Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın bölgesel güvenlik dengelerine etkisi tartışılmaya devam ediyor. Anlaşmanın İsrail açısından oluşturabileceği caydırıcılığa ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ortadoğu Uzmanı Mete Sohtaoğlu, ortaya çıkan yeni yapının yalnızca İsrail üzerinden okunmaması gerektiğini söyledi.

Sohtaoğlu, anlaşmanın ilerleyen dönemde farklı ülkelerin de dikkatini çekebileceğini belirterek, “Burada sadece İsrail çıkmıyor” dedi.

“SADECE İSRAİL AÇISINDAN DEĞİL”

Anlaşmanın İsrail açısından caydırıcılık oluşturup oluşturmayacağına ilişkin değerlendirmesinde Sohtaoğlu, bölgedeki diğer ülkelerin de ortaya çıkan yeni güvenlik denklemine göre pozisyon alabileceğini söyledi.

Sohtaoğlu, Ortadoğu Uzmanı Mete Sohtaoğlu, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması’nın yalnızca İsrail açısından değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Anlaşmanın bölgesel denge ve caydırıcılık ekseninde şekillendiğini belirten Sohtaoğlu, Suriye’deki Golan Tepeleri, Kuneytra ve Dera bölgelerinin Türkiye ile İsrail arasında örtülü bir karşılaşma alanına dönüşebileceğini öne sürdü. ifadelerini kullandı.

Mısır’ın da Suudi Arabistan’ın anlaşmanın içinde olması nedeniyle gelişmeleri dikkatle takip edeceğini belirten Sohtaoğlu, Birleşik Arap Emirlikleri'nin Türkiye ile ilişkileri nedeniyle temkinli davranabileceğini söyledi.

Sohtaoğlu, “Özbekistan, Orta Asya da çok dikkatli takip edecektir” diyerek bölgesel gelişmelerin yalnızca Ortadoğu ülkeleriyle sınırlı kalmayabileceğini ifade etti.

“HİNDİSTAN DOĞRUDAN BİR TEHDİT ALGISI HİSSEDECEK”

Anlaşmanın Hindistan açısından da önemli sonuçları olabileceğini savunan Sohtaoğlu, “Ama burada sadece İsrail değil, mesela Hindistan doğrudan bir tehdit algısı hissedecek muhtemelen” dedi.

Sohtaoğlu, İsrail'in yanı sıra İran'ın da anlaşmayı farklı bir tehdit algısı üzerinden değerlendirebileceğini belirterek, “İsrail tehdit algısı, İran örneğin çevrelenme korkusuyla muhtemelen karşılayacak” ifadelerini kullandı.

“İRAN’IN BÖLGESEL YAYILIMINA KARŞI DA BİR MEKANİZMA”

Mekke Anlaşması’nın İran’ın bölgesel yayılımı ve çatışmaların daha geniş bir coğrafyaya yayılması ihtimali açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Sohtaoğlu, anlaşmanın Güney Asya dengeleri bakımından da etkiler oluşturabileceğini söyledi.

Sohtaoğlu, “Yani burada açıkçası İran'ın bölgesel yayılımına ya da savaşın coğrafyaya yayılmasına karşı da oluşturulan mekanizma” dedi.

Bunun yanında Hindistan merkezli Güney Asya dengelerine de dikkat çeken Sohtaoğlu, “İşte Hindistan merkezli Güney Asya dengesine yönelik de bir hamle” değerlendirmesinde bulundu.

“BU BİR SALDIRI İTTİFAKI DEĞİL”

Mekke Anlaşması'nın temel niteliğine ilişkin değerlendirmesinde Sohtaoğlu, yapının doğrudan saldırı amacı taşıyan bir ittifak olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.

Sohtaoğlu, “Yani bir saldırı ittifakı değil bu. Denge ve caydırıcılık denen minvalde oluşturuluyor” ifadelerini kullandı.

Ortaya çıkan yapının farklı güç merkezleriyle ilişkiler bakımından da dikkat çekici olduğunu belirten Sohtaoğlu, “Açık söylemek gerekirse yani dosya bazlı ABD ile köprüleri atmayan, Çin'in politikalarıyla belki örtüşen, İslam dünyasında çekirdek güç oluşturan bir eksen çıktı karşımıza” dedi.

SURİYE HATTINA DİKKAT ÇEKTİ

Sohtaoğlu, Mekke Anlaşması'nın bölgesel etkileri değerlendirilirken Suriye'nin güneyindeki gelişmelerin de yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi.

Özellikle Golan Tepeleri, Süveyda, Kuneytra ve Dera bölgelerine dikkat çeken Sohtaoğlu, “İsrail meselesi bizi Suriye ile muhtemelen zorlamaya çalışacak. Özellikle bu Golan Tepeleri, Süveyde bölgelerinde, Kuneytra bölgelerinde, Dera bölgesinde” ifadelerini kullandı.

Sohtaoğlu, Türkiye ile İsrail arasında doğrudan olmayan bir karşılaşma alanının Suriye üzerinden oluşabileceğini öne sürdü.

Okul kayıtları ve ara tatil için Bakan Tekin’den açıklama
Okul kayıtları ve ara tatil için Bakan Tekin’den açıklama
İçeriği Görüntüle

“İSRAİL SADECE SURİYE’Yİ İŞGAL ETMİYOR”

Suriye'deki İsrail kontrolündeki bölgelerin yalnızca askeri açıdan değil, gelecekteki ticaret ve enerji güzergahları açısından da değerlendirilmesi gerektiğini savunan Sohtaoğlu, Körfez ile Türkiye arasındaki bağlantılara dikkat çekti.

Sohtaoğlu, “Çünkü şuna dikkat edilmiyor. İsrail'in işgal ettiği Suriye'deki bütün alanlar Körfez'den Türkiye'ye gelecek hem ticaret yolu hem enerji koridorlarının, yani petrol koridorlarının üzerinde” dedi.

Bu bölgelerin enerji hatları açısından da önemli bir konumda olduğunu belirten Sohtaoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İsrail sadece Suriye'yi işgal etmiyor. Yani bir istikrarsızlık meselesinde Şam hükümetini zor durumda bırakmaya çalışmıyor. Körfez'le Türkiye arasında bu medyaya yansıyan Körfez boru hatlarının erişimini engelleyen bir işgal devam ettiriyor.”

“TÜRKİYE’NİN İSRAİL’LE KARŞI KARŞIYA GELECEĞİ ÖRTÜLÜ ALAN”

Sohtaoğlu, bölgedeki enerji ve ticaret güzergahları üzerinden Türkiye ile İsrail arasında yeni bir rekabet alanı oluşabileceğini öne sürdü.

“Dolayısıyla bizim Türkiye olarak İsrail'le karşı karşıya geleceğimiz örtülü alan, bu Golan Tepeleri, Kuneytra, Dera bölgeleri olarak gözüküyor” diyen Sohtaoğlu, Suriye'nin güneyindeki gelişmelerin yakından takip edilmesi gerektiğini ifade etti.

ENERJİ HATLARI VURGUSU

Türkiye, Ürdün, Suudi Arabistan ve Katar ekseninde yıllardır gündeme gelen doğal gaz boru hattı projelerine de değinen Sohtaoğlu, bu projelerin bölgesel denklem içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Sohtaoğlu, “Buralarda üstü kapalı bir şekilde Türkiye ile Ürdün'ün, Suudi Arabistan'ın ya da Katar'ın yıllardır konuşulan doğalgaz boru hattının şu an görüşülmesi devam ediyor” dedi.

İsrail'in bölgedeki konumunun enerji güzergahları açısından da ele alınması gerektiğini savunan Sohtaoğlu, “İsrail bir anlamda kendi dışlandığı için buralardaki işgalini devam ettirip bu hatların oluşturulmasını engellemeye çalışıyor” iddiasında bulundu.

Sohtaoğlu, Mekke Anlaşması'nın etkilerinin yalnızca askeri caydırıcılık üzerinden değil; bölgesel güç dengeleri, Suriye'deki gelişmeler, ticaret yolları ve enerji koridorları üzerinden de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Muhabir: Yalçın Taşbaşı