Milli Savunma Bakanlığı (MSB) tarafından düzenlenen haftalık olağan basın bilgilendirme toplantısında, Türkiye'nin savunma ve güvenlik politikalarına dair önemli gelişmeler kamuoyuyla paylaşıldı.
Toplantının ana gündem maddelerini S-400 hava savunma sistemlerinin durumu, Avrupa Parlamentosu'nun Kıbrıs Barış Harekâtı'na yönelik kararına verilen sert tepki ve Suriye ile Mısır'la gerçekleştirilen yeni dönem askeri temaslar oluşturdu.
S-400 HAVA SAVUNMA SİSTEMİNİN DEVRİ İÇİN ÇOK YÖNLÜ ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR
Bakanlık kaynakları, Türkiye ile ABD arasında uzun süredir diplomatik bir pürüz olarak duran S-400 hava savunma sistemlerinin geleceğine dair devam eden sürece açıklık getirdi.
Yapılan bilgilendirmede, S-400 sistemlerinin üçüncü bir ülkeye devredilmesi formülü üzerinde çok yönlü çalışmaların titizlikle yürütüldüğü ifade edildi. MSB, konuya ilişkin somut ve nihai bir gelişme yaşanması halinde kamuoyunun şeffaf bir biçimde bilgilendirileceğini vurguladı.
Türkiye, ulusal hava savunma ihtiyacını karşılamak amacıyla Rusya'dan tedarik ettiği S-400 sistemleri nedeniyle 2020 yılında ABD'nin CAATSA (ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası) yaptırımlarına maruz kalmış ve ortak üreticisi olduğu F-35 yeni nesil savaş uçağı programından çıkarılmıştı. Son dönemde Ankara ve Washington hattında savunma sanayii ve güvenlik alanında ivme kazanan temaslar, yaptırımların kaldırılmasına yönelik "devir" şartını yeniden gündemin ilk sıralarına taşımış durumda.

AVRUPA PARLAMENTOSU'NUN KIBRIS KARARINA SERT TEPKİ
Basın toplantısında öne çıkan bir diğer önemli konu, Avrupa Parlamentosu (AP) tarafından kabul edilen ve 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'nın "Kıbrıslı kadınlar ve kız çocukları üzerindeki etkileri" başlığını taşıyan karara gösterilen sert tepki oldu.
Milli Savunma Bakanlığı, söz konusu kararı "mesnetsiz, akıl dışı ve alçakça" olarak nitelendirerek şiddetle reddettiğini duyurdu. Kararın, Kıbrıs Türk halkının maruz kaldığı toplu katliamları ve sistematik saldırıları görmezden geldiği, yalnızca Rum tarafının propagandasını yansıtan tek taraflı bir akıl tutulması olduğu ifade edildi.
Bakanlık açıklamasında, tarihi gerçeklere dikkat çekilerek, 1963 yılından itibaren "Enosis" (Kıbrıs'ın Yunanistan'a bağlanması) hedefiyle hareket eden terör örgütü EOKA'nın 103 Türk köyünü yakıp yıktığı, yaklaşık 30 bin Kıbrıs Türkünü göçe zorladığı ve Kanlı Noel, Ayvasıl, Muratağa, Sandallar ile Atlılar'da kadın, çocuk ve yaşlı ayrımı gözetmeksizin katliamlar yaptığı hatırlatıldı. Tüm bu insanlık suçlarına sessiz kalan uluslararası çevrelerin bugün Türk Silahlı Kuvvetleri'ni suçlamasının "trajikomik" olduğu belirtildi.
Türkiye'nin uluslararası antlaşmalardan doğan meşru garantörlük hakları çerçevesinde 1974'te adaya müdahale ettiği, bu sayede Kıbrıs Türk halkını mutlak bir yok oluştan kurtararak yarım asrı aşkın süredir adada barış ve istikrarı sağladığı vurgulandı. TSK'nın, Kıbrıs Türkünün güvenliğini tehdit edecek her türlü düşmanca tutuma anında karşılık vermeye kararlı olduğunun altı çizildi.
SURİYE İLE DENİZCİLİK ALANINDA ASKERİ KOORDİNASYON
Toplantıda, Türkiye ile Suriye arasındaki normalleşme süreçlerinin askeri boyutuna dair de dikkat çekici bir bilgi paylaşıldı.
Türk Deniz Kuvvetleri Komutanı ve beraberindeki üst düzey askeri heyetin, 13 Temmuz 2026 tarihinde Suriye'nin Lazkiye Limanı'na resmi bir ziyaret gerçekleştirdiği açıklandı.
Bakanlık, bu tarihi ziyaretin temel amacının iki ülke arasında denizcilik alanında askeri iş birliğini ve koordinasyonu güçlendirmek olduğunu belirtti. Ortak ilgi alanına giren bölgesel güvenlik konularının ele alındığı bu temasların, bölgede kalıcı istikrarın sağlanmasına büyük bir katkı sunacağına inanıldığı ifade edildi.

İYİ NİYET MEKTUBU İMZALANDI
Bölgesel iş birliği adımları kapsamında Türkiye ve Mısır arasındaki savunma diplomasisi de hız kesmeden devam ediyor. İki ülkenin milli savunma bakanlıkları düzeyinde yürütülen görüşmelerin olumlu sonuçlar verdiği ve ortak çalışma alanlarının genişletildiği bildirildi.
MSB, gerçekleştirilen müzakerelerin ardından iki ülke arasında "Savunma İş Birliği İyi Niyet Mektubu"nun imzalandığını kamuoyuna duyurdu.
Bu belgenin, Türkiye ile Mısır arasındaki güvenlik ve savunma iş birliğini kurumsal bir zemine oturttuğu belirtildi. Bakanlık, atılan bu imzanın sadece tarihi bağları derinleştirmekle kalmayacağını; aynı zamanda karşılıklı güven, ortak çıkarlar ve bölgesel barış ile istikrara hizmet edecek yeni projelerin önünü açacak güçlü bir irade beyanı olduğunu vurguladı.





