Sokağın nabzını tutmak için Türkinform olarak mikrofonumuzu uzattık ve o klasik ama her dönem farklı yanıtlar bulan soruyu sorduk: "Zamanı geri sarmak mı isterdiniz yoksa ileriye sarmak mı?". Aldığımız yanıtlar, sadece bir bilimkurgu fantezisini değil, toplumun bugünkü ruh halini, ekonomik kaygılarını, umutlarını ve pişmanlıklarını gözler önüne seriyor. Bakalım kimler geçmişini özlüyor, kimler geleceği için heyecanlanıyor?
GELECEĞE UMUTLA VE MERAKLA BAKANLAR
Zamanı ileri sarmak isteyenlerin bir kısmı, geçmişe dönüp bakmayı tamamen reddedenlerden oluşuyor. Daima ileriye baktığını belirten bir vatandaşımız, "Ne ekersen onu biçersin" diyerek gelecekte çok güzel şeyler beklediğini ifade ediyor.
Öte yandan, geleceği seçen gençlerin motivasyonu çok daha farklı ve vizyoner. Bilgi çağına doğan nesil, yapay zekanın getireceği devrimi kendi gözleriyle görmek istiyor. "Detroit: Become Human" gibi oyunlara referans vererek yapay zeka devrimini ve gelecekteki umutları merak edenler var. Bir başka vatandaşımız ise bugün YouTube algoritmaları ve internet sayesinde geçmişe dair her şeyi bildiğimizi, ancak asıl merak konusunun bilinmeyen gelecek olduğunu söylüyor. Ancak bu merakın içinde derin bir endişe de gizli; zira aşırı tüketim yüzünden insanlığın bin yıl sonra hayatta kalıp kalamayacağı konusunda şüpheler oldukça yüksek.
ESKİ GÜNLERE DUYULAN ÖZLEM
Sokağın gerçekliği her zamanki gibi ekonomik koşullarla yüzleşiyor. Röportajımızda bazı vatandaşlar zamanı ileri sarmak istediklerini söyleseler de, hemen ardından bugünkü piyasa koşullarından şikayet ederek eski günleri ne kadar özlediklerini itiraf ediyorlar. "Piyasanın durumu çok kötü, insanlar perişan" sözleri, aslında zamanı ileri sarma isteğinin bir umuttan ziyade, bugünün zorluklarından bir an önce kurtulma arzusu olduğunu gösteriyor. Heyecanını yitirmiş, aynı tempoda hayatı bir şekilde götürmeye çalışan ve sadece aldığı nefese şükreden vatandaşlarımızın varlığı da sokağın yorgunluğunu özetliyor.

TECRÜBEYLE SABİT "KEŞKE"LER
Röportajda konuştuğumuz vatandaşımız, hayatı boyunca hep başkaları için yaşadığını belirterek, "Keşke şimdiki aklımla genç olsaydım" diyor. Geçmişe dönebilse daha çok okuyup kendine yatırım yapacağını söylüyor. Ancak geçmişinden pişmanlık duymadığını da ekliyor.
GEÇMİŞİN GÜVENLİ LİMANI VE ATATÜRK İLE KARŞILAŞMA HAYALİ
Geleceğin belirsizliği, birçok insanı geçmişin güvenli limanına itiyor. Çünkü vatandaşın tabiriyle "o zamanlar hayat daha güzeldi" ve geçmişteki hatırlanan şeyler gayet iyiydi. Geleceğin iyi mi kötü mü olacağı bilinmezken, geçmiş bilindik ve özlenen bir yer olarak kalıyor.
Geçmişe gitmek isteyenlerin bir kısmı 500-600 yıl öncesine gidip insanların teknolojisiz nasıl hayatta kaldığını gözlemlemek istiyor. Kimi zamanı kendi gözleriyle görmek ve yaşamak istiyor. Ancak şüphesiz en çarpıcı yanıtlardan biri, geçmişe gidip tarihe yön veren insanlardan, özellikle de Mustafa Kemal Atatürk'ten bilgi alarak kendi yolunu çizmeyi hedefleyen vatandaşımızdan geldi.





