Türkiye’nin son yıllarda dış politikada izlediği çok yönlü strateji Yunan basınında yeniden gündeme geldi. To Vima’da kaleme alınan analizde Ankara’nın gücünün yalnızca askeri kapasitesinden kaynaklanmadığı, ekonomi, savunma sanayisi, ticaret ve diplomatik ilişkilerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Marinos’un değerlendirmesinde özellikle Türkiye’nin Avrupa, Orta Doğu, Kafkasya ve Doğu Akdeniz arasında sahip olduğu coğrafi konumun ekonomik ve askeri kapasiteyle birleşmesinin Ankara’ya geniş bir hareket alanı sağladığına dikkat çekildi.

ABD’li Senatör Sanders’tan yapay zeka uyarısı! Yavaşlatılmalı
ABD’li Senatör Sanders’tan yapay zeka uyarısı! Yavaşlatılmalı
İçeriği Görüntüle

“TÜRKİYE’NİN POTANSİYELİ GÖZ ARDI EDİLEMEZ”

Marinos, Türkiye’nin bölgesel dengelerdeki konumunu değerlendirirken ülkenin sahip olduğu potansiyelin ve izlediği stratejik politikanın komşuları tarafından dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

Analizde Ankara’nın farklı ve zaman zaman birbiriyle rekabet halindeki aktörlerle eş zamanlı ilişki kurabilmesinin Türkiye’nin bölgesel etkisini artıran unsurlardan biri olduğu ifade edildi.

Türkiye’nin bir taraftan NATO’nun önemli askeri güçlerinden biri olmayı sürdürürken diğer taraftan Körfez ülkeleri, Suriye, Irak ve İran ile geliştirdiği ilişkiler sayesinde Orta Doğu’daki güç dengelerinde merkezi aktörlerden biri haline geldiği değerlendirmesinde bulunuldu.

Mavi Vatan-3

EKONOMİK GÜÇ ANKARA’NIN ELİNİ KUVVETLENDİRİYOR

Yunan gazetesi Türkiye’nin yükselen bölgesel etkisini değerlendirirken ekonomik kapasitesine de geniş yer ayırdı. Ülkenin trilyon dolar seviyesini aşan ekonomisinin Ankara’ya dış politikada önemli bir hareket alanı sağladığı belirtildi.

Türkiye’nin ticaret ağının Avrupa’dan Orta Doğu’ya uzanması da önemli bir avantaj olarak gösterildi. Avrupa Birliği Türkiye’nin en büyük ticaret ortaklarından biri olmaya devam ederken Yakın ve Orta Doğu ülkeleri de Türk şirketleri açısından önemli ihracat pazarları arasında bulunuyor.

Bu tablo Türkiye’nin ekonomik olarak yalnızca tek bir bölgeye bağımlı kalmadığını, Avrupa ile güçlü ticari bağlarını korurken Orta Doğu ve çevre coğrafyalardaki ekonomik varlığını da genişlettiğini ortaya koyuyor.

YUNAN BASINININ GÜNDEMİNDE TÜRK SAVUNMA SANAYİSİ

Analizin dikkat çeken bölümlerinden biri Türkiye’nin son yıllarda hızla büyüyen savunma sanayisine ayrıldı. Türk Silahlı Kuvvetlerinin NATO içerisindeki büyük askeri yapılardan biri olduğu hatırlatılırken Ankara’nın yerli savunma üretiminde ulaştığı kapasiteye özellikle dikkat çekildi.

İnsansız hava araçlarından savaş gemilerine, füze sistemlerinden elektronik harp teknolojilerine kadar genişleyen üretim kapasitesi Türkiye’nin dışa bağımlılığını azaltırken savunma ihracatını da hızla artırdı.

Türk savunma ve havacılık sektörünün ihracatının son yıllarda rekor seviyelere ulaşması, Ankara’nın askeri kapasitesinin artık yalnızca sahip olduğu personel veya silah sayısıyla değerlendirilmemesi gerektiğini gösteriyor. Türkiye aynı zamanda kendi sistemlerini geliştiren ve giderek daha geniş bir ülke grubuna ihraç eden bir savunma sanayisi oyuncusuna dönüşüyor.

Turkiye Suriye 2406641

SURİYE’DEKİ YENİ DENKLEM TÜRKİYE’NİN ETKİSİNİ ARTIRDI

To Vima’daki analizde Suriye’de yaşanan siyasi dönüşümün Türkiye açısından yarattığı yeni jeopolitik tabloya da dikkat çekildi. Ankara’nın Şam’daki yeni yönetimle geliştirdiği yakın ilişkilerin Türkiye’nin güney sınırındaki etkisini önemli ölçüde artırdığı değerlendirildi.

Suriye’nin yeniden yapılanması, güvenlik yapılanmasının şekillendirilmesi ve ekonomik ilişkilerin yeniden kurulması sürecinde Türkiye’nin önemli aktörlerden biri olması bekleniyor.

Ankara açısından Suriye dosyası yalnızca güvenlik meselesi de değil. Ticaret yollarının yeniden açılması, enerji ve ulaştırma projelerinin geliştirilmesi ve Türkiye üzerinden Körfez ile Avrupa arasında yeni bağlantılar kurulması ihtimali Suriye’nin jeoekonomik önemini de artırıyor.

KATAR’DAN SUUDİ ARABİSTAN’A GENİŞ İLİŞKİ AĞI

Marinos, Türkiye’nin Körfez ülkeleriyle geliştirdiği ilişkileri de Ankara’nın bölgesel stratejisinin önemli parçalarından biri olarak değerlendirdi.

Katar ile uzun yıllardır devam eden stratejik ilişkiler, Türkiye’nin Körfez’deki en güçlü bağlantılarından birini oluşturuyor. İki ülke arasındaki ekonomik ve siyasi iş birliğinin yanı sıra savunma alanındaki ilişkiler de Ankara-Doha hattının önemini artırıyor.

Türkiye’nin geçmişte çeşitli siyasi anlaşmazlıklar yaşadığı Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile ilişkilerini yeniden geliştirmesi ise Ankara’nın diplomatik esnekliğinin örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Normalleşme süreciyle birlikte ticaret ve yatırım ilişkilerinin hız kazanması, siyasi yakınlaşmanın ekonomik alana da yansımasını sağladı.

IRAK HATTI ENERJİ VE TİCARET AÇISINDAN KRİTİK

Türkiye’nin Irak ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ile ilişkileri de analizde öne çıkarılan başlıklar arasında yer aldı. Irak petrolünün Türkiye üzerinden uluslararası pazarlara ulaştırılması, iki ülke arasındaki enerji ilişkisinin stratejik boyutunu oluşturuyor.

Bunun yanında Türkiye ile Irak arasında geliştirilen ulaştırma projeleri Ankara’nın bölgesel ticaret merkezi olma hedefi açısından önem taşıyor. Basra Körfezi’ni Irak üzerinden Türkiye’ye ve buradan Avrupa’ya bağlamayı hedefleyen projeler, Türkiye’nin yalnızca enerji değil ticaret güzergâhları açısından da önemini artırabilecek potansiyele sahip.

Bu hatların tam kapasiteyle faaliyete geçmesi halinde Türkiye’nin Avrupa ile Körfez arasındaki kara ve demir yolu bağlantılarındaki konumu daha da güçlenebilir.

İRAN İLE REKABET VE DENGE AYNI ANDA

Yunan analizinde Türkiye-İran ilişkilerinin kendine özgü yapısına da dikkat çekildi. İki ülkenin yüzyıllardır büyük ölçüde değişmeden kalan yaklaşık 560 kilometrelik ortak sınırı bulunurken Ankara ve Tahran birçok bölgesel konuda farklı politikalar izliyor.

Suriye, Irak, Kafkasya ve Orta Doğu’daki nüfuz mücadelesinde zaman zaman karşı karşıya gelen iki ülke buna rağmen diplomatik ve ekonomik ilişkilerini sürdürmeyi başarıyor.

Türkiye’nin İran politikasında rekabet ile diyaloğu eş zamanlı yürütmesi, Ankara’nın bölgedeki denge siyasetinin örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor. Bu durum Türkiye’nin birbirleriyle sorun yaşayan bölgesel güçlerle aynı anda temas kurabilmesini sağlayan diplomatik hareket alanını da genişletiyor.

ATİNA’DAN TÜRKİYE’NİN YÜKSELİŞİNE YAKIN TAKİP

Türkiye’nin askeri ve diplomatik kapasitesine ilişkin değerlendirmelerin Yunan basınında giderek daha fazla yer bulması, Atina açısından da dikkat çekici bir tablo ortaya çıkarıyor. Ege ve Doğu Akdeniz’de uzun süredir devam eden anlaşmazlıklar nedeniyle Türkiye’nin askeri kapasitesindeki değişim Yunanistan tarafından yakından takip ediliyor.

Ancak To Vima’daki değerlendirme Türkiye’nin gücünü yalnızca Türk-Yunan rekabeti üzerinden ele almıyor. Ankara’nın Avrupa, Kafkasya, Karadeniz ve Orta Doğu arasında kurduğu ilişkiler ağı, Türkiye’nin bölgesel ağırlığını belirleyen temel unsurlardan biri olarak gösteriliyor.

Türkiye’nin savunma sanayisindeki büyümesi, geniş ticaret ağı, güçlü ordusu ve aynı anda farklı bölgesel aktörlerle ilişki kurabilen diplomatik yapısı bir araya geldiğinde Ankara’nın yakın coğrafyadaki gelişmeler üzerinde daha fazla söz sahibi olduğu değerlendirmesi öne çıkıyor.

Kaynak: Haber Merkezi