Yapay zekanın mimarlık ve tasarım alanındaki kullanımı giderek yaygınlaşırken, teknolojinin bir şehrin kültürünü, insanların yaşam alışkanlıklarını ve kişisel ihtiyaçlarını ne ölçüde anlayabileceği de tartışılıyor. Mimar Melek Gizem Ünsal, Türkinform Muhabiri Almila Kerküklü’ye verdiği özel röportajda, yapay zekanın mimari projelerdeki kullanımını değerlendirerek teknolojinin sunduğu imkanların yanı sıra mevcut sınırlarına da dikkat çekti.

“ÖNCE MİMARIN KENTİ NE KADAR ANLADIĞINI SORGULAMAK GEREKİYOR”

Bir şehrin kültürünü ve insanların yaşam alışkanlıklarını yapay zekanın anlayıp anlayamayacağı sorusuna farklı bir noktadan yaklaşan Ünsal, öncelikle bu unsurları analiz eden mimarların sayısının da sorgulanması gerektiğini belirtti.

Kentlerde birbirine benzeyen ve kullanıcı ihtiyaçlarını yeterince karşılamayan yapıların ortaya çıkmasında yalnızca teknolojinin değil, mesleki uygulamalardaki sorunların da etkili olduğunu ifade eden Ünsal, kopyala-yapıştır anlayışıyla hazırlanan projeler ile yeterli yetkinliğe sahip olmayan kişiler tarafından yapılan çalışmaların şehirlerde kullanışsız alanların oluşmasına neden olabildiğini söyledi.

Mimar Yapay Zeka

MİMARLIK YALNIZCA GÖRSEL BİR TASARIM DEĞİL

İyi bir mimari projenin yalnızca estetik bir görüntü ortaya koymakla sınırlı olmadığını vurgulayan Ünsal, yaşam alanlarının insanın farklı duyularına da hitap etmesi gerektiğini ifade etti.

Bir yapı tasarlanırken kullanıcının ihtiyaçlarının, günlük yaşam alışkanlıklarının ve geçmişten gelen zevklerinin tasarım sürecine dahil edilmesi gerektiğini belirten Ünsal, tüm bu unsurların mimar için önemli birer veri niteliğinde olduğunu söyledi.

MALZEMENİN FORMU BİLE KULLANICI DENEYİMİNİ DEĞİŞTİRİYOR

Mimari tasarımın detaylarında yalnızca görünümün değil, malzemenin insan üzerindeki etkisinin de dikkate alınması gerektiğine işaret eden Ünsal, aynı malzemenin farklı biçimlerde kullanılmasının yaydığı ısıyı, oluşturduğu sesi ve hatta algılanan kokuyu değiştirebildiğini belirtti.

Ünsal’a göre bu farklılıklar, kullanıcının bir mekan içerisinde yaşayacağı deneyimi doğrudan etkileyebiliyor. Yapay zekanın ise bugün için bu tür duyusal ve kişisel unsurları bir mimarın değerlendirdiği derinlikte tasarım sürecine dahil etmekte sınırlı kaldığını ifade etti.

"Tamam, istediğin olsun” demek büyük hata olabilir! Pedagog Ali Çankırılı açıkladı
"Tamam, istediğin olsun” demek büyük hata olabilir! Pedagog Ali Çankırılı açıkladı
İçeriği Görüntüle

“YAPAY ZEKAYI PROJE MÜDÜRÜ DEĞİL, STAJYER GİBİ KULLANIYORUM”

Yapay zekanın mimarlıkta tamamen dışlanması gerektiğini düşünmediğini belirten Ünsal, teknolojinin doğru konumlandırılması halinde tasarım sürecine katkı sağlayabileceğini söyledi.

Ancak karar veren ve tasarımın yönünü belirleyen unsurun yapay zeka olmaması gerektiğini savunan Ünsal, yaklaşımını, “Yapay zekayı bir proje müdürü gibi değil, stajyer gibi kullanmak bana daha verimli geliyor” sözleriyle özetledi.

Ünsal’ın değerlendirmelerine göre yapay zeka mimarlara hız ve alternatif üretme konusunda destek sağlayabilirken; bir mekanın kullanıcıyla kuracağı ilişkinin, kültürel bağlamın ve duyusal deneyimin belirlenmesinde insan odaklı tasarım anlayışı önemini koruyor.

Muhabir: Almila Kerküklü