Çocukların işlediği suçlarda uygulanan ceza indirimlerinin temelinde, çocukların gelişim düzeyleri ve yetişkinlerden farklı değerlendirilmesi ilkesi bulunuyor. Mevcut sistemde yaş küçüklüğüne göre ceza sorumluluğu kademeli olarak ele alınırken, 12-15 yaş grubunda cezalar yarı oranında, 15-18 yaş grubunda ise üçte bir oranında indiriliyordu.
Ancak ağır suçlara karışan çocuklar üzerinden yürüyen tartışmaların ardından çocuk adalet sisteminde önemli değişiklikler yapıldı. Yasalaşan yeni düzenlemeyle özellikle kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama gibi ağır suçlarda 15-18 yaş grubundaki çocuklara uygulanan yaş indiriminin, hâkimin değerlendirmesiyle uygulanmamasının önü açıldı. Böylece çocukların korunması ilkesi ile ağır suçlarda caydırıcılık arasındaki denge yeniden tartışmaya açıldı.
“DOĞRU YETİŞTİRİLEMİYOR!”
Avukat Ceren Kalay Eken, Türkinform’dan Beyza Coşkun’a özel yaptığı açıklamada şu ifadeleri kaydetti:
“Adı üstünde çocuk oldukları için çocukların henüz akli bilişsel becerilerinin bir yetişkin kadar gelişmiş olmadığı, suça sürüklenmesinde onu koruması, sağlıklı gelişimini desteklemesi gereken başta devlet mekanizması olmak üzere, aile ve toplumun da gerekeni yapamadığı, henüz çok küçük yaştaki bu kişilerin bu nedenle suça sürüklendiği kabul edilmektedir. Doğrusu da budur. Örneğin annesi babası profesyonel hırsız, madde satıcısı olan bir çocuğu düşünelim, bu çocuğun sağlıklı bir muhakemede bulunarak anne babası gibi suçlu bir profil olmayı kendi özgür iradesi ile seçtiğini iddia edebilir miyiz? Yoksa bu çocuğa içine doğduğu dünya, yönetim şekli, çevresindeki insanlar, öğretmenleri vs. erişen kişiler ona başka bir seçim şansı tanımamış mı diyebiliriz. Elbette ki ikincisi doğrudur. Çocukların artık belli bir yaş ve zihni olgunluğa erişmesi beklenen yetişkinlerle aynı ceza yükümlülüğüne tabi tutulması adil olmayacağı gibi gerçek sorunu da çözmeyecektir. Gerçek sorun çocukların doğru şekilde yetiştirilemiyor ve korunamıyor olduğu gerçeğidir.”




