Türkiye’de toplumsal değerlerin son yıllarda geçirdiği dönüşüm, aile ilişkilerinden sosyal medya kullanımına kadar birçok alanda kendisini gösteriyor. Etik ve Toplumsal Değerler Uzmanı Prof. Dr. Esra Akın, toplumun temel değerlerinin tamamen ortadan kalkmadığını ancak bu değerlere yüklenen anlamın ve günlük hayattaki yansımasının değiştiğini söyledi. Akın, özellikle modernleşme, kentleşme ve dijitalleşmeyle birlikte “biz” anlayışından “ben” anlayışına doğru bir kayma yaşandığını belirtti.

Toplumsal değerlerin bir toplumun üyeleri tarafından iyi ve doğru kabul edilen ortak inançlar olduğunu ifade eden Akın, Türk toplumunu bir arada tutan temel değerlerin önemini koruduğunu ancak bu değerlere verilen önceliklerin değiştiğini dile getirdi.

Akın’a göre değişimin temelinde, modern yaşamın birey üzerindeki etkisi önemli bir yer tutuyor. Geçmişte aile, akrabalık, arkadaşlık, dostluk, dayanışma ve birlikte hareket etme gibi değerler ön plandayken, günümüzde bireyin kendi hayatı, tercihleri, yaşam biçimi ve kendini gerçekleştirmesi daha fazla önem kazanıyor.

“BİZ KAVRAMINDAN BEN KAVRAMINA GEÇİŞ OLDU”

Modernleşmeyle birlikte yaşanan en önemli değişimlerden birinin “biz” kavramından “ben” kavramına geçiş olduğunu belirten Akın, bireysel değerlerin giderek daha fazla öne çıktığını söyledi.

Akın, insanların artık “benim hayatım”, “benim önceliklerim”, “benim tercihlerim”, “benim yaşam şeklim” ve “kendimi gerçekleştirmem” gibi bireysel hedeflere daha fazla odaklandığını ifade etti.

Bu dönüşümün toplumsal değerleri tamamen ortadan kaldırmadığını ancak değerlerin yaşanma biçimini değiştirdiğini belirten Akın, toplumsal değerlerden bireysel değerlere doğru bir akış yaşandığını kaydetti.

İYİLİK VE YARDIMSEVERLİK SOSYAL MEDYADA MI KALDI?

Dijitalleşmenin değerlerin toplum içerisindeki görünümünü de değiştirdiğini belirten Akın, özellikle sosyal medya platformlarının insanların kendilerini başkalarına gösterme biçimlerini dönüştürdüğüne dikkat çekti.

Akın, iyilik, doğruluk, dürüstlük ve yardımseverlik gibi değerlerin günlük hayatta yaşanmasından ziyade sosyal medya üzerinden gösterilmesinin giderek daha fazla görüldüğünü söyledi.

İnsanların internet ve sosyal medya ortamlarında kendilerini görmek istedikleri biçimde yansıttıklarını belirten Akın, bazı değerlerin davranışlardan çok fotoğraf, video ve paylaşımlar üzerinden görünür hale geldiğini ifade etti.

Akın, bu durumu değerlerin “eylemsellikten” uzaklaşması olarak değerlendirdi.

“İYİLİK GÖRÜNTÜLERDE YER ALMAYA BAŞLADI”

Toplumsal değerlerin gerçek hayattaki karşılığının zayıflamasına dikkat çeken Akın, iyilik, doğruluk, dürüstlük ve dayanışmanın yalnızca anlatılan veya gösterilen kavramlara dönüşmemesi gerektiğini vurguladı.

Akın’a göre toplumsal değerlerin anlam kazanması, onların günlük yaşamda davranışlara ve ilişkilere yansımasıyla mümkün. Aile içerisinde, arkadaşlık ilişkilerinde, iş hayatında ve toplumla kurulan ilişkilerde bu değerlerin yaşatılması gerekiyor.

GLOBALLEŞME KENDİ DEĞERLERİMİZDEN UZAKLAŞTIRIYOR MU?

Dijital dünyanın insanları yalnızca kendi toplumlarıyla değil, dünyanın farklı bölgelerindeki insanlarla da sürekli etkileşim halinde tuttuğunu belirten Akın, bunun değer yargıları üzerinde önemli bir etkisi olduğunu söyledi.

Globalleşme ile farklı toplumların yaşam biçimlerinin daha görünür hale geldiğini ifade eden Akın, bireylerin zaman zaman kendi toplumlarına ait değerlerin anlamını yeterince içselleştirememesine yol açabilecek bir süreç yaşandığını dile getirdi.

