Avrupa'daki sığınma hareketlerinde dengeler değişiyor. Bild'in Avrupa Birliği verilerine dayandırdığı habere göre Almanya, uzun süredir üst sıralarda yer aldığı sığınma başvurularında 2026'nın ilk altı ayında Avrupa'nın en fazla başvuru alan ülkesi olma konumundan uzaklaştı.

AB ülkelerinin yanı sıra Norveç ve İsviçre'yi kapsayan bölgede yılın ilk yarısında yaklaşık 332 bin sığınma başvurusu gerçekleştirildi. Toplam başvuru sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17 azalırken pandemi yılları hariç tutulduğunda 2019'dan bu yana en düşük seviyelerden biri kaydedildi.

Fransa2

FRANSA İLK SIRAYA YÜKSELDİ

Yeni tabloda Avrupa'nın en fazla sığınma başvurusu alan ülkesi Fransa oldu. Yılın ilk altı ayında Fransa'ya yaklaşık 69 bin kişi sığınma başvurusunda bulundu.

Fransa'yı yaklaşık 66 bin başvuruyla İtalya ve 55 bin başvuruyla İspanya izledi. Almanya ise yaklaşık 54 bin başvuruyla dördüncü sırada kaldı.

Böylece dört ülke arasındaki dağılım şu şekilde gerçekleşti: Fransa 69 bin, İtalya 66 bin, İspanya 55 bin ve Almanya 54 bin başvuru aldı.

Almanya açısından asıl dikkat çekici gelişme ise sıralamadaki değişimden çok başvuru sayısındaki sert düşüş oldu.

ALMANYA'DAKİ BAŞVURULAR YARI YARIYA AZALDI

Almanya'ya yapılan sığınma başvurularının geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 50 azalması, Avrupa genelindeki yüzde 17'lik düşüşün oldukça üzerinde gerçekleşti.

Bu durum Almanya'nın Avrupa'daki genel düşüşten çok daha hızlı bir şekilde ayrıştığını gösteriyor. Berlin yönetiminin son dönemde uygulamaya koyduğu daha sıkı sınır politikaları, düzensiz göçle mücadele önlemleri ve iltica prosedürlerindeki değişiklikler bu tablonun arka planındaki faktörler arasında değerlendiriliyor.

Almanya özellikle kara sınırlarında kontrolleri genişletirken, ülkeye giriş koşullarını karşılamayan kişilerin geri çevrilmesi konusunda da daha sert bir politika izlemeye başladı.

Almanyada Saksonya Anhalt Eyaleti Meclis Secimini Asiri Sagci Afd Kazandi 3357888

AVRUPA GENELİNDE DE SIĞINMA BAŞVURULARI DÜŞÜYOR

Almanya'daki değişim daha sert olsa da sığınma başvurularındaki gerileme yalnızca Berlin'e özgü değil. Avrupa genelinde toplam başvuruların yüzde 17 azalması, kıtaya yönelik göç hareketlerinde daha geniş bir yavaşlamaya işaret ediyor.

Avrupa ülkelerinin sınır kontrollerini artırması, AB'nin dış sınır politikalarının sıkılaştırılması, Akdeniz rotalarındaki değişimler ve üçüncü ülkelerle yapılan göç anlaşmaları bu düşüş üzerinde etkili olabilecek faktörler arasında bulunuyor.

Buna rağmen Fransa, İtalya ve İspanya'nın Almanya'nın önüne geçmesi, Avrupa'daki göç rotalarının tamamen ortadan kalkmadığını, bunun yerine coğrafi olarak yeniden şekillendiğini gösteriyor.

Özellikle İtalya ve İspanya, Akdeniz üzerinden Avrupa'ya ulaşan göç rotalarının giriş noktaları arasında bulunurken Fransa hem ilk başvurular hem de Avrupa içerisindeki ikincil hareketlilik açısından önemli bir hedef ülke konumunda.

2015'TEN SONRA ALMANYA'NIN KONUMU DEĞİŞİYOR

Almanya'nın sıralamadaki gerilemesi, ülkenin son on yıldaki göç politikası düşünüldüğünde daha dikkat çekici hale geliyor.

2015 ve 2016'daki Avrupa göç krizinde Almanya, dönemin Başbakanı Angela Merkel'in politikası doğrultusunda yüz binlerce sığınmacıyı kabul etmiş ve Avrupa'nın göç tartışmalarının merkezine yerleşmişti.

Suriye başta olmak üzere Orta Doğu ve Afganistan'dan gelen sığınmacılar Almanya'yı Avrupa'nın başlıca hedef ülkelerinden biri haline getirirken göç meselesi zaman içerisinde ülke siyasetinin en tartışmalı konularından birine dönüştü.

Aradan geçen yaklaşık on yılda ise Berlin'in politikası giderek daha sıkı bir çizgiye yöneldi.

GÖÇ AfD'NİN EN GÜÇLÜ SİYASİ BAŞLIKLARINDAN BİRİ

Sığınma başvurularındaki düşüş Almanya'da göç tartışmalarını sona erdirmiş değil. Aksine konu, ülkenin iç siyasetinde önemini koruyor.

Özellikle Almanya için Alternatif (AfD), göç ve sığınma politikalarının daha da sertleştirilmesini siyasi programının merkezine yerleştiriyor. Saksonya-Anhalt'taki parti yapılanmasının açıkladığı ilk 100 günlük programda da göç politikalarının sıkılaştırılmasına yönelik vaatler öne çıktı.

Almanya'nın doğu eyaletlerinde AfD'nin güçlenmesi, Berlin'deki federal hükümet üzerindeki göç baskısını da artırıyor. Merkez sağın da son yıllarda sınır güvenliği ve düzensiz göç konusunda daha sert bir söyleme yönelmesi, Alman siyasetindeki genel değişimi ortaya koyuyor.

UKRAYNALI ERKEKLER DE TARTIŞMANIN MERKEZİNDE

Almanya'daki göç tartışmasının bir başka boyutunu ise ülkede yaşayan Ukraynalılar oluşturuyor. Rusya-Ukrayna savaşının ardından Almanya, Avrupa'da en fazla Ukraynalı sığınmacıya ev sahipliği yapan ülkelerden biri haline geldi.

Medvedev’den Batı’ya nükleer uyarı: Bu bir blöf değil
Medvedev’den Batı’ya nükleer uyarı: Bu bir blöf değil
İçeriği Görüntüle

CSU lideri Markus Söder'in askerlik çağındaki Ukraynalı erkeklerin ülkelerine dönmesi gerektiğine yönelik açıklamaları yeni bir tartışma başlatırken Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul da Kiev ile bilgi paylaşımı ve askerlik yükümlülüğü konusundaki iş birliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Ancak Ukraynalıların büyük bölümünün klasik sığınma prosedüründen farklı olarak AB'nin geçici koruma mekanizmasıkapsamında bulunduğunu belirtmek gerekiyor. Dolayısıyla Ukraynalıların durumu, 54 bin kişilik sığınma başvurusu istatistiğiyle doğrudan aynı kategoride değerlendirilmiyor.

Almanya'nın 2026'da Fransa, İtalya ve İspanya'nın gerisine düşmesi bu nedenle yalnızca yıllık bir sıralama değişikliği olarak görülmüyor. 2015'te Avrupa'nın açık kapı politikasının sembolü haline gelen Almanya'nın yaklaşık on yıl sonra sınır kontrollerini ve göç politikasını sıkılaştırarak sığınma başvurularında dördüncü sıraya gerilemesi, Avrupa'daki göç siyasetinin geçirdiği dönüşümün de dikkat çekici göstergelerinden birini oluşturuyor.

Kaynak: Haber Merkezi