Konuyu Türkinform’a değerlendiren beslenme uzmanı Nazlı Karataş, protein tüketiminin gereğinden fazla olması, özellikle bilinçsiz şekilde yapıldığında bazı sağlık sorunlarını da beraberinde getirebileceğini söylüyor.
Proteinin uzun süre tokluk hissi sağlaması, kas gelişimine katkıda bulunması ve kilo kontrolüne yardımcı olması nedeniyle kullanılmaya başlandığına işaret eden Karataş, sosyal medyada paylaşılan fitness içerikleri, sporcuların günlük beslenme rutinleri ve kaslı vücutların ideal fizik olarak sunulmasının da ilgiyi artırdığını belirtiyor.
Birçok kişinin günlük protein ihtiyacını normal beslenme düzeniyle rahatlıkla karşılayabildiğinin altını çizen Karataş, buna rağmen ek ürünlere yönelmenin her zaman gerekli olmadığını vurguluyor.
GERÇEKTEN GEREKLİ Mİ?
Nazlı Karataş, yüksek proteinli ürünlerin bazı durumlarda faydalı olabileceğine işaret ederek, yoğun spor yapan bireyler, yaşlılar, bazı hastalıklar nedeniyle kas kaybı yaşayan kişiler veya özel beslenme gereksinimi bulunanlar için bu ürünler destekleyici olduğunu belirtiyor.
Ancak sağlıklı ve dengeli beslenen çoğu insan için protein ihtiyacı yumurta, süt ürünleri, et, balık, baklagiller ve kuruyemişler gibi doğal kaynaklardan karşılanabildiğini hatırlatan Karataş, “yüksek proteinli” etiketi taşıyan ürünlerin pazarlama stratejisinin bir parçası olabileceğine dikkat çekiyor. Çünkü bu ürünlerin önemli bir kısmı aynı zamanda yüksek miktarda şeker, tatlandırıcı veya işlenmiş içerik barındırabildiği ifade ediliyor.
BÖBREK SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR
Protein tüketimiyle ilgili en çok tartışılan konulardan birinin böbrek sağlığı olduğunu hatırlatan Karataş, uzun süre boyunca çok yüksek miktarda protein tüketilmesi durumunda böbreklerin daha fazla çalışmak zorunda kaldığına dikkat çekiyor.
Özellikle kronik böbrek hastalığı bulunan kişilerde, aşırı protein tüketimi mevcut sorunun ilerlemesini hızlandırırken, böbrek hastalarının yüksek proteinli diyetleri mutlaka hekim kontrolünde uygulaması gerektiği uyarısı yapılıyor.
Uzmanlar, ayrıca protein tozu ve takviyelerinin bilinçsiz kullanımının da risk oluşturabileceğini, özellikle yeterli sıvı tüketilmediğinde böbrekler üzerinde ek yük meydana gelebileceğini belirtiyor.
“KASLI VÜCUT” BASKISI
Sosyal medyada yayılan “kaslı vücut” görüntülerinin gençler üzerindeki görünüş odaklı fitness baskısı oluşturduğunu ifade eden Karataş, bu durumun gençler arasında sağlıksız beslenme davranışlarını tetikleyebileceğini belirtiyor.
Özellikle ergenlik dönemindeki gençlerin dış görünüş konusunda daha hassas olduğunu ve bu nedenle aşırı protein tüketimi, kontrolsüz takviye kullanımı veya katı diyetlere yönelme riskinin arttığına işaret eden Karataş, bazı gençler kas kazanımını hızlandırmak amacıyla günlük ihtiyaçlarının çok üzerinde protein tüketebildiğini söylüyor. Doğal olarak bu durumun yalnızca fiziksel değil, psikolojik açıdan da sorun yaratabildiği, vücut algısı bozukluğu, sosyal medya bağımlılığı ve sürekli daha kaslı görünme isteği gençlerin yaşam kalitesini olumsuz etkileyebildiği ifade ediliyor.
DAHA FAZLA, DAHA SAĞLIKLI MI?
Karataş, sağlıklı yaşamın tek bir besin öğesine odaklanmakla sağlanamayacağının altını çizerek, karbonhidratlar, sağlıklı yağlar, vitaminler, mineraller ve lif de dengeli beslenmenin vazgeçilmez parçaları arasında yer almalı uyarısında bulunuyor.
Karataş, asıl riskin proteinin bir sağlık kahramanı gibi sunulması ve toplumun önemli bir bölümünün gerçek ihtiyacının üzerinde tüketim yapması olduğuna işaret ediyor.
Yaş, cinsiyet, fiziksel aktivite düzeyi ve sağlık durumu dikkate alınmadan uygulanan yüksek proteinli beslenme modelleri beklenen faydayı sağlamayabileceği gibi bazı riskleri de beraberinde getirirken, protein tüketiminde modaya değil bilimsel verilere kulak verilmesi gerektiği uyarısı yapılıyor.




