Gün içinde yeterince yemek yemesine rağmen kendini sık sık mutfakta bulan, özellikle tatlı veya atıştırmalık tüketme isteği duyan birçok kişi, bu durumun nedenini merak ediyor. Mide açlığı ile canının bir şeyler çekmesi arasındaki farkı anlamak ise beslenme alışkanlıklarını daha bilinçli yönetmenin ilk adımlarından biri.
Peki, kişi gerçekten acıktığını mı yoksa yalnızca yemek yemek istediğini mi nasıl anlayabilir? Tokluk hissine rağmen ortaya çıkan yeme isteğinin arkasında hangi etkenler bulunuyor? Bu soruları Türkinform muhabiri Pelin Zengin sordu. Diyetisyen Zeliha Ateş yanıtladı.

FİZİKSEL AÇLIK MI, YEME İSTEĞİ Mİ?
Fiziksel açlık ile yalnızca bir şeyler yeme isteğini birbirinden ayırmanın, bedenin verdiği sinyalleri fark etmekle başladığını belirten Diyetisyen Zeliha Ateş, her yemek yeme isteğinin enerji ihtiyacından kaynaklanmadığına dikkat çekti.
Fiziksel açlıkta zaman geçtikçe açlık hissinin belirginleştiğini ve kişinin farklı yiyecek seçeneklerine daha açık olduğunu ifade eden Ateş, “Ne yesem?” sorusuna verilen yanıtların çeşitliliğinin bu ayrımı anlamaya yardımcı olabileceğini belirtti.
Yumurta, yoğurt, çorba veya sebze yemeği gibi farklı seçeneklerin de iştah açıcı gelmesi fiziksel açlığın etkili olabileceğini düşündürüyor. Ancak kişi tok olduğu halde yalnızca çikolata, tatlı, cips veya fast food gibi belirli yiyecekleri tüketmek istiyorsa burada farklı bir mekanizma devreye girebiliyor.
TOKKEN GELEN YEME İSTEĞİNİN ARKASINDA NE VAR?
Kişinin enerji ihtiyacı olmadığı halde yiyeceklerden haz almak amacıyla yemek isteyebildiğini belirten Ateş, bu durumun beslenme literatüründe “hedonik açlık” olarak tanımlandığını aktardı.
Hedonik açlıkta yeme isteği, vücudun enerji ihtiyacından çok yiyeceğin sağlayacağı haz ve ödül duygusuyla bağlantılı olabiliyor. Bu nedenle kişi fiziksel olarak tok olsa bile özellikle sevdiği yiyecekleri tüketmek isteyebiliyor.
Yeme isteğinin ortaya çıkmasında yalnızca yiyeceklerin kendisi değil, kişinin içinde bulunduğu ruh hali ve çevresel koşullar da etkili olabiliyor. Stres, sıkılma, üzüntü veya yalnızlık gibi duyguların yanı sıra bir yiyeceğin kokusu ya da sosyal medyada karşılaşılan yemek görüntüleri de iştahı tetikleyebiliyor.

“GERÇEKTEN AÇ MIYIM?” SORUSUNU SORUN
Yeme isteğinin nedenini anlamak için kişinin kendi bedenini gözlemlemesi gerektiğini vurgulayan Ateş, günlük yaşamda sorulabilecek basit soruların bu konuda yol gösterici olabileceğini belirtti.
Ateş, kişinin yemek yemeden önce kendisine şu soruları yöneltmesini önerdi:
- Gerçekten aç mıyım?
- Midemde bir açlık hissi var mı?
- Son öğünümün üzerinden ne kadar zaman geçti?
- Şu anda önümde farklı bir yemek seçeneği olsa onu da yer miydim?
Özellikle yalnızca belirli bir yiyeceği tüketme isteğinin, fiziksel açlıktan ziyade duygusal veya çevresel bir tetikleyiciyle ilişkili olabileceğini belirten Ateş, bu ayrımın kişinin beslenme kararlarını daha bilinçli vermesine yardımcı olabileceğini ifade etti.

HER YEME İSTEĞİNE “HAYIR” DEMEK GEREKMİYOR
Yeme isteğini fark etmenin amacının kişinin kendisini sürekli kısıtlaması olmadığını belirten Ateş, asıl önemli olanın yemek yeme isteğinin kaynağını anlayabilmek olduğunu söyledi.
Kişinin açlık ve tokluk sinyallerini tanımaya başlaması, beslenme alışkanlıklarını daha bilinçli şekilde yönetmesine yardımcı olabiliyor. Böylece yemek yeme kararları yalnızca anlık isteklerle değil, bedenin ihtiyaçları ve kişinin kendi farkındalığıyla şekillenebiliyor.
Tokluk hissine rağmen ortaya çıkan yeme isteğini anlamak için kişinin kendisine zaman ayırması ve bedeninin verdiği sinyalleri gözlemlemesi gerekiyor. Çünkü her yemek yeme isteği fiziksel açlık anlamına gelmese de bu isteğin nedenini fark etmek, daha dengeli bir beslenme alışkanlığı geliştirmenin kapısını aralıyor.





