Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun HPV aşısına ilişkin açıklamaları yeniden gündemde. Memişoğlu, bazı bilim insanlarının Türkiye’deki HPV ve kanser oranlarının yanı sıra HPV profilinin farklı olduğunu belirterek aşının ücretsiz hale getirilmesinin gerekip gerekmediğinin tartışıldığını söyledi. Açıklamanın ardından Uzman Dr. Nur Topçu, Türkiye’de HPV kaynaklı hastalıkların boyutuna ve aşının koruyucu sağlık açısından önemine dikkat çekti.
Memişoğlu, HPV aşısına ilişkin değerlendirmesinde, “Hocam, bunu açıkladınız ama bunun biz karşılığını görüşüyoruz. Çünkü buna gerek yok.’ dediler. Bizim HPV oranlarımız, kanser oranlarımız, kanser yapma oranlarımız farklı. Bizim HPV profilimiz de farklı. Onun için bunu tartışalım, ondan sonra yapalım dediler” ifadelerini kullandı. Bakanın “Türkiye’nin HPV profili farklı” sözleri, aşının gerekliliği konusunda tartışmayı da beraberinde getirdi. Bu açıklamanın ardından gözler, HPV’nin Türkiye’deki etkisine ve aşının koruyucu sağlık politikalarındaki yerine çevrildi.

“TÜRKİYE’DE HER YIL 2 BİN 500 KADIN RAHİM AĞZI KANSERİ TANISI ALIYOR”
Uzm. Dr. Nur Topçu, Türkiye açısından HPV ile mücadelenin önemine dikkat çekerek çarpıcı veriler paylaştı. Topçu, “HPV enfeksiyonu ve HPV’ye bağlı kanserler, önlenebilir olmalarına rağmen Türkiye’de hâlâ önemli bir halk sağlığı sorunudur. Türkiye’de her yıl yaklaşık 2.500 kadın rahim ağzı kanseri tanısı almakta, 1.200’den fazla kadın ise bu hastalık nedeniyle yaşamını kaybetmektedir” dedi. Bu rakamların yalnızca istatistiklerden ibaret olmadığını vurgulayan Topçu, erken korunma, düzenli tarama ve zamanında müdahalenin önemine işaret etti. Topçu, “Bu rakamlar yalnızca birer istatistik değil; erken korunma, düzenli tarama ve zamanında müdahale ile önlenebilecek hastalıkları ve kaybedilen yaşamları ifade etmektedir” ifadelerini kullandı.
“HPV YALNIZCA KADINLARI İLGİLENDİREN BİR SORUN DEĞİL”
HPV’nin yalnızca rahim ağzı kanseriyle sınırlı bir sağlık sorunu olmadığına dikkat çeken Topçu, virüsün farklı kanser türleriyle de ilişkili olduğunu belirtti. Topçu, “Rahim ağzı kanserlerinin neredeyse tamamı yüksek riskli HPV enfeksiyonlarıyla ilişkilidir. Ancak HPV yalnızca kadınları ilgilendiren bir sorun değildir. HPV; rahim ağzı kanserinin yanı sıra vulva, vajina, anüs, penis ve bazı baş-boyun/orofaringeal kanserlerle de ilişkilidir. Bu nedenle HPV ile mücadele bir kadın sağlığı meselesinin ötesinde, toplum sağlığı politikasıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Memişoğlu’nun Türkiye’nin HPV profilinin farklı olduğu yönündeki açıklamasının ardından tartışmanın odağına aşının gerekliliği kadar, mevcut koruyucu sağlık araçlarının nasıl kullanılacağı da girdi. Topçu, Türkiye açısından kritik noktanın HPV kaynaklı kanserleri önleyebilecek araçların bulunması olduğunu belirterek, “Türkiye açısından en önemli nokta şudur: Elimizde bu kanserlerin önemli bir bölümünü önleyebilecek araçlar bulunmaktadır. HPV aşılaması enfeksiyondan korunmada, HPV temelli taramalar kanser öncesi değişikliklerin erken saptanmasında, uygun takip ve tedavi ise bu değişikliklerin kansere ilerlemesinin engellenmesinde önemli rol oynar” dedi. Topçu’nun açıklamasında aşı, tarama ve tedavi birbirinden bağımsız başlıklar olarak değil, kanserle mücadelede birbirini tamamlayan koruyucu sağlık araçları olarak öne çıktı.

“TÜRKİYE’NİN KÜRESEL HEDEFİN GÜÇLÜ BİR PARÇASI OLMASI GEREKİYOR”
HPV kaynaklı rahim ağzı kanserinin önlenmesine yönelik küresel hedeflere de dikkat çeken Topçu, Dünya Sağlık Örgütü’nün ortaya koyduğu 90-70-90 hedefini hatırlattı. Topçu, “Dünya Sağlık Örgütü, rahim ağzı kanserini bir