Türkiye turizm sektörü, küresel ölçekte seyahat talebinin yavaşladığı, bölgesel gerilimlerin arttığı ve Akdeniz ülkeleri arasındaki rekabetin daha da yoğunlaştığı bir dönemden geçiyor. Türkiye’nin sahip olduğu doğal, tarihi ve kültürel avantajlara rağmen rakip destinasyonların ziyaretçi ve turizm gelirlerinde büyümesini sürdürmesi, sektörün gelecek yıllar için yeni bir yol haritasına ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor.

Akbaldan Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akbal, Türkiye’nin turizmde yalnızca daha fazla ziyaretçi hedeflemek yerine kişi başına geliri, hizmet kalitesini, çalışan bağlılığını ve ülke imajını birlikte ele alması gerektiğini belirterek, önümüzdeki iki yılın sektör açısından kritik olduğunu söyledi.

Türkiye'ye Turizmde Uluslararası Ödül! İlk Kez Verildi

AKDENİZ’DE TURİST ROTASI DEĞİŞİYOR

Akbal’a göre Türkiye turizmindeki tablo yalnızca küresel seyahat talebindeki yavaşlamayla açıklanamaz. Akdeniz havzasında turist hareketliliğinin devam etmesi, rekabetin destinasyonlar arasında daha belirgin hale geldiğini gösteriyor.

Özellikle İspanya, Yunanistan ve Mısır gibi rakip ülkelerin farklı stratejilerle büyümeye devam etmesi, Türkiye açısından fiyat, hizmet kalitesi, ulaşım ve güven algısının yeniden değerlendirilmesini gerekli kılıyor.

Akbal, Türkiye’nin sahip olduğu avantajların tek başına yeterli olmadığını belirterek, turizmde asıl meselenin bu avantajları sürdürülebilir bir ekonomik değere dönüştürmek olduğunu vurguladı.

FİYAT-DEĞER DENGESİ TURİZMDE BELİRLEYİCİ HALE GELDİ

Sektörün karşı karşıya olduğu temel başlıklardan biri de fiyatlar. Yüksek enflasyonun işletmelerin enerji, gıda ve personel maliyetlerini artırdığını belirten Akbal, bu maliyetlerin tüketiciye yansımasının ise ülkenin genel fiyat algısını etkileyebileceğine dikkat çekti.

Turistin yalnızca ödediği rakama değil, karşılığında aldığı hizmete de baktığını ifade eden Akbal, “Pahalı olmak ile pahalı bulunmak arasında fark var” yaklaşımının turizm açısından önem taşıdığını belirtti.

Bir restoranda, otelde veya turistik işletmede yaşanan olumsuz fiyat deneyiminin artık sosyal medya aracılığıyla çok kısa sürede geniş kitlelere ulaşabildiğine dikkat çeken Akbal, bu nedenle işletmelerin yalnızca kendi gelirlerini değil, destinasyonun genel itibarını da düşünmesi gerektiğini söyledi.

Turizm 2373678

TURİZMİN EN BÜYÜK SORUNLARINDAN BİRİ NİTELİKLİ ÇALIŞAN

Akbal’ın dikkat çektiği bir diğer kritik başlık ise insan kaynağı. Turizm sektöründe özellikle deneyimli, yabancı dil bilen ve mesleki yeterliliğe sahip çalışan bulma konusunda ciddi güçlükler yaşandığını belirten Akbal, sorunun temelinde sezonluk çalışma düzeninin bulunduğunu ifade etti.

Kıyı bölgelerindeki birçok tesisin yılın belirli dönemlerinde faaliyet göstermesi, çalışanların sezon dışında gelir ve iş güvencesi sorunuyla karşılaşmasına neden oluyor. Bu durumun da deneyimli çalışanların farklı sektörlere veya farklı ülkelere yönelmesine yol açabildiği belirtiliyor.

Akbal, turizm çalışanlarının sektörde kalıcı olabilmesi için kariyer basamaklarının netleştirilmesi, mesleki eğitimin güçlendirilmesi ve çalışanların sezon dışında da desteklenmesi gerektiğine dikkat çekti.

SEZONLUK ÇALIŞMA MODELİ YENİDEN ELE ALINMALI

Turizmde insan kaynağının sürdürülebilir hale gelmesi için sezon dışında çalışanların eğitim ve gelir imkanlarının korunması gerektiğini belirten Akbal, özellikle kış döneminin bir kayıp zamanı olmaktan çıkarılması gerektiğini ifade etti.

Süresiz nafakada kritik takvim: Mevcut davalarda ne değişecek?
Süresiz nafakada kritik takvim: Mevcut davalarda ne değişecek?
İçeriği Görüntüle

Bu kapsamda turizm çalışanlarının sezon dışında yabancı dil, mesleki yeterlilik ve hizmet kalitesine yönelik eğitimlere erişebilmesinin önemli olduğunu belirten Akbal, devlet desteklerinin de yalnızca tesislerin açık olduğu dönemlerle sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi.

