Türkiye’de nafaka düzeni, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 4 Haziran 2026 tarihli kararıyla önemli bir değişim sürecine girmiştir. Mahkeme, Türk Medeni Kanunu’nda yer alan ve yoksulluk nafakasının süresiz şekilde uygulanmasına imkân tanıyan düzenlemeyi anayasaya aykırı bularak iptal etmiştir. Bu kararla birlikte “ömür boyu nafaka” uygulaması oy çokluğuyla kaldırılmış ve sistemde köklü bir dönüşümün önü açılmıştır.
AYM ayrıca, yeni düzenlemenin hazırlanabilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) 9 aylık bir geçiş süresi tanımıştır. Bu süre içinde mevcut uygulamanın devam edeceği, ancak yasama organının adil ve süreli bir nafaka modelini hayata geçirmek üzere yeni bir yasal çerçeve oluşturmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir.
NAFAKADA 9 AYLIK GEÇİŞ DÖNEMİ: TARAFLAR İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?
Peki, 9 aylık geçiş süresi nafaka alan ve ödeyen taraflar açısından ne ifade eder? Avukat Arzu Gül, yeni nafaka düzeninde en çok merak edilen soruya ilişkin Türkinform’dan Ecem Çetin’e değerlendirmelerde bulundu.
Avukat Arzu Gül, Anayasa Mahkemesinin iptal kararını 9 ay sonra yürürlüğe soktuğu için bu sürenin hukukta uyum süreci olduğunu ifade etti.
“9 BOYUNCA MEVCUT SİSTEM DEVAM EDER”
9 ay boyunca mevcut sistemin aynen devam edeceğini, nafaka bağlanmasının devam edeceğini belirten Gül, “Nafaka miktarları eski TMK hükümlerine göre belirlenir. Mahkemeler yeni sistemi uygulayamaz” dedi.
“9 AY SONRA DEĞİŞECEK BİLGİSİ TEK BAŞINA NAFAKANIN KESİLMESİNE ENGEL OLMAZ”
Nafaka alan taraf açısından da mevcut hakların tamamen korunacağını kaydeden Arzu Gül, “9 ay sonra değişecek” bilgisi tek başına nafakanın kesilmesine engel olmaz. Ancak psikolojik ve pratik olarak belirsizlik oluşur” ifadelerini kullandı.
“UYARLAMA DAVALARI VE NAFAKANIN KALDIRILMASI TALEPLERİ CİDDİ ŞEKİLDE ARTAR”
Arzu Gül, nafaka ödeyen taraf açısından da henüz yeni düzenlemenin uygulanmayacağını ancak uyarlama davaları ve nafakanın kaldırılması taleplerinin ciddi şekilde artacağını söyledi.
“HUKUK DEĞİŞMİŞTİR AMA UYGULAMA HENÜZ ESKİ KURALLARLA DEVAM ETMEKTEDİR”
Avukat Arzu Gül, “Bu dönem aslında şunu yaratır. Hukuk değişmiştir ama uygulama henüz eski kurallarla devam etmektedir. Bu da sistemde “bekleme ve hazırlık süreci” oluşturur” dedi.