Akın, dijital dünyadaki yoğun etkileşimin farklı değer anlayışlarını aynı ortamda buluşturduğunu ve bunun da bireylerin kendi toplumsal değerlerine bakışını değiştirebildiğini belirtti.

KENTLEŞME BİREYSELLİĞİ GÜÇLENDİRDİ

Modernleşme ve kentleşmenin de toplumsal değerlerdeki dönüşümün önemli unsurları arasında bulunduğunu belirten Akın, insanların giderek daha fazla kendi yaşamlarını yönetme ve kendi sorumluluklarını yerine getirme ekseninde hareket ettiğini söyledi.

Bu durumun bireysel sorumlulukların öne çıkmasını sağlarken, başkalarıyla dayanışma ve toplumsal sorunlara karşı sorumluluk üstlenme konusunda uzaklaşmaya neden olabildiğini ifade etti.

Akın, toplum içerisinde birlikte hareket etmenin, başkalarına yardım etmenin ve ortak iyiliğe yönelmenin anlamlılığına ilişkin inancın zayıflamasının “duyarsızlaşma” riskini beraberinde getirdiğini söyledi.

Z VE ALFA KUŞAĞI İÇİN DİKKAT ÇEKEN DEĞERLENDİRME

Akın, Z ve Alfa kuşaklarının dünyaya bakışında da bireyselliğin daha belirgin hale geldiğini söyledi.

Yeni nesillerin yetişmesinde yetişkinlerin de önemli bir rolü bulunduğunu belirten Akın, çocukların ve gençlerin yalnızca söylenenleri değil, yetişkinlerin davranışlarını da model aldığını vurguladı.

Bu nedenle toplumsal değerlerin gençlere yalnızca anlatılmasının yeterli olmayacağını belirten Akın, yetişkinlerin bu değerleri kendi yaşamlarında davranışlarıyla göstermesi gerektiğini ifade etti.

“ÇOCUKLARA DOĞRU ROL MODEL OLUNMALI”

Toplumsal değerlerin yeniden güçlendirilmesinde ailelerin önemli bir sorumluluğu bulunduğunu belirten Akın, yetişkinlerin vicdan, merhamet, sağduyu, iyilik ve dürüstlük gibi değerleri davranışlarıyla ortaya koyması gerektiğini söyledi.

Çocukların ve gençlerin modelleyerek öğrendiğine dikkat çeken Akın, aile içerisinde mutluluk, huzur, iyi niyet ve dayanışmanın yaşatılmasının gençlerin aile kavramına bakışını da olumlu etkileyebileceğini belirtti.

Akın, gençlere yalnızca “ben olmanın” değil, “biz olabilmenin” de değerli olduğunu göstermek gerektiğini ifade etti.

“VİCDAN YORGUNLUĞUNDAN GERİ DÖNMELİYİZ”

Toplumdaki değer kaybının kaçınılmaz olmadığını belirten Akın, bu durumun değiştirilebileceğini söyledi.

Bunun için insanların çevresine, ailesine, arkadaşlarına ve topluma karşı yaşadığı duyarsızlıktan uzaklaşması gerektiğini ifade eden Akın, vicdan, merhamet, sağduyu, iyilik, doğruluk ve dürüstlük gibi değerlerin yeniden önemsenmesi gerektiğini vurguladı.

Akın, toplumun yeniden bir arada hareket edebilmesi için insanların ortak değerlere ve dayanışmaya olan inancını güçlendirmesi gerektiğini belirtti.

“MODERNLEŞİRKEN KÜLTÜREL AİDİYETİMİZİ KORUMALIYIZ”

Toplumsal değerlerin korunmasının modernleşmenin karşısında olmak anlamına gelmediğini belirten Akın, modern yaşam ile kültürel aidiyet arasında bir denge kurulabileceğini söyledi.

Bireysel özgürlüğün önemsenirken sorumluluk duygusunun da korunması gerektiğini ifade eden Akın, kişinin kendi yaşamını önemserken başkalarının yaşamına dokunmanın da değerli olduğunu vurguladı.

Akın, “Modernleşirken kültürel aidiyeti koruyabildiğimizde, yaşamda var olmaya çalışırken vicdanımızı, merhametimizi, empatimizi besleyebildiğimizde, özgürlüğümüzü önemserken sorumluluk almayı da becerebildiğimizde yeniden toplumsal değerlerimizle kucaklaşmayı başarabiliriz” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin 81 ilinde ne alınır? İşte şehir şehir hediyelik rehberi
Türkiye’nin 81 ilinde ne alınır? İşte şehir şehir hediyelik rehberi
İçeriği Görüntüle

Muhabir: Yalçın Taşbaşı