Mahkemenin mutlak butlan kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevine dönen Kemal Kılıçdaroğlu'nun, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ı cezaevinde ziyaret edeceği yönündeki açıklamanın ardından DEM Parti kaynaklarından yeni bilgi geldi. Parti kaynaklarına göre, Demirtaş, Kılıçdaroğlu'nu cezaevinde ziyaretçi olarak kabul etmeyecek.

DEM PARTİ KAYNAKLARI GÖRÜŞME KARARINI AKTARDI
CHP Genel Başkan Yardımcısı Necdet Saraç, Kemal Kılıçdaroğlu'nun Selahattin Demirtaş'ı cezaevinde ziyaret edeceğini açıklamıştı. Ancak DEM Parti kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Demirtaş bu ziyareti kabul etmeyecek. Parti kaynakları, Demirtaş'ın daha önce yaptığı açıklamaya işaret etti.
DEMİRTAŞ'IN 2025 YILINDAKİ AÇIKLAMASI
Parti kaynaklarının aktardığına göre Demirtaş, 20 Kasım 2025 tarihinde yaptığı açıklamada, kendi arkadaşları dışında siyasetçi ve avukatlarla görüşmeme kararı aldığını duyurmuştu. Demirtaş açıklamasında, “Anlayışınıza sığınarak, bundan böyle kendi arkadaşlarım hariç siyasetçi ve avukatlarla görüşmeyeceğimi belirtmek istiyorum. Çünkü bu çarpıtma ve suistimalleri önlemenin başka yolu kalmadı” ifadelerini kullanmıştı.
KILIÇDAROĞLU'NUN DOKUNULMAZLIK AÇIKLAMASI
Kemal Kılıçdaroğlu, 2016 yılında milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ilişkin anayasa değişikliği tartışmalarıyla ilgili yaptığı açıklamada, CHP'nin o dönem “evet” oyu vermesine ilişkin değerlendirmede bulunmuştu. Kılıçdaroğlu, kararın siyasi bir teslimiyet değil, iktidarın propaganda alanını daraltma amacı taşıdığını belirtmişti. Açıklamanın ardından siyasi tartışma yaşanmıştı.
KILIÇDAROĞLU'NUN AÇIKLAMASININ TAM METNİ
Kılıçdaroğlu'nun dokunulmazlıklarla ilgili açıklamasının tamamı şöyle:
"Dokunulmazlıkların kaldırılması süreci, verdiğimiz hukuk mücadelesi ve yalan bilgilerle çarpıtılmak istenen gerçekler;
Son dönemde geçmişteki milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması süreci üzerinden yapılan haksız eleştiriler ve oluşturulmaya çalışılan algılar karşısında, gerçekleri ilk günkü netliğiyle halkımızla paylaşmak bir zorunluluk hâline gelmiştir.
Şu anda hiçbir dokunulmazlığı olmayan ve Erdoğan’ın açtığı birçok davada onlarca yıl hapis cezasıyla yargılanan, bir kısmından da ceza almış bir siyasetçi olarak tekrar söylüyorum; kürsü dokunulmazlığı dışında hiçbir dokunulmazlığı doğru bulmuyorum.
22. Dönem milletvekillerimizin ve aday adaylarımızın noter huzurunda, kendilerine tanınan dokunulmazlık ayrıcalığından faydalanmayacaklarını beyan etmeleri de bizim konuya bakışımızın göstergesidir.
2016 yılındaki dokunulmazlıkların kaldırılma sürecinde AKP, anayasa değişikliklerini referanduma götürerek yapmak istedi. Bu, ülkenin üzerine bir karabasan çöktürme niyetiydi. Bağrımıza taş bastık, risk aldık; bu karabasanı ve ülkenin tehlikeli bir biçimde kutuplaşmasını engelledik.
Sayısal çoğunluğumuz ancak buna imkân verdi. Dönemin milletvekili arkadaşlarımız her adımına şahittir.
Biz, iktidarın bu algı operasyonunu ve kurduğu siyasi tuzağı bozmak, bütün milletvekillerinin hiçbir suçtan korkusu olmadığını göstermek adına o dönem “Evet” dedik.
Bu karar, iddia edilenin aksine, siyasi bir günah veya teslimiyet değil; iktidarın elindeki en büyük propaganda silahını elinden alma hamlesiydi.
Üstelik o günkü anayasal ve yasal sürece göre, dokunulmazlığı kalkan bir siyasetçinin tutuksuz yargılanması, yargılama bittikten sonra eğer bir ceza kesinleşirse gereğinin yapılması gerekiyordu. Ancak iktidar, yargıyı sopa gibi kullanarak yasal süreci ve evrensel hukuk ilkelerini çiğnedi; milletvekillerini apar topar gözaltına alıp tutukladı.
Burada suçlanması gereken muhalefet değil, hukuku katleden Saray rejimidir.
Bu sürecin perde arkasını, hukuki boyutunu ve o günkü siyasi iklimi en iyi bilen kişilerden biri de Sayın Selahattin Demirtaş’tır. Biz, Sayın Demirtaş’ın ve tüm siyasi tutsakların haksız, hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulmasına karşı ilk günden beri en gür sesi çıkardık; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması ve Demirtaş’ın özgürlüğü için meydanlarda, Meclis kürsülerinde ve Adalet Yürüyüşü’nde her zaman en ön safta mücadele ettik.
Hal böyleyken, bugün gelinen noktada hem bu büyük hukuk mücadelesini görmezden gelen hem de el altından Erdoğan yönetimiyle pazarlık masasına oturan ve sözüm ona Sayın Demirtaş’ın yol arkadaşı olduğunu iddia eden bazı kişilerin tavırları tam bir tutarsızlıktır.
Biz geçmişte kurulan tuzakları bozarak hukuk zemininde kalırken, bugün Erdoğan’ın muhalefeti bölme oyunlarından biri olan dokunulmazlık meselesini yalan ve yanlış bilgilerle kamuoyunda işleyen siyasetçi ve gazeteciler, bilerek ya da farkında olmadan iktidara hizmet etmektedir.
Bizim ne halkımıza karşı bir günahımız ne de Adalet Yürüyüşü’müzden bir milim sapmamız vardır! Dün olduğu gibi bugün de ilkeli duruşumuzdan taviz vermeden; hem Saray rejimiyle hem de onunla iş birliği yaparak demokratik muhalefeti zayıflatmaya çalışanlarla mücadele etmeye kararlıyız.
Buradan bir kez daha ilan ediyorum:
Sayın Demirtaş’ın, Selçuk Kozağaçlı’nın, Can Atalay’ın, Gezi tutuklularının, haksız yere tutuklu bulunan bütün belediye başkanlarımızın ve bu milletin her bir üyesinin hakkını sonuna kadar arayacağımı bilmenizi isterim.
Bu ülkede tek bir adaletsizlik, tek bir mazlum kalmayana dek; herkes için adalet, herkes için hukuk demeye inatla ve kararlılıkla devam edeceğiz!"




