Güne savaş haberleriyle başlıyor, gün içinde ekonomik gelişmeleri takip ediyor, akşamı ise afet görüntüleri ve olumsuz olaylarla kapatıyoruz. Telefon ekranlarından eksilmeyen kötü haberler, yalnızca gündemi değil, ruh halimizi de etkiliyor. Kontrolümüz dışında gelişen olayları sürekli izlemek zamanla kaygıya, uykusuzluğa, gerginliğe ve gelecek korkusuna yol açabiliyor.

Türkinform muhabiri Pelin Zengin’in sorularını yanıtlayan Uzman Klinik Psikolog Dilara Ocak Ertekin, kesintisiz haber akışının zihinde sürekli bir alarm hali oluşturabileceğini belirtti. Ertekin, ruh sağlığını korumak için haber tüketimini sınırlandırmanın ve kişinin kendi yaşamında kontrol edebildiği alanlara yönelmesinin önemini anlattı.

Sürekli Kötü Haber, Sürekli Kaygı Zihnimiz Ne Kadar Dayanabilir

ZİHİN KÖTÜ HABERLERİ TEHLİKE SİNYALİ OLARAK ALGILIYOR

İnsan beyninin tehlikeleri fark etmeye odaklı çalıştığını belirten Ertekin, savaş, ekonomik kriz ve afet haberlerinin zaman zaman kişisel bir tehdit gibi algılanabildiğini ifade etti. Bu gelişmelerin beyindeki alarm sistemini harekete geçirdiğini aktaran uzman, gün boyunca devam eden haber akışının zihnin dinlenmesine engel olabildiğini kaydetti.

Olumsuz içeriklere sürekli maruz kalmak; uyku sorunları, gerginlik, dikkat dağınıklığı ve açıklanamayan yorgunluk gibi belirtileri beraberinde getirebiliyor. Ertekin, kötü haberlere alışmanın zamanla duyarsızlaşmaya neden olabileceğini de vurguladı.

Kontrol edilemeyen olayları tekrar tekrar takip etmek, kişinin kendi hayatında değiştirebileceği konuları gözden kaçırmasına yol açabiliyor. Bu nedenle haberleri takip ederken ne kadarına maruz kalındığını fark etmek ve kişisel sınırlar belirlemek önem taşıyor.

KAYGIYI YOK ETMEK DEĞİL, YÖNETMEK ÖNEMLİ

Belirsizlik dönemlerinde kaygı hissetmenin zayıflık anlamına gelmediğini belirten Ertekin, bu duygunun insanın bilinmezliğe verdiği doğal tepkilerden biri olduğunu dile getirdi. Ona göre asıl mesele kaygıyı tamamen ortadan kaldırmak değil, günlük yaşamın kontrolünü ele geçirmesine izin vermemek.

Ertekin, bu süreçte kişilerin düşüncelerini sorgulamasını önererek şu sorunun yol gösterici olabileceğini belirtti:

“Bu düşünce bana çözüm için bir adım attırıyor mu, yoksa yalnızca enerjimi mi tüketiyor?”

Değiştirilebilecek bir durum karşısında küçük adımlar atmak, müdahale edilemeyen gelişmelerde ise dikkati yeniden içinde bulunulan ana çevirmek kaygının etkisini hafifletebiliyor. Uyku düzeni, kişisel bütçe, sosyal ilişkiler ve haber takibi gibi kişinin kendi kararlarıyla şekillendirebildiği alanlara odaklanması da bu süreci kolaylaştırıyor.

Sürekli Kötü Haber, Sürekli Kaygı Zihnimiz Ne Kadar Dayanabilir (2)

SÜREKLİ HABER TAKİBİ YERİNE BU 4 ADIMA DİKKAT!

Olumsuz gelişmelerden tamamen uzaklaşmak yerine haber tüketimini belirli bir düzene oturtmak gerektiğini söyleyen Ertekin, gün boyunca sürekli ekran kontrolü yapmak yerine haberler için belli saatlerin ayrılmasını tavsiye etti. Özellikle sabah uyanır uyanmaz ve uyumadan önce haber akışından uzak durmanın zihinsel dinlenme açısından yararlı olabileceğini aktardı.

Erteleme alışkanlığı neden olur? Üşengeçlik mi kaygı mı?
Erteleme alışkanlığı neden olur? Üşengeçlik mi kaygı mı?
İçeriği Görüntüle

Ertekin’in ruh sağlığını korumak için sıraladığı diğer öneriler şöyle:

  • BEDENİNİZE ZAMAN AYIRIN: Derin nefes egzersizleri, kısa yürüyüşler ve düzenli uyku, bedenin sakinleşmesine yardımcı olabilir.

  • SOSYAL BAĞLARINIZI GÜÇLENDİRİN: Sevdiklerinizle yalnızca gündemi değil, günlük yaşamı ve sizi mutlu eden konuları da konuşun.

  • KÜÇÜK ADIMLARLA HAREKETE GEÇİN: Birine yardım etmek, bağışta bulunmak veya çevrenizdeki bir kişiye destek vermek çaresizlik hissini hafifletebilir.

  • KENDİNİZİ SUÇLAMAYIN: Olumsuz gelişmelerden etkilenmek doğal bir tepkidir. Her olay karşısında güçlü durmak zorunda değilsiniz.

KAYGI NE ZAMAN UZMAN DESTEĞİ GEREKTİRİYOR?

Kaygının haftalar boyunca devam etmesi ve uyku düzenini, iş hayatını ya da sosyal ilişkileri olumsuz etkilemesi halinde profesyonel destek alınması gerekiyor. Panik belirtilerinin ortaya çıkması veya kişinin daha önce keyif aldığı etkinliklere karşı ilgisini kaybetmesi de dikkate alınması gereken işaretler arasında yer alıyor.

Dünyada yaşanan bütün olumsuzlukların yükünü tek başına taşımanın mümkün olmadığını hatırlatan Ertekin, kişinin kendi ruhsal dengesini korumasının bencillik olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Uzman, kişinin kendisine iyi bakmasının çevresindeki insanlara destek verebilmesi açısından da önemli olduğunu ifade etti.

Muhabir: Pelin Zengin