Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 36.⁠ ⁠NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında, ATO Congresium'da düzenlenen Savunma Sanayii Forumu'na katıldı ve açıklamalarda bulundu.

YILMAZ’DAN YENİ DÖNEM MESAJI!

Bugünkü forumda ve yarınki zirvede İttifakın yeni bir döneme adım atacağını ifade eden Cevdet Yılmaz, "NATO 3.0" olarak da adlandırılan bu yeni dönemde, İttifak içinde külfetin giderek daha adil biçimde paylaşılacağını düşündüğünü, gelinen aşamada, mevcut jeopolitik sınamalar ışığında, NATO içinde daha güçlü bir Avrupa sütununun inşa edilmesinin zorunluluk olduğunu belirtti. 7

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bundan sonraki sürecin artan savunma harcamalarının somut kabiliyetlere dönüştürülmesi olduğunu belirtti. Üretim kapasitesinin hızlı ve uyumlu şekilde artırılması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, NATO Genel Sekreteri'nin sıkça kullandığı "Teksas'tan Ankara'ya" ifadesinin bu açıdan oldukça anlamlı olduğunu söyledi.

“YAKIN BİR GELECEKTE İLK 10 ÜLKE ARASINA GİRMEYİ HEDEFLİYORUZ”

Bugün Türkiye’nin dünyada savunma ihracatçısı ülkeler arasında 11. sırada yer aldığını ifade eden Yılmaz, yakın bir gelecekte 10 ülke arasına girmeyi hedeflediklerini belirtti.

“TÜRKİYE, 1. LİGDE OLMAYI HEDEFLEYEN BİR ÜLKE KONUMUNDA”

Cevdet Yılmaz, şunları söyledi:

Ordu'da kardeş katliamı! Ağabeyinin ailesini yok etti
Ordu'da kardeş katliamı! Ağabeyinin ailesini yok etti
İçeriği Görüntüle

“Futbol tabiriyle ifade edecek olursak Türkiye, 1. ligde olmayı hedefleyen bir ülke konumunda. Savunma sanayimiz pek çok açıdan kapsamlı bir dönüşüm geçirmiştir. Ürün yelpazemiz artık hava, kara, deniz, siber ve uzay alanlarının hepsini kapsamaktadır. Bu çabalarımız sonucunda Türk Silahlı Kuvvetlerimizin envanterinin yerlilik oranı yüzde 80'i aşmıştır. Bununla birlikte, Türkiye müttefik ülkeler için de güvenilir bir tedarik kaynağı ve proje ortağı haline gelmiştir. Savunma ve havacılık ihracatımız son bir yıllık dönemde 11 milyar doları aşmıştır. İhracatımızın yarıdan fazlası NATO müttefiklerimize ve Avrupa Birliği üyesi ülkelere gerçekleştirilmiştir.

“SAVUNMA SANAYİSİNDE GELDİĞİMİZ BU AŞAMA ASLA TESADÜF DEĞİLDİR”

Türkiye bugün tüm dünyanın takdirini kazanmış İHA ve SİHA'larıyla, elektronik harp sisteminden savaş gemilerine, 5. nesil savaş uçağından derin taarruz yeteneklerine kadar her alanda son teknolojiye sahip sistemleri üretebilmektedir. Dünyanın en büyük 100 savunma şirketinden 5'i Türk şirketleridir. Savunma sanayisinde geldiğimiz bu aşama asla tesadüf değildir. Türkiye, bu ilerlemeyi kamu ve sanayinin birlikte çalışmasıyla ve savunma sanayisi firmalarını sürece en başından itibaren dahil ederek gerçekleştirmiştir. Bugün Sayın Genel Sekreter tarafından duyurulan NATO'nun sanayi iş birliğine yönelik yeni stratejisi de esasen buna işaret etmektedir”

Gerek 100 bini aşkın nitelikli istihdam, gerek hızla artan ihracat, gerekse sivil endüstrilere sirayet eden teknolojik yeniliklerle, savunma sanayimiz aynı zamanda ekonomik kalkınmamıza ve sosyal refahımıza da katkı sunmaktadır. Ben yıllarca Kalkınma Bakanlığı yaptım. Savunma sanayisi sadece güvenliği değil, teknolojik seviyeyi yükselterek tüm kalkınma sürecini de desteklemektedir. Aynı şekilde, yapay zeka başta olmak üzere teknolojinin oyun değiştirici gelişimi göz önüne alındığında, savunma sanayisinde inovasyonun önemi hiç olmadığı kadar artmış, araştırma-geliştirme çabaları sürecin ayrılmaz bir parçası olmuştur.

“TÜRKİYE BU MİMARİDE GÜÇLÜ, GÜVENİLİR VE KATKI SAĞLAYAN BİR ORTAK OLARAK YER ALMAYA HAZIRDIR”

Türkiye bu alandaki işbirliklerini sadece ihracat zaviyesinden değil, müttefiklerle ortak üretim, tasarım ve geliştirme perspektifinden ele almaktadır. Geçtiğimiz hafta Sayın Cumhurbaşkanımızın, müttefik parlamenterlere açıkça ifade ettiği üzere, savunma sanayisi ticareti ve işbirliğinin önündeki engelleri hep birlikte kaldırmalıyız. Müttefikler arasında savunma alanındaki ticari kısıtlamaları ve yaptırımları, mutlaka hep birlikte ortadan kaldırmalıyız. İttifakın askeri hazırlık düzeyini artırmak istiyorsak, kolektif güvenliğimizi güçlendirmek istiyorsak bu anlamsız yaptırımları, kısıtlamaları hep birlikte masadan temizlemeliyiz. Bu nedenle, hem müttefikler arası ikili düzeydeki tüm kısıtlamalar kaldırılmalı hem de NATO'nun Avrupa sütununa önemli katkı sağlayan Türkiye, başta AB olmak üzere Avrupa'daki tüm savunma ve güvenlik girişimlerine katılabilmelidir. Aksi takdirde, üretim kapasitesinin gelişimi yavaşlayacak ve üretim maliyetleri artacaktır. Daha dayanıklı bir Avrupa-Atlantik güvenliği, üretim kapasitesini, teknoloji birikimini ve operasyonel tecrübeyi aynı stratejik hedefe yönlendirebilen bir güvenlik mimarisiyle mümkündür. Türkiye bu mimaride güçlü, güvenilir ve katkı sağlayan bir ortak olarak yer almaya hazırdır”

Kaynak: Haber Merkezi