Mekke Anlaşması’nın bölgesel ve küresel dengeler açısından önemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dış politika yazarı Mehmet Beyhan Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında oluşturulan yapıyı “3-AB” projesi olarak nitelendirdi. Beyhan’a göre Riyad’da atılan üçlü imza, bu projenin tamamlanmış hali değil, daha geniş bir yapılanmanın başlangıç noktası.

“ÜÇLÜ İMZA NİHAİ HEDEF DEĞİL”

Beyhan, “Riyad'da atılan üçlü imza ‘3-AB’ projesinin nihai hedefi değil, yalnızca ilk ve en sağlam adımıdır” ifadelerini kullandı.

Söz konusu işbirliğinin küresel ölçekte etkili bir denge unsuru haline gelebilmesi için yeni ülkelerin de yapıya dahil edilmesi gerektiğini belirten Beyhan, özellikle Mısır ve Macaristan’ın ittifaka katılımının önemli olacağını savundu.

Beyhan, jeopolitik dengelerin uygun olması halinde İran’ın da bu pakta dahil edilmesinin değerlendirilebileceğini ifade etti. Ancak İran’ın bölgesel politikaları ve hedefleri nedeniyle böyle bir katılımın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği konusunda soru işaretleri bulunduğuna dikkat çekti.

MISIR VE MACARİSTAN VURGUSU

İttifakın genişleme stratejisinde Mısır ve Macaristan’a özel önem veren Beyhan, iki ülkenin farklı coğrafyalardaki stratejik konumlarına dikkat çekti.

Dünyanın gözü 2027’de İstanbul’da olacak!
Dünyanın gözü 2027’de İstanbul’da olacak!
İçeriği Görüntüle

Beyhan, “Kuzey Afrika'nın kapısı Mısır, Avrupa'nın kilidi Macaristan ile tahkim edilecek bir genişleme stratejisi, 3-AB idealini küresel bir barış mihverine dönüştürecektir” değerlendirmesinde bulundu.

Bu yaklaşımın, Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan hattının farklı bölgelere açılmasını sağlayabileceğini belirten Beyhan, Mısır’ın Kuzey Afrika ve Arap dünyasındaki konumu ile Macaristan’ın Avrupa’daki jeopolitik pozisyonunun ittifaka farklı boyutlar kazandırabileceğini ifade etti.

İRAN KONUSUNDA TEMKİNLİ YAKLAŞIM

Beyhan’ın değerlendirmesinde İran da dikkat çeken ülkeler arasında yer aldı. İran’ın olası bir genişleme sürecinde pakta dahil edilmesinin bölgesel dengeler açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini belirten Beyhan, bunun gerçekleşmesinin ise İran’ın kendi bölgesel politikaları nedeniyle kolay olmayabileceğini söyledi.

İran’ın bölgesel ihtirasları nedeniyle böyle bir öneriyi kabul edip etmeyeceğinden emin olmadığını dile getiren Beyhan, buna rağmen İran’ın olası katılımının ittifakın jeopolitik ağırlığını önemli ölçüde artırabileceği mesajını verdi.

“HEGEMONYA ARAYIŞI DEĞİL”

Beyhan, önerdiği genişleme stratejisinin herhangi bir ülkeye veya bölgeye karşı hegemonya oluşturma amacı taşımadığını da vurguladı.

Bu yapının temel amacının güç mücadelesini derinleştirmek yerine daha dengeli bir uluslararası sistem oluşturmak olduğunu savunan Beyhan, “Bu hamle bir hegemonya arayışı değil; insanlığın özlediği adalet ve barışı mümkün kılma, sömürüyü engelleme gayretidir” ifadelerini kullandı.

Beyhan’ın açıklamaları, Mekke Anlaşması’nın yalnızca Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki güvenlik ve savunma işbirliği çerçevesinde değil, daha geniş bir jeopolitik yapılanmanın başlangıcı olarak ele alınabileceği görüşünü ortaya koydu. Önerilen genişleme gerçekleşirse, farklı bölgelerden ülkelerin aynı yapı içerisinde buluşmasının uluslararası dengeler üzerinde de yeni sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor.

Muhabir: Yalçın Taşbaşı