Türkiye’de tarihi yapıların turizme kazandırılması, kültürel mirasın korunması ve ekonomik değer oluşturulması açısından sıkça gündeme geliyor. Ancak tarihi yapıların turizme açılmasının her durumda koruma açısından olumlu sonuç vermeyebileceği belirtiliyor.

Sanat Tarihi Araştırmacısı Güler Yakışan, Türkinform’a yaptığı açıklamada tarihi yapıların turizmle buluşturulmasının doğru yönetildiğinde sürdürülebilir korumaya, yanlış yönetildiğinde ise “aşırı turizm” nedeniyle yapının zarar görmesine yol açabileceğini ifade etti.

“TURİZME AÇMAK BAKIM BÜTÇESİ YARATABİLİR”

Bir tarihi yapının turizme açılmasının yapıya yeni bir işlev kazandırabileceğini belirten Yakışan, ziyaretlerden elde edilen gelirlerin bakım ve koruma çalışmalarına kaynak oluşturabileceğini söyledi.

Turizmin aynı zamanda tarihi yapılara yönelik kamusal farkındalığı artırabileceğini ifade eden Yakışan, ancak bu sürecin yapının fiziksel özellikleri ve taşıyabileceği ziyaretçi kapasitesi dikkate alınarak planlanması gerektiğine dikkat çekti.

KONTROLSÜZ ZİYARETÇİ YOĞUNLUĞU ESERLERE ZARAR VEREBİLİR

Tarihi yapıların turizme açılmasında en önemli konulardan birinin “taşıma kapasitesi” olduğunu belirten Yakışan, bu hesaplama yapılmadan gerçekleştirilen yoğun ziyaretlerin tarihi eserlere zarar verebileceğini söyledi.

Yakışan’a göre kontrolsüz ziyaretçi kabulü; nem, sıcaklık değişimleri ve fiziksel aşınma gibi etkenler üzerinden tarihi yapının korunmasını zorlaştırabiliyor.

Bu nedenle ziyaretçi sayısının yapının özelliklerine ve korunma koşullarına göre belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Yakışan, turizm faaliyetlerinin koruma politikalarıyla birlikte yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

“TARİHSEL VE RUHSAL KİMLİĞİ GÖZ ARDI EDİLMEMELİ”

Tarihi yapıların turizme kazandırılması sürecindeki daha büyük riskin ise yapıların özgün kimliklerinin geri plana itilmesi olduğunu belirten Yakışan, tarihi mekanların yalnızca ticari amaçlarla kullanılmaması gerektiğini söyledi.

Yakışan, bazı yapıların tarihsel ve ruhsal kimlikleri göz ardı edilerek ticari “kulis” veya “etkinlik mekanlarına” dönüştürülmesinin kültürel miras açısından sakıncalı olabileceğine dikkat çekti.

“DENGE KURULMALI”

Tarihi yapıların turizm aracılığıyla yaşatılabileceğini ancak bunun koruma ilkesinin önüne geçmemesi gerektiğini belirten Yakışan, turizm faaliyetlerinin tarihi eserin sürdürülebilirliğini desteklemesi gerektiğini vurguladı.

J.K. Rowling kimdir? Harry Potter'ın yazarı nasıl dünyanın en çok okunan isimlerinden biri oldu?
J.K. Rowling kimdir? Harry Potter'ın yazarı nasıl dünyanın en çok okunan isimlerinden biri oldu?
İçeriği Görüntüle

Yakışan, “Denge, turizmin restorasyonun amacı değil, korumanın aracı olduğu bilinciyle kurulmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Muhabir: Yalçın Taşbaşı