Beykoz ilçesinde yer alan Akbaba Sultan Camii ve haziresinde bulunan türbe, yüzyıllardır süregelen dini ve tasavvufi geçmişiyle bölgenin az bilinen inanç merkezleri arasında bulunuyor. Yapının mimarisi kadar, çevresinde şekillenen inanç pratikleri, ziyaret nedenleri ve tarihsel kırılma noktaları camiyi sıradan bir ibadet mekanının ötesine taşıyor.

AKBABA SULTAN KİMDİR?
Akbaba Sultan’ın kimliğiyle ilgili bilgiler sınırlı olmakla birlikte, Osmanlı’nın erken dönem tasavvuf çevreleriyle ilişkilendirilen bir isim olduğu aktarılıyor. Bazı kaynaklarda Akbaba Sultan’ın, İstanbul’un fethinden önce Anadolu ve Rumeli’de faaliyet gösteren derviş zümreleriyle bağlantılı olduğu belirtiliyor. Türbenin bulunduğu alanın, Osmanlı döneminde inziva ve irşat faaliyetlerinin yürütüldüğü bir merkez olarak kullanıldığı ifade ediliyor.

AKBABA SULTAN CAMİİ ÖZELLİKLERİ
Akbaba Sultan Camii, yalnızca bir cami olarak değil, Bektaşi tekkesiyle birlikte işlev gören bir yapı olarak öne çıkıyor. Bugün yapı çevresinde görülebilen bazı duvar izleri, avlu düzeni ve hazire yerleşimi, tekke dönemine ait planlamanın izlerini taşıyor. Cami çevresinde yer alan mezar taşlarının bir bölümünde Bektaşi kültürüne özgü sembollerin bulunduğu, ancak zamanla tahrip olduğu biliniyor.

ZİYARETLER
Akbaba Sultan Türbesi, özellikle Beykoz ve çevre ilçelerden gelen ziyaretçiler tarafından farklı niyetlerle ziyaret ediliyor. Türbeye gelenlerin bir bölümünün hastalık, geçim sıkıntısı ve ailevi sorunlar gibi nedenlerle dua ettiği, bazı ziyaretlerin ise adak geleneği çerçevesinde gerçekleştiği ifade ediliyor. Bölgede yaşayan yaşlı sakinler, geçmişte türbe çevresinde belirli günlerde toplu ziyaretlerin yapıldığını ve bu ziyaretlerin sessiz şekilde gerçekleştirildiğini aktarıyor.
Tarihi kayıtlarda yer almamakla birlikte, caminin ve türbenin bazı dönemlerde gizli ya da yarı kapalı şekilde ziyaret edildiği bilgileri sözlü kaynaklarda yer alıyor. 1826 sonrası Bektaşi tekkelerinin kapatılmasının ardından, Akbaba Sultan Camii çevresinde dini pratiklerin resmi kayıtlara yansımadan sürdürüldüğü, bu durumun uzun yıllar boyunca devam ettiği belirtiliyor.

YAPININ DETAYLARI
2013 yılında başlatılan restorasyon çalışmaları öncesinde yapılan incelemelerde, yapının bazı bölümlerinde farklı dönemlere ait onarım izlerine rastlandığı bildirildi. Özellikle kubbe altındaki duvar örgüsünde, ilk inşa dönemine ait olmayan malzeme kullanımı tespit edildi. Bu durum, yapının zaman içinde işlev değişikliklerine paralel olarak müdahaleler gördüğünü ortaya koydu.

Türbe alanında yer alan yazılı metin şu şekilde aktarılıyor:
"AKBABA SULTAN HAZRETLERİ
Beykoz’un Akbaba köyünde, köyün de en üst başında yüce bir veli yatar burada, “Akbaba Sultan” yazar kabir taşında.
Asıl adı Mehmet Efendi olup, aslen Buharalıdır. Kendisi doğuştan Allah ve Resulüne sevdalıdır. Maksadı peygamber sözü gereği, güzel asker olmaktır. Hak nasip ederse eğer, şehadet mertebesine ermektir.
Fatih’in ordusuna katılmak için, Buhara’dan yaya gelir. Sultan’ın teveccühüne erip, hocaları arasına girer. Çünkü yüce peygamber, İstanbul muhakkak fetholunacak, kumandanı ve askeri ne güzel diye buyurdu. Onu alan kumandan ve asker nesiller boyu bir birine duyurdu.
Bu şerefe ancak 1453’te, Fatih Sultan Hazretlerine nasip oldu. Eyüp Sultan Hazretleri de, İslam orduları ile İstanbul’a gelmişti. Bu seferden nasibini alıp, güzel asker olarak şehadet mertebesine ermişti.
Halbuki onun, Resulullahın dostu olarak nice ünvanları vardı. Fakat Hak Teala onu bize gönderip, ebedi olarak İstanbul’u nurlandırdı.
Muhasara uzayınca bir gün Fatih Sultan, endişe ile durumu hocalarından sordular. Gece akşam üzeri Akmehmet Efendi mana aleminde İstanbul’un fethini gördüler. Hazretlerine bu büyük müjdeyi verdiler. Akhisar’dan gelip, Fatih Hazretlerine sabah olunca müjdeyi verdiler.
Fethi size nasip olacaktır, gönlünü ferah tut yüce Sultanım dediler. Fetihten sonra Akmehmet Efendi, fetihten izin alarak burada evlenip, kendini zikir ve ibadete verir. Burada atan Hazretleri sık sık adaklar gönderir, Fatih Sultan hatırını sorup, manen koruyucu hocası hakkını rahmetine kavuşturur.
Nihayet Hakkın rahmetine kavuşan Akbaba Sultan, ebedi köyümüz Akbaba köyünde, onun ünvanı olan “Akbaba” adını alır.
RAHMETULLAHİ ALEYH
Beykoz – Akbaba 1993"
KÜLTÜREL HAFIZADA YAŞAYAN BİR ZİYARET MEKANI
Akbaba Sultan Camii ve türbesi, resmi kaynaklarda sınırlı bilgiyle yer almasına rağmen, Beykozun kültürel hafızasında özel bir konumda bulunuyor. Yapı, hem tasavvufi geçmişi hem de halk arasında süregelen ziyaret geleneğiyle, İstanbul'un az bilinen inanç durakları arasında yer alıyor.





