Türkiye, denizlerdeki doğal ve biyolojik zenginliğin korunmasına yönelik yeni bir adım attı. Cumhurbaşkanı kararlarıyla Fethiye-Kaş Deniz Milli Parkı ile Kuzey Ege Deniz Milli Parkı resmen oluşturuldu. Böylece Türkiye’nin Mavi Vatan’daki çevresel koruma alanları Ege ve Akdeniz’de iki yeni bölgeyle genişletildi.
Resmi Gazete’de yayımlanan kararlarla sınırları belirlenen alanlara deniz milli parkı statüsü verildi. Düzenlemeyle deniz canlılarının yaşam alanlarının korunması, biyolojik çeşitliliğin desteklenmesi ve doğal kaynakların sürdürülebilir şekilde yönetilmesi hedefleniyor.
FETHİYE-KAŞ VE KUZEY EGE KORUMA ALTINA ALINDI
Yeni düzenleme kapsamında Muğla’nın Fethiye ilçesi ile Antalya’nın Kaş ilçesi açıklarındaki geniş deniz sahası “Fethiye-Kaş Deniz Milli Parkı” olarak belirlendi. Kuzey Ege’de sınırları belirlenen bir diğer deniz alanı da “Kuzey Ege Deniz Milli Parkı” statüsü kazandı.
Her iki bölgenin de Türkiye’nin deniz ekosistemleri açısından önemli alanlar arasında yer aldığı belirtilirken, milli park statüsüyle bu bölgelerdeki doğal yaşamın daha kapsamlı şekilde korunması amaçlanıyor.
Yeni alanların yönetimi sırasında deniz canlılarının yaşam alanları, su altı ekosistemleri ve doğal dengenin korunmasına yönelik özel planlamaların yapılması bekleniyor.
DENİZLERDE KORUMA POLİTİKASI GENİŞLİYOR
Yeni milli parkların oluşturulmasıyla Türkiye’nin çevre koruma politikasının denizlerdeki kapsamı da genişlemiş oldu. Amaç, yalnızca belirlenen bölgelerin mevcut doğal yapısını korumak değil, gelecek yıllarda oluşabilecek çevresel baskılara karşı da daha güçlü bir koruma sistemi oluşturmak.
Deniz kirliliği, yoğun insan faaliyetleri ve iklim değişikliğinin deniz ekosistemleri üzerindeki etkileri dikkate alındığında, koruma alanlarının genişletilmesi önemli bir adım olarak görülüyor. Türkiye’nin bu alanlarda biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik izleme ve denetim faaliyetlerini artırması, bilimsel çalışmalarla ekosistemdeki değişimlerin yakından takip edilmesi planlanıyor.

EGE’DE HUKUKİ POZİSYON VURGUSU
Yeni düzenlemenin özellikle Ege Denizi açısından hukuki ve siyasi boyutu da dikkat çekti. Türkiye, çevre koruma yaklaşımının yalnızca kara sularıyla sınırlı olmadığını, deniz yetki alanlarında da doğal ve biyolojik kaynakların korunmasına yönelik sorumluluk üstlendiğini vurguluyor.
Dışişleri kaynakları, oluşturulan milli parkların Türkiye’nin Ege ve Akdeniz’deki mevcut hukuki pozisyonlarıyla uyumlu olduğunu belirtti. Yunanistan’ın geçmişte deniz yetki alanlarına ilişkin attığı tek taraflı adımların Türkiye açısından hukuki sonuç doğurmadığı görüşü de yinelendi.
Türkiye, deniz çevresinin korunmasına yönelik çalışmaların uluslararası hukuk çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini savunurken, yeni milli parkların da bu anlayış doğrultusunda oluşturulduğunu ifade ediyor.
SEYRÜSEFER SERBESTİSİ DEVAM EDECEK
Deniz milli parklarının yönetimi, Tarım ve Orman Bakanlığının koordinasyonunda ilgili kurumların katılımıyla yürütülecek. Koruma tedbirleri uygulanırken deniz ulaşımı, ticari faaliyetler ve seyrüsefer serbestisinin de dikkate alınacağı belirtildi.
Bu kapsamda hem deniz ekosistemlerinin korunması hem de denizcilik faaliyetlerinin uluslararası kurallar çerçevesinde sürdürülebilmesi hedefleniyor.
Milli parklar için hazırlanacak yönetim planlarında balıkçılık, turizm, deniz ulaşımı ve diğer faaliyetlerin çevresel hassasiyetlerle birlikte değerlendirilmesi bekleniyor. Böylece koruma ile sürdürülebilir kullanım arasında denge kurulması amaçlanıyor.
DENİZ CANLILARI İÇİN YENİ KORUMA KALKANI
Fethiye-Kaş ve Kuzey Ege’de oluşturulan milli parkların özellikle deniz canlılarının yaşam alanlarının korunmasına katkı sağlaması bekleniyor. Hassas ekosistemler, su altı yaşamı ve çeşitli deniz türleri yeni koruma planlarının önemli başlıkları arasında yer alacak.
Bu bölgelerde bilimsel araştırmaların artırılması, deniz kirliliğine karşı daha sıkı denetimler yapılması ve doğal yaşam üzerindeki insan kaynaklı baskının azaltılması da planlanan çalışmalar arasında bulunuyor. Yeni statünün, aynı zamanda deniz turizminin çevreye duyarlı şekilde geliştirilmesine ve bölgenin doğal değerlerinin gelecek nesillere aktarılmasına katkı sağlaması hedefleniyor.
SÜREÇ 2025’TE BAŞLAMIŞTI
Türkiye’nin deniz koruma alanlarına ilişkin çalışmaları daha önce açıklanan deniz mekansal planlama adımlarıyla hız kazanmıştı. 2025 yılında duyurulan çalışmalarla Türkiye’nin deniz yetki alanlarında çevresel koruma ve sürdürülebilir kullanım başlıkları daha kapsamlı şekilde ele alınmaya başlanmıştı.
Fethiye-Kaş ve Kuzey Ege’nin deniz milli parkı ilan edilmesiyle bu süreç yeni bir aşamaya geçti. Böylece Türkiye, Mavi Vatan’daki doğal yaşam alanlarının korunmasına yönelik politikasını somut iki yeni koruma sahasıyla genişletmiş oldu. Yeni milli parkların hayata geçirilmesiyle Ege ve Akdeniz’de çevresel koruma, biyolojik çeşitlilik ve sürdürülebilir deniz kullanımına yönelik çalışmaların önümüzdeki dönemde daha da artırılması bekleniyor.