Çalışanı yıl boyunca sektörde tutabilen işletmelerin desteklenmesi, Akbal’a göre hem hizmet kalitesini yükseltebilir hem de turizm sektörünün deneyimli personel sorununa kalıcı çözüm sağlayabilir.

Turizm-1

2027 VE 2028 İÇİN TURİZMDE YENİ MODEL GEREKİYOR

Akbal, önümüzdeki iki yıllık dönemde Türkiye turizminin yalnızca kıyı turizmine bağlı kalmaması gerektiğine dikkat çekti. Termal, gastronomi, kültür, sağlık, yat ve doğa turizminin daha fazla geliştirilmesinin sezonun uzatılması ve çalışanların yıl boyunca istihdam edilmesi açısından önemli olduğunu belirtti.

Turizm sezonunun uzamasıyla birlikte işletmelerin daha uzun süre faaliyet gösterebileceğini, çalışanların da sektörde kalıcılığının artabileceğini ifade eden Akbal, eğitim sistemi ile turizm sektörünün ihtiyaçlarının daha güçlü biçimde eşleştirilmesi gerektiğini söyledi.

YABANCI PERSONELDE DÜZENLİ VE ÖNGÖRÜLEBİLİR SİSTEM ÖNEMLİ

Nitelikli çalışan ihtiyacının yalnızca yerli iş gücüyle karşılanamadığı dönemlerde yabancı personelin de sektöre katkı sağlayabileceğini belirten Akbal, ancak bunun düzenli, öngörülebilir ve çalışan haklarını gözeten bir sistem içerisinde yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

Yabancı çalışanların özellikle yabancı dil bilen personel açığının giderilmesinde katkı sağlayabileceğini belirten Akbal, insan kaynağı politikasının günübirlik çözümler yerine uzun vadeli planlama anlayışıyla ele alınması gerektiğini vurguladı.

Ekonomiye Can Katıyor 2023 Yılından Bu Yana Turizm Gelirleri Artıyor3

TEKNOLOJİ İNSANIN YERİNE DEĞİL YANINA KONULMALI

Turizm sektöründe dijitalleşmenin de önemli bir fırsat sunduğunu belirten Akbal, rezervasyon, check-in ve rutin iletişim gibi işlemlerin teknolojik sistemlerle kolaylaştırılmasının çalışanların misafire ayırdığı zamanı artırabileceğini söyledi.

Akbal’a göre teknoloji, insanın yerine geçen bir unsurdan çok hizmet kalitesini destekleyen bir araç olarak değerlendirilmelidir.

GÜVEN ALGISI TURİZMİN TEMEL UNSURU

Turizmde fiyat ve hizmet kadar ülke imajının da belirleyici olduğuna dikkat çeken Akbal, ziyaretçinin tatil kararı verirken yalnızca oteli veya destinasyonu değil, ülkenin genel güven ve istikrar algısını da değerlendirdiğini ifade etti.

Bu nedenle Türkiye’nin özellikle bölgesel gerilimlerin yaşandığı bir dönemde güvenli, istikrarlı ve misafirine değer veren bir destinasyon algısını korumasının önemli olduğunu belirten Akbal, şeffaflığın ve öngörülebilirliğin turizm açısından ekonomik bir değer taşıdığını söyledi.

Turizmde Haksız Uygulamalara Rekor Ceza 138 Milyon Lira

TÜRKİYE’NİN GÜCÜ VAR ANCAK AVANTAJLAR KENDİLİĞİNDEN YETMİYOR

Türkiye’nin coğrafyası, iklimi, tarihi ve gastronomisinin önemli avantajlar sunduğunu belirten Akbal, ancak bu avantajların sürdürülebilir turizm gelirine dönüşmesi için sektörün yapısal sorunlarına odaklanılması gerektiğini ifade etti.

Akbal, “Daha fazla turist” hedefinin yanında “daha nitelikli turizm” anlayışının da öne çıkarılması gerektiğine dikkat çekerek, kişi başına harcamanın artırılması, sezonun uzatılması, hizmet kalitesinin yükseltilmesi ve çalışanların sektörde tutulmasının gelecek dönem açısından belirleyici olacağını söyledi.

2027 ve 2028 döneminde Türkiye turizminin rekabet gücünü belirleyecek temel unsurların insan kaynağı, fiyat-değer dengesi ve güven olacağını vurgulayan Akbal, sektörün bu üç başlığı birlikte ele alması gerektiğini ifade etti.

Muhabir: ESRA KOÇAK MAYDA