Günümüzde dijital ekranların çocukların günlük yaşamının merkezine yerleştiğini belirten Fizyoterapist Sena Bostanoğlu, uzun süreli ekran maruziyetinin sadece dikkat eksikliğine yol açmadığını; kas-iskelet sisteminden denge merkezine, vücut farkındalığından motor yeteneklere kadar pek çok kritik gelişim alanında ciddi hasarlar bıraktığını söyledi.
PROPRİOSEPSİYON DUYUSU DERİN BİR UYKUDA
Ekran karşısında sabit kalan çocuklarda postür bozuklukları ile duyusal bütünleme sorunlarının doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Fizyoterapist Sena Bostanoğlu, "Çocuk uzun süre hareketsiz kaldığında beynin vücudu uzayda algılama yeteneği olan propriosepsiyon duyusu derin bir uykuya dalar. Eklemler ve kaslar beyne yeterli girdi gönderemediği için çocuk hem doğru duruşunu kaybeder hem de kendi bedenini hissetmekte zorlanır" dedi.
İKİ BOYUTLU DÜNYA MOTOR GELİŞİMİ ENGELLİYOR
Ekran bağımlılığı olan çocuklarda kaba ve ince motor beceri geriliklerinin sıkça gözlemlendiğine dikkat çeken Bostanoğlu, motor yeteneklerin üç boyutlu gerçeklikte geliştiğini açıklayarak şunları kaydetti:
Yaşıtları gibi zıplayamayan, tek ayak üzerinde duramayan veya bağcık bağlayıp düğme ilikleyemeyen çocuklarla karşılaşıyoruz. Motor beceriler ekrandaki iki boyutlu dünyada değil; yerçekimine karşı mücadele ederek, düşüp kalkarak ve nesnelere dokunarak kazanılır.
GÖZLER EKRANA KİLİTLENDİĞİNDE DENGE MERKEZİ UYARISIZ KALIYOR
Denge ve koordinasyon kayıplarında ekran kullanımının belirleyici rol oynadığını aktaran uzman isim, dengenin gözler ile iç kulaktaki vestibüler sistemin uyumuyla sağlandığına işaret etti. Ekran karşısında başın hareketsiz kaldığını ve gözlerin tek noktaya kilitlendiğini belirten Bostanoğlu, bu durumun iç kulaktaki denge merkezini uyarısız bırakarak gelecekte yürürken kendi ayağına takılan ve ciddi koordinasyon eksikliği yaşayan bireyler ürettiğini aktardı.
"SADECE 'DİK OTUR' DEMEK ÇÖZÜM DEĞİL"
Aşırı hareketli çocukların aslında yoğun bir "duyusal açlık" yaşadığını belirten Sena Bostanoğlu, tedavi süreçlerinde trambolinde zıplama ve derin basınç egzersizleri gibi yöntemler uyguladıklarını belirtti. "Teknoloji Boynu" ve duruş bozukluğu yaşayan çocuklarda ise duyusal farkındalık çalışmalarını terapiye entegre ettiklerini söyleyen Bostanoğlu, şu ifadeleri kullandılar:
Çocuğa sürekli 'Dik otur' demek tek başına işe yaramaz; öncelikle ona doğru duruşun hissettirilmesi gerekir. Seanslarımızda pilates topları, sallanan yüzeyler ve dokunsal uyaranlar kullanarak bedenini hissetmesini sağlıyoruz. Hedefe yönelik boyun ve sırt egzersizleriyle zayıflayan kasları kuvvetlendiriyoruz. Duyusal farkındalık geliştiğinde vücut doğru duruş pozisyonunu otomatik olarak yakalıyor.
EBEVEYNLER BU BELİRTİLERE DİKKAT ETMELİ
Çocuğun sık sık bir yerlere çarpması, koltukta sünger gibi kayarak oturması, parmak ucunda yürümesi, komut alırken göz temasından kaçınması, sese ve dokunmaya karşı aşırı tepki göstermesi veya tamamen duyarsız kalmasının ciddi birer fiziksel uyarı işareti olduğunu söyleyen Bostanoğlu, ailelere evde uygulanabilecek doğal çözüm yollarını da sıraladı.
Evdeki yastıklardan engel parkurları oluşturmanın, emekleme oyunları kurgulamanın ve bakliyat paketleri gibi güvenli ağırlıkları taşıtarak kaslara derin basınç vermenin yararlı olacağını belirtilen Bostanoğlu; dışarıda ise tırmanma barları, salıncaklar ve çıplak ayakla çimene ya da kuma basmanın ekranın yarattığı tahribatı onaran en doğal süreçler olduğunu ifade etti. Unutulmamalıdır ki, hareket eden ve bedenini hisseden çocuk hem zihinsel hem de fiziksel olarak geleceğe çok daha güçlü adımlarla ilerler.




