Ülkemizde siyaset bazen Meclis’te değil, sokakta halkın içinde değil, sandıkta da değil; mezarlıkta şekilleniyor. Özgür Özel’in ve yol arkadaşlarının Kamer Genç’in kabri başında yaptığı ve “vasiyet” denilerek meşrulaştırılan rakı dökme ritüeli, ilk bakışta marjinal bir jest gibi görünebilir. Oysa mesele birkaç kadeh rakıdan ibaret değil; mesele, hafızası olan bu toplumla alay edercesine yapılan sembolik bir meydan okumadır.

Tarih bilmeyenler için bu sahne yeni olabilir. Ama İstanbul’un geçmişini bilenler için tanıdık. Osmanlı’nın son dönemine kadar süren, Ramazan Bayramı’nın ilk günü gizli saklı icra edilen “Ayyaşlar Bayramı” denen garabet, tam da böyle bir ritüele dayanıyordu. İçki ve esrar müptelaları, ay boyunca tuttukları zorunlu perhizin ardından, kendilerince “pir” ilan ettikleri Bekrî Mustafa ile Hacı Ahmed Ağa’nın mezarları başında toplanır; içkilerini kabirlere serper, bunu bir tür kutsama sayarlardı.

Özgür Özel ve arkadaşlarının farkında olarak ya da olmayarak yaptığı tam olarak budur: 117 yıl önce tarihin çöplüğüne atılmış bir ayini, üstelik bugünün Türkiye’sinde, üstelik bir siyasi parti lideri sıfatıyla yeniden sahnelemek.

Özgür Özel Rakı Kamer Genç

Burada durup sormak gerekir: Şimdi bu bir saygı göstergesi mi? Anadolu insanının mezar, ölüm ve maneviyat algısı ortadayken; milyonlarca seçmen için kutsal sayılan değerler bu kadar hoyratça çiğnenirken, bunun normal, olağan bir durum diye pazarlanması akılla izah edilemez.

CHP’nin uzun yıllardır yaşadığı temel sorun tam da burada yatıyor. Halkın değerleriyle yüzleşmek yerine onlara üstten bakmak, anlamaya çalışmak yerine alaya almak… Sonra da sandıkta neden karşılık bulamadığını sorgulamak.

Siyaset, folklorik şovlarla değil; milletin ruhunu okuyarak yapılır. Mezar başında rakı dökerek değil, milletin sofrasına oturarak yol alınır. Aksi hâlde tarihe not düşülür; ama ibretlik bir dipnot olarak.