Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de yürüttüğü bilimsel araştırma faaliyetlerine yönelik itirazlarını eleştirdi. Rum yönetiminin Birleşmiş Milletlere (BM) gönderdiği mektuba tepki gösteren Öztürkler, Kıbrıs Türk halkının haklarının görmezden gelinemeyeceğini vurguladı. Türkiye'nin KKTC'nin güvenliği açısından önemine dikkat çeken Öztürkler, Rum liderliğine silahlanma politikaları yerine iş birliği çağrısında bulundu.
ÖZTÜRKLER'DEN RUM YÖNETİMİNİN BM BAŞVURUSUNA TEPKİ
KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, 1 Kasım 2026'da yaptığı yazılı açıklamada, Rum yönetiminin Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki bilimsel araştırmalarına yönelik girişimlerini değerlendirdi.
Rum yönetiminin BM'ye gönderdiği mektupta, Türkiye'ye ait "Akdeniz Araştırma 1" gemisinin faaliyetlerine itiraz ettiğini belirten Öztürkler, çalışmaların Rum tarafının izni olmadan gerçekleştirilemeyeceği iddiasına karşı çıktı.
Rum yönetiminin, araştırma faaliyetlerinin engellenmesi için Birleşmiş Milletlerden destek istediğini aktaran Öztürkler, bu yaklaşımın Kıbrıs Türk halkının bölgedeki haklarını görmezden geldiğini savundu.

RUM YÖNETİMİNE "ÇİFTE STANDART" ELEŞTİRİSİ
Öztürkler, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Türkiye'nin bilimsel araştırmalarına karşı çıkarken farklı ülkelerle askeri iş birliğini geliştirdiğini belirtti.
Rum yönetiminin İsrail ve Fransa ile yaptığı askeri anlaşmaları eleştiren Öztürkler, Yunanistan'a ait savaş uçakları ve gemilerinin Ada'daki varlığına yönelik açıklamalara da tepki gösterdi.
Rum komandolarının Selanik'te düzenlenen yürüyüşe katılmasını askeri yakınlaşmanın bir başka örneği olarak değerlendirdi.
Rum yönetiminin tutumunu "açık bir çifte standart" olarak nitelendiren Öztürkler, Kıbrıs Türk halkının Ada üzerindeki haklarının yok sayılamayacağını vurguladı.
"BU ADADA KIBRIS TÜRK HALKI DA VARDIR"
Kıbrıs'ın yalnızca Rum toplumundan oluşmadığını belirten Öztürkler, Kıbrıs Türk halkının siyasi haklarının ve statüsünün dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Öztürkler, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"Ancak Rum yönetiminin unuttuğu önemli bir gerçek vardır: Bu adada yalnızca Rumlar değil, egemen bir devlet olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve haklarından asla vazgeçmeyecek Kıbrıs Türk halkı da vardır."
KKTC'nin egemenliğini ve Doğu Akdeniz'deki haklarını Türkiye ile birlikte savunmaya devam edeceklerini ifade eden Öztürkler, Rum liderliğinin mevcut yaklaşımını değiştirmesi gerektiğini savundu.
ERDOĞAN VE YAŞAR GÜLER'İN AÇIKLAMALARINA DESTEK
KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı, Türkiye'nin Kıbrıs Türk halkına yönelik desteğine de değindi.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in Kıbrıs Türk halkının güvenliği, egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsüne yönelik açıklamalarını önemli bulduğunu belirtti.
Öztürkler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'nde KKTC ile ilişkilerin güçlendirilmesi yönünde yaptığı çağrının da Türkiye'nin desteğini gösterdiğini ifade etti.
Türkiye ile KKTC arasındaki iş birliğinin sürdürüleceğini vurgulayan Öztürkler, özellikle güvenlik ve Doğu Akdeniz'deki haklar konusunda ortak hareket etme kararlılığını dile getirdi.
"EN BÜYÜK GÜVENCEMİZ ANAVATAN TÜRKİYE'DİR"
Rum yönetimine yönelik çağrısını yineleyen Ziya Öztürkler, tehdit ve silahlanma politikaları yerine Ada'daki siyasi gerçeklerin kabul edilmesi gerektiğini savundu.
Öztürkler, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"Bizler, KKTC'nin egemenliğini, güvenliğini ve Doğu Akdeniz'deki ortak haklarımızı Anavatan Türkiye ile birlikte savunmaya kararlıyız. Rum Yönetimi artık tehdit, şikayet ve silahlanma politikaları yerine adadaki gerçekleri kabul etmelidir. Çünkü bizim en büyük güvencemiz Anavatan Türkiye'dir. Türkiye'nin gücü, desteği ve kararlı duruşuyla KKTC'nin haklarını, egemenliğini ve geleceğini savunmaya devam edeceğiz. Kıbrıs Türk halkı yalnız değildir, hiçbir zaman da yalnız olmayacaktır."
Öztürkler'in açıklaması, Türkiye ile Rum yönetimi arasında Doğu Akdeniz'deki araştırma faaliyetleri ve deniz yetki alanları konusunda devam eden görüş ayrılıklarını yeniden gündeme taşıdı.




