Kısırlaştırmanın hayvanları mutsuz ettiği ve karakterlerini tamamen değiştirdiği düşünülüyor. Veteriner Hekim Eren Saygılı, Türkinform muhabiri Almila Kerküklü’ye verdiği özel röportajda bu konudaki yaygın yanlışları ve merak edilen gerçekleri anlattı.
KISIRLAŞTIRMA HAYVANIN KARAKTERİNİ SİLMEZ
Kısırlaştırmanın hayvanın temel karakterini bütünüyle değiştirmediğini belirten Saygılı, “Hayvanın sahibine olan bağlılığı, oyunculuğu, merakı ve insanlarla kurduğu ilişki yalnızca üreme hormonlarıyla şekillenmez. Genetik özellikleri, yaşadığı ortam, sosyalleşme süreci ve geçmiş deneyimleri de karakter üzerinde etkilidir” dedi.
Operasyon sonrasında özellikle hormonlarla bağlantılı bazı davranışlarda azalma görülebileceğini ifade eden Saygılı; eş aramak için evden kaçma, idrarla alan işaretleme, çiftleşme isteği ve bazı hayvanlarda görülen rekabet davranışlarının hafifleyebileceğini söyledi. Bu değişikliklerin hayvanın kişiliğini kaybettiği anlamına gelmediğini vurguladı.
“KISIRLAŞTIRILAN HAYVAN MUTSUZ OLUR” DÜŞÜNCESİ DOĞRU DEĞİL
Hayvanların kısırlaştırma kararını insanlar gibi annelik, babalık veya çocuk sahibi olma isteği üzerinden değerlendirmediğini kaydeden Saygılı, “Kısırlaştırıldığı için kendisini eksik hissedeceği ya da hayatı boyunca mutsuz olacağı düşüncesi, hayvanlara insana özgü duygular yüklenmesinden kaynaklanıyor. Uygun bakım koşullarında hayvan günlük yaşamına devam eder” ifadelerini kullandı.
Operasyondan sonraki ilk günlerde görülebilen durgunluk, iştahsızlık veya oyun isteğindeki azalma ise kalıcı bir karakter değişikliği olarak değerlendirilmemeli. Anestezinin etkisi, ameliyat bölgesindeki hassasiyet ve iyileşme süreci hayvanın geçici olarak daha sakin davranmasına yol açabiliyor. Bu durumun uzaması veya hayvanda belirgin bir rahatsızlık görülmesi hâlinde veteriner hekime başvurulması gerekiyor.

EN YAYGIN YANLIŞ BİLGİ DAVRANIŞLARIN TAMAMININ DEĞİŞECEĞİ İNANCI
Saygılı, kısırlaştırmayla ilgili en yaygın yanlışlardan birinin, operasyonun hayvanın bütün davranışlarını değiştireceği düşüncesi olduğunu belirtti. Kısırlaştırmanın hormonlarla ilişkili davranışları etkileyebileceğini ancak korku, kaygı, travma, yetersiz sosyalleşme ve öğrenilmiş alışkanlıklardan kaynaklanan sorunları tek başına ortadan kaldırmayacağını söyledi.
Özellikle saldırganlık sorunlarında “Kısırlaştırılırsa tamamen düzelir” şeklinde kesin bir beklentiye girilmemesi gerektiğini vurgulayan Saygılı, saldırganlığın altında yatan nedenin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Korku kaynaklı veya öğrenilmiş saldırganlık davranışlarında çevresel düzenleme, eğitim ve gerektiğinde davranış uzmanı desteği gerekebiliyor.
KİLO ALMASI KAÇINILMAZ DEĞİL
Kısırlaştırılan her hayvanın mutlaka kilo alacağı düşüncesinin de doğru olmadığını dile getiren Saygılı, operasyon sonrasında enerji ihtiyacının ve iştahın değişebileceğine dikkat çekti. Beslenme düzeni aynı şekilde sürdürülürken hareket miktarı azalırsa kilo artışı yaşanabileceğini ancak bunun kontrol edilebileceğini söyledi.
Hayvanın yaşına, kilosuna, ırkına ve sağlık durumuna uygun mama miktarı belirlenmesi; günlük hareketin korunması ve düzenli kilo takibi yapılması obezite riskini azaltıyor. Saygılı, kilo artışının doğrudan operasyonun kaçınılmaz sonucu değil, çoğunlukla enerji alımı ile harcanan enerji arasındaki dengenin bozulmasıyla ilişkili olduğunu kaydetti.
HER HAYVAN İÇİN AYRI DEĞERLENDİRME YAPILMALI
Kısırlaştırma kararının yalnızca çevreden duyulan bilgilere dayanılarak verilmemesi gerektiğini belirten Saygılı, operasyon zamanı konusunda da bütün hayvanlar için geçerli tek bir yaş bulunmadığını söyledi. Tür, ırk, cinsiyet, gelişim dönemi, yaşam koşulları ve mevcut hastalıkların karar sürecinde birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Saygılı, “Kısırlaştırma ne hayvanın karakterini yok eden bir işlem ne de bütün davranış sorunlarını tek başına çözen bir yöntemdir. En doğru karar, hayvanın bireysel özellikleri ve sağlık durumu değerlendirilerek veteriner hekimle birlikte verilmelidir” ifadelerini kullandı.





