Türkiye'deki boşanma davalarında yasal dengeleri altüst eden radikal bir hukuki dönem resmen başladı. Yargıtay, aile birliğini sarsan dijital hamlelere karşı masaya yumruğunu vurdu. Mahkemelerin emsal kararları uyarınca; eşini sosyal medyada engellemek, mesajlarına dönmemek ve telefon bağımlılığı yüzünden ailevi sorumlulukları ihmal etmek artık doğrudan ağır kusur ve boşanma gerekçesi sayılıyor. Dijital dünyanın aile içi krizlerdeki rolünü ve mahkeme salonlarındaki hukuki faturasını değerlendiren Avukat Ferhat Can Atıcı, boşanma davalarının değişen seyrini ve sanal eylemlerin yasal neticelerini açıkladı.

"SOSYAL MEDYA ARTIK DOĞRUDAN DELİL"
Sosyal medyanın sıradan bir haberleşme aracı olmaktan çıkıp evlilik birliğini temelinden sarsan yasal bir delile dönüştüğünü vurgulayan Avukat Atıcı, sanal dünyadaki ihmallerin hukuki boyutunu net bir dille ortaya koydu. Atıcı, boşanma davalarında dijitalleşen sadakat kavramını şu sözlerle aktardı:
"Bugün boşanma davalarında sosyal medya artık basit bir ayrıntı değil, doğrudan delil haline gelmiş durumda. Çünkü evlilikte güven, sadakat ve ilgi sadece evin içinde değil, dijital dünyada da devam ediyor. Eşini sosyal medyada engellemek, mesajlarını sürekli görmezden gelmek, aramalarına cevap vermemek ya da eşini yok sayar gibi davranmak tek başına 'boşanma sebebi budur' denilecek kadar basit değerlendirilemez. Ama bu davranış bir küslük hali olmaktan çıkıp iletişimi tamamen koparan, eşi değersiz hissettiren ve ortak hayatı zedeleyen bir hale gelmişse mahkemeler bunu kusur olarak görebiliyor."

"MESELE GÜVEN DUYGUSUNU ZEDELEYİP ZEDELEMEDİĞİDİR"
Fiziksel olarak aynı çatı altında bulunup dijital olarak başka dünyalara savrulan ve evlilik içi ilgisizliği sanal ortama taşıyan çiftler için yargının tavrı sertleşti. Gizli kapaklı mesajlaşmaların ve sanal uzaklaşmanın yasal karşılığına dikkat çeken Atıcı, şu uyarılarda bulundu:
"Mesela taraflar aynı evde yaşıyor ama biri diğerinin aramalarına cevap vermiyor, mesajlarını okumuyor, sosyal medyada aktif olduğu halde eşiyle iletişim kurmuyor, sürekli dış dünyaya açık ama eşine kapalı davranıyorsa burada artık sıradan bir sosyal medya kullanımı değil, evlilik içi ilgisizlik ve duygusal uzaklaşma gündeme gelir. Yargıtay kararlarında da sosyal medya üzerinden başka kişilerle uygunsuz yazışmalar yapılması, eski sevgiliyle gizli şekilde iletişim kurulması, cinsel içerikli mesajlaşmalar, eşin güvenini sarsacak paylaşımlar yapılması kusur olarak kabul edilebiliyor. Burada mesele yalnızca mesaj atılmış olması değil; bu mesajların evlilikteki sadakat ve güven duygusunu zedeleyip zedelemediğidir."
"EVLİLİK GÖREVLERİNİN İHLALİ OLARAK TARTIŞILIR"
Yargı kararlarında sadece sadakatsizlik değil, ekran başında geçirilen ölçüsüz zaman da evliliğin altını oyan dinamitlerden biri olarak kabul ediliyor. Telefon bağımlılığını masum bir eylem olmaktan çıkaran yasal sınırı çizen Atıcı, durumu şu ifadelerle açıkladı:
"Sosyal medyayı veya telefonu aşırı kullanmak da bazı durumlarda kusur sayılabilir. Örneğin kişi sürekli telefonla ilgileniyor, gece geç saatlere kadar mesajlaşıyor, eşiyle vakit geçirmeden, evin ve ailenin sorumluluklarını ihmal ediyor, çocuğuyla veya eşiyle ilgilenmiyorsa bu davranış artık 'telefonla fazla vakit geçiriyor' düzeyinde kalmaz. Evlilik görevlerinin ihlali olarak tartışılır."
"GÜNDELİK GÖRÜNEN BİRÇOK DAVRANIŞ DA KUSURDUR"
Mahkemelerde sadece fiziksel şiddetin veya aldatmanın boşanma sebebi sayıldığı yönündeki yerleşik algı, Yargıtay'ın emsal kararlarıyla tamamen yıkıldı. Gündelik hayatın içine gizlenen sinsi ihmallerin de adaletin kılıcından kaçamadığını belirten Atıcı, eşleri kusurlu kılan kritik davranışları şöyle sıraladı:
"Kamuoyunda genelde boşanma sebebi denilince akla aldatma, şiddet veya ağır hakaret geliyor. Oysa aile mahkemelerinde daha gündelik görünen birçok davranış da kusur olarak değerlendirilebiliyor. Sürekli küsmek, eşle konuşmamak, eşi evin içinde yok saymak, misafirlere veya eşin ailesine soğuk davranmak, eşin ailesini istememek, önemli günlerde eşinin yanında olmamak, hastalık sürecinde ilgisiz kalmak, eşin önceki evliliğinden olan çocuğunu dışlamak, toplum içinde küçük düşürücü sözler söylemek veya mahrem konuları başkalarının yanında anlatmak bunlara örnek gösterilebilir."

"EVLİLİKTEN KOPMANIN ARACI HALİNE GELMİŞSE SONUÇ DOĞURUR"
Yasal değerlendirmelerde kullanılan platformun türü değil, niyetin ve evlilik birliğine verilen hasarın boyutu esas alınıyor. Sanal dünyanın evlilikten kaçış mekanizması olarak kullanıldığı durumlarda hukukun müsamaha göstermediğini belirten Avukat Ferhat Can Atıcı, açıklamalarını şu ifadelerle sonlandırdı:
"Yani mesele şudur: Bir insanın Instagram kullanması, TikTok’a video koyması veya telefonla vakit geçirmesi elbette tek başına kusur değildir. Ama sosyal medya, eşini ihmal etmenin, sadakati zedelemenin, güveni sarsmanın veya evlilikten kopmanın aracı haline gelmişse boşanma davasında ciddi sonuç doğurabilir."




