontrolü yalnızca Mocha'nın ele geçirilmesine bağlı değil; Dhubab, Perim Adası ve çevredeki deniz sahasının durumu belirleyici olmaya devam ediyor.
HÜKÜMET GÜÇLERİ GÜNEYE ÇEKİLİYOR
Mocha'nın kaybedilmesinin ardından Yemen hükümetine bağlı güçler ve müttefikleri Kızıldeniz kıyısında yeni bir savunma hattı oluşturmaya çalışıyor.
Reuters'ın aktardığına göre birlikler Mocha'nın güneyindeki Dhubab'a doğru yeniden konuşlandırılıyor. Hükümet güçlerinin burada Husilerin Babülmendep yönündeki ilerlemesini durdurmaya çalışması bekleniyor.
Bu durum Yemen savaşında yeni ve çok daha kritik bir cephe oluşturuyor. Husilerin Dhubab hattını da aşması halinde Babülmendep çevresindeki güç dengesi ciddi biçimde değişebilir.

HÜKÜMET CEPHESİNDEKİ BÖLÜNMELER HUSİLERİN ELİNİ GÜÇLENDİRDİ
Mocha'daki gelişmelerin arkasında yalnızca Husilerin askeri ilerlemesi bulunmuyor. Yemen hükümeti tarafındaki farklı silahlı grupların Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleriyle farklı ilişkiler geliştirmesi uzun süredir Husi karşıtı cephede koordinasyon sorunu yaratıyor.
Tarık Salih de son gelişmelerin ardından hükümet yanlısı güçlere yeniden yapılanma çağrısı yaptı. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonla koordineli biçimde güvenli bir bölgede alternatif komuta merkezi kurulması için talimat verildiği bildirildi.
Bu tablo Mocha'nın kaybedilmesinin ardından Husi karşıtı güçlerin yalnızca cephe hattını değil, komuta ve lojistik yapılanmasını da yeniden oluşturmak zorunda kaldığını gösteriyor.
YEMEN'DE 2022'DEN SONRA EN SERT ÇATIŞMALAR
Yemen'deki savaş 2014'te Husilerin başkent Sana'yı ele geçirmesinin ardından genişlemiş, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ise 2015'te uluslararası alanda tanınan hükümeti desteklemek amacıyla askeri müdahaleye başlamıştı.
Birleşmiş Milletler arabuluculuğunda 2022'de sağlanan ateşkes çatışmaları önemli ölçüde azaltmış ancak kalıcı siyasi anlaşmaya dönüşmemişti. Son haftalarda Taiz, Hudeyde, Marib, Cevf ve diğer cephelerde yeniden başlayan çatışmalar ise ülkeyi geniş çaplı savaşa doğru sürüklüyor.
Husilerin geçtiğimiz hafta Taiz'in batısı ile Hudeyde'nin güneyinden başlattığı büyük taarruzun temel eksenlerinden biri Mocha-Babülmendep hattıydı. Birkaç gün önce Mocha'ya takviye birlik gönderen hükümet güçleri ilerlemeyi durdurmaya çalışırken, bugün kentin düşmesi Husi harekâtının beklenenden hızlı ilerlediğini ortaya koydu.

HUSİLER SUUDİ ARABİSTAN'A DA SALDIRIYOR
Cephedeki ilerleme, Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik füze ve İHA saldırılarını artırdığı bir döneme denk geldi. Son saldırılarda Abha, Cizan, Necran ve Khamis Mushait çevresindeki enerji ve ekonomik tesisler hedef alındı. Suudi makamları saldırılarda 73 kişinin yaralandığını, bazı enerji tesislerinde yangın çıktığını açıkladı.
Riyad buna Yemen'deki Husi hedeflerine yönelik yoğun hava saldırılarıyla karşılık verdi. Böylece 2022'den itibaren büyük ölçüde donmuş durumda bulunan Suudi Arabistan-Husi cephesi de yeniden aktif hale geldi.
HÜRMÜZ'DEN SONRA BABÜLMENDEP ENDİŞESİ
Mocha'nın düşüşünü küresel açıdan çok daha kritik hale getiren gelişme ise İran çevresindeki savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin zaten ciddi biçimde aksaması.
Hürmüz, normal şartlarda dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği güzergâhlardan biri. Buradaki kesintiler nedeniyle Suudi Arabistan'ın petrol ihracatında Kızıldeniz rotasının önemi daha da arttı.
Şimdi aynı anda Kızıldeniz'in güney girişindeki Babülmendep'in de askeri baskı altına girmesi, küresel enerji piyasaları açısından iki kritik darboğazın eş zamanlı olarak risk altında kalması anlamına geliyor.
Petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkmasında da bu endişeler etkili oluyor. Husilerin Babülmendep çevresindeki konumunu daha da güçlendirmesi halinde yalnızca Yemen savaşının değil, Avrupa-Asya ticareti ve küresel enerji güvenliğinin de doğrudan etkilenebileceği yeni bir kriz alanı ortaya çıkabilir.
MOCHA'NIN DÜŞÜŞÜ SAVAŞTA YENİ BİR EŞİK
Mocha'nın ele geçirilmesi tek başına Husilerin Babülmendep'i kontrol ettiği anlamına gelmiyor. Ancak grubun Kızıldeniz kıyısındaki askeri konumunu önemli ölçüde güçlendirirken, Yemen hükümetinin batı kıyısındaki savunma ve ikmal sistemine ağır darbe vuruyor.
Bundan sonraki kritik nokta Dhubab-Perim hattı olacak. Hükümet güçlerinin burada Husi ilerleyişini durdurup durduramayacağı, Babülmendep çevresindeki askeri denge açısından belirleyici hale gelebilir.
Husilerin Mocha'nın ardından Dhubab ve stratejik adalar üzerinde de hakimiyet kurması halinde Yemen'deki savaşın ağırlık merkezi tamamen değişebilir. Böyle bir senaryoda yıllardır süren Yemen iç savaşı, dünyanın en kritik iki enerji geçidinden biri üzerindeki mücadeleye dönüşerek bölgesel sınırlarını çok daha fazla aşabilir.





