Diyetisyen Ayça Doğandemir, diyetisyenlik mesleğinin toplumdaki algısına, kronik hastalıkların önlenmesindeki rolüne ve meslek yasasının sağlayabileceği katkılara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Diyetisyenlerin yalnızca zayıflama amacıyla başvurulan sağlık çalışanları olmadığını vurgulayan Doğandemir, obeziteden diyabete, çocukluk çağı beslenmesinden onkolojiye kadar geniş bir alanda görev yaptıklarını ifade etti.

Sadece çanta hazırlamak yetmiyor! Çocuğunuzu okula hazırlarken bunu unutmayın
Sadece çanta hazırlamak yetmiyor! Çocuğunuzu okula hazırlarken bunu unutmayın
İçeriği Görüntüle

“MESLEĞİN GERÇEK KAPSAMI KESİNLİKLE GÖLGELENİYOR”

Diyetisyenlerin yalnızca kilo verme ve diyet listesi hazırlamayla özdeşleştirilmesinin mesleğin kapsamını daralttığını belirten Doğandemir, “Diyetisyenlerin yalnızca kilo verme ve diyet listesi hazırlamayla özdeşleştirilmesi mesleğin gerçek kapsamını kesinlikle gölgeliyor. Diyetisyenlik sadece zayıflama üzerine çalışan bir meslek değil; koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetlerinin önemli bir parçasıdır” dedi. Diyetisyenlerin çalışma alanlarının sanıldığından çok daha geniş olduğunu aktaran Doğandemir, “Obezite, diyabet, kalp-damar hastalıkları, böbrek hastalıkları, çocukluk çağı beslenmesi, gebelik ve emzirme dönemi, onkoloji ve gastrointestinal hastalıklar gibi çok geniş bir çalışma alanımız bulunuyor” ifadelerini kullandı.

“HASTALIK ORTAYA ÇIKMADAN ÖNCE MÜDAHALE ÖNEMLİ”

Kronik hastalıklarla mücadelede yalnızca hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi sürecine dahil olmanın yeterli olmadığını belirten Doğandemir, koruyucu sağlık hizmetlerinin önemine dikkat çekti. Doğandemir, “Özellikle obezite, diyabet ve diğer kronik hastalıklarla mücadelede hastalık ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek kadar, hastalık gelişmeden önce koruyucu sağlık hizmeti sunmak da önemlidlr” dedi. Bu kapsamda diyetisyenlerin sağlık sistemindeki erişilebilirliğinin artırılması gerektiğini belirten Doğandemir, “Bu nedenle diyetisyenlerin aile sağlığı merkezlerinde, okullarda, hastanelerde ve toplum sağlığı çalışmalarında daha aktif ve ulaşılabilir olması gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Meslek yasasının yalnızca diyetisyenlerin özlük ve mesleki hakları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Doğandemir, düzenlemenin doğrudan halk sağlığı açısından da önem taşıdığını söyledi. Doğandemir, “Meslek yasası da bu noktada yalnızca diyetisyenlerin mesleki hakları açısından değerlendirilmemelidir. Halk sağlığı açısından en önemli katkısı, beslenme ve diyet hizmetinin kim tarafından, hangi eğitim ve yetkinlikle verilebileceğinin daha net şekilde belirlenmesi olacaktır” dedi. Beslenme alanında özellikle sosyal medyanın oluşturduğu bilgi kirliliğine dikkat çeken Doğandemir, yetkin olmayan kişilerin verdiği tavsiyelerin sağlık açısından risk oluşturabileceğini belirtti. Doğandemir, “Günümüzde özellikle sosyal medyada beslenme konusunda ciddi bir bilgi kirliliği bulunuyor. Yetkinliği olmayan kişilerin bireylere beslenme programları önermesi sağlık açısından risk oluşturabiliyor” ifadelerini kullandı.

“HEM DİYETİSYENİ HEM VATANDAŞI KORUYACAK”

Mesleki sınırların net biçimde belirlenmesinin sağlık hizmetinin güvenilirliği açısından önemli olduğunu vurgulayan Doğandemir, meslek yasasının hizmet alan vatandaş açısından da koruyucu bir işlev üstlenebileceğini söyledi. Doğandemir, “Mesleki yetki, sorumluluk ve etik sınırların açık şekilde belirlenmesi hem diyetisyeni hem de hizmet alan vatandaşı koruyacaktır” dedi. Diyetisyenlerin sağlık sistemindeki konumunun güçlendirilmesinin yalnızca bireysel kilo kontrolüyle sınırlı sonuçlar doğurmayacağını belirten Doğandemir, sözlerini şöyle tamamladı:

“Diyetisyenlerin sağlık sisteminde daha güçlü şekilde yer alması, yalnızca bireylerin kilo kontrolüne değil; toplum sağlığının geliştirilmesine ve kronik hastalıkların önlenmesine de önemli katkı sağlayacaktır.”

Muhabir: SEMA ERSOY