Konuyu Türkinform’a değerlendiren endokrinoloji uzmanı Neslihan Köse, insan vücudunun biyolojik saatinin güneş ışığıyla senkronize çalıştığına işaret ederek, beyindeki sirkadiyen ritim merkezinin, gün ışığını algılayarak hormon salgılanmasını, uyku-uyanıklık döngüsünü, metabolizmayı ve hatta bağışıklık sistemini düzenlediğine dikkat çekiyor.
Özellikle sabah saatlerinde alınan doğal gün ışığının beynin "gündüz başladı" sinyalini almasını sağladığını ifade eden Köse, bu sinyalin yeterince alınmaması durumunda ise biyolojik saatin şaşabileceği uyarısında bulunuyor.
Çalışma hayatının önemli bir bölümünün penceresiz veya yetersiz doğal ışık alan ortamlarda geçmesi, son yıllarda bilim insanlarının üzerinde yoğunlaştığı konular arasında yer alıyor.
Uzmanlara göre gün boyunca yapay ışık altında çalışmak uyku kalitesinin bozulmasına, sabah yorgun uyanmaya, konsantrasyon güçlüğüne, dikkat dağınıklığına, ruh hali değişikliklerine ve kronik yorgunluk hissine neden olabiliyor.
D VİTAMİNİ NEDEN ÖNEMLİ?
Güneş ışığının en bilinen faydalarından birinin D vitamini üretimi olduğuna vurgu yapan Köse, D vitamininin yalnızca kemik sağlığı için değil, bağışıklık sistemi, kas fonksiyonları ve birçok metabolik süreç için de kritik öneme sahip olduğunu belirtiyor.
Uzmanlara göre gün boyunca kapalı alanlarda kalan kişilerde D vitamini eksikliği daha sık görülebiliyor. Ancak "Ne kadar çok güneş, o kadar iyi" yaklaşımının da doğru olmadığı vurgulanıyor.
Özellikle yaz aylarında uzun süre korumasız şekilde güneş altında kalmanın cilt kanseri riskini artırabileceğine dikkat çekiliyor. Bu nedenle güneşten kontrollü ve bilinçli şekilde yararlanılması öneriliyor.
RİTİM BOZULURSA NE OLUR?
Köse, sirkadiyen ritminin vücudun iç saati olduğunun altını çizerek, bu sistem yalnızca uyku düzenini değil vücut sıcaklığını, kan basıncını, hormon üretimini, açlık ve tokluk hissini ve enerji seviyelerini de etkilediğine dikkat çekiyor.
Doğal ışık eksikliği nedeniyle biyolojik saatin bozulması halinde kişilerde uykuya dalmakta güçlük, gece sık uyanma ve gün içinde uyku hali görülebiliyor.
Uzmanlar, gün ışığının serotonin gibi mutlulukla ilişkilendirilen nörotransmitterlerin üretiminde rol oynadığını belirtirken, özellikle kış aylarında günlerin kısalmasıyla ortaya çıkan mevsimsel duygu durum değişikliklerinin, ışık eksikliğiyle bağlantılı olabileceğini ifade ediyor.
Sürekli kapalı ortamda bulunmanın; motivasyon kaybı, enerji düşüklüğü, keyifsizlik, sosyal geri çekilme gibi belirtilere katkıda bulunabileceği ifade ediliyor.
NE YAPMALI?
Köse, gün ışığından yeterince faydalanabilmek için şu önerilerde bulunuyor:
-Sabah saatlerinde kısa bir açık hava yürüyüşü yapılması.
-Öğle arasında dışarı çıkılması.
-Çalışma ortamlarının doğal ışık almasının sağlanması.
-Mümkün olduğunca açık havada zaman geçirilmesi.
Neslihan Köse, modern yaşamın en görünmez sağlık risklerinden birinin gün ışığından uzak kalmak olduğuna işaret ederek, gün boyunca ekranlar ve yapay aydınlatmalar arasında yaşamanın, zamanla biyolojik saatin dengesini bozabildiği, D vitamini eksikliğine zemin hazırlayıp, ruh sağlığını da olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.




