Kilo vermek isteyenler çoğu zaman ekmeği tamamen bırakmak, uzun süre aç kalmak veya kısa sürede sonuç veren katı diyetlere yöneliyor. Diyetisyen Ezgi Akçakaya Şenyürek ise kalıcı kilo yönetimi için doğrudan yasaklar koymak yerine, kişinin kendi yaşamında kilo vermeyi zorlaştıran alışkanlıkları fark etmesi gerektiğini belirtiyor.
Şenyürek, kilo verme sürecinde amacın yalnızca daha az yemek olmadığını, kişinin günlük hayatına uyum sağlayabilecek sürdürülebilir bir beslenme düzeni oluşturmasının önem taşıdığını ifade ediyor.
ÖĞÜNLERİ DENGELEMEK GEREKİYOR
Kilo vermek isteyen herkesin değiştirmesi gereken tek bir ortak alışkanlık olmadığını belirten Şenyürek, kişilerin kilo yönetimini zorlaştıran davranışlarının farklılık gösterebildiğini söylüyor.
Bazı kişilerde gün boyunca öğün atlayıp akşam kontrolsüz yemek yeme sorunu görülürken, bazı kişilerde sık dışarıdan yemek yemek, yetersiz hareket etmek, düzensiz uyumak veya farkında olmadan gün boyunca atıştırmak kilo yönetimini zorlaştırabiliyor.
Şenyürek, ilk adımın doğrudan yasaklar koymak değil, kişinin kendi beslenme ve yaşam düzeninde kilo yönetimini zorlaştıran noktaları fark etmesi olduğunu belirtiyor.
Yeterli protein ve lifin gün içerisindeki öğünlere dağıtılmasının hem dengeli beslenme hem de tokluk yönetimi açısından önemli olduğunu vurguluyor.
KARBONHİDRATI TAMAMEN KESMEYİN
Kilo vermek için ekmek, tahıllar veya tüm karbonhidrat kaynaklarının beslenmeden çıkarılmasının gerekmediğini belirten Şenyürek, karbonhidratların tamamen yasaklanmasına karşı çıkıyor.
Tam tahıllar, kurubaklagiller, sebze ve meyveler gibi kaliteli karbonhidrat kaynaklarının kişinin ihtiyacına uygun miktarlarda beslenmeye dahil edilebileceğini ifade ediyor.
Şenyürek, kısa süre uygulanabilen katı kurallar yerine kişinin günlük hayatında sürdürebileceği alışkanlıkların oluşturulması gerektiğine dikkat çekiyor.
HAREKET SÜRDÜRÜLEBİLİR OLMALI
Kilo verme sürecinde en ağır veya en popüler egzersizi yapmanın şart olmadığını belirten Şenyürek, kişinin hayatına gerçekten uyabilecek ve devam ettirebileceği bir hareket biçimi bulmasının daha önemli olduğunu söylüyor.
Bazı kişiler için düzenli yürüyüşün, birkaç hafta yapılıp bırakılan yoğun bir egzersiz programından daha değerli olabileceğini belirten Şenyürek, hareket düzeninde de sürdürülebilirliğin esas olduğunu vurguluyor.
“BOZDUM” DÜŞÜNCESİNE DİKKAT
Bir öğünde planlanandan fazla yemek yenilmesinin bütün sürecin bozulduğu anlamına gelmediğini belirten Şenyürek, “Bozdum, artık günün geri kalanı da gitti” düşüncesinden uzaklaşılması gerektiğini ifade ediyor.
Bir sonraki öğünde normal düzene dönmenin, sürekli kısıtlama ve telafi döngüsüne girmekten çok daha sürdürülebilir olduğunu belirten Şenyürek, tek bir öğündeki fazlalığın bütün beslenme düzeninin bırakılması için gerekçe yapılmaması gerektiğini söylüyor.
BESİN ÇEŞİTLİLİĞİ İHMAL EDİLMEMELİ
Şenyürek, kilo verme sürecinin sürekli aynı birkaç “diyet besini” etrafında oluşturulmaması gerektiğine de dikkat çekiyor.
Farklı sebze ve meyvelere, protein kaynaklarına, tahıllara, kurubaklagillere ve sağlıklı yağ kaynaklarına beslenmede yer verilmesini öneren Şenyürek, kilo verirken yalnızca daha az yemenin değil, daha iyi ve çeşitli beslenmenin de hedeflenmesi gerektiğini belirtiyor.
Su tüketimi ve uyku düzeninin de kilo yönetiminden ayrı düşünülmemesi gerektiğini ifade ediyor.
EN İYİ ALIŞKANLIK SÜRDÜRÜLEBİLEN
Diyetisyen Ezgi Akçakaya Şenyürek'e göre kilo verme sürecinde en iyi alışkanlık, en hızlı kilo verdiren değil, kişi hedef kilosuna ulaştığında da devam ettirebildiği alışkanlık.
Şenyürek, başarılı kilo yönetiminin geçici bir diyet programından çok, kişinin hayatına uyum sağlayan yeni bir düzen oluşturmakla mümkün olduğunu vurguluyor.





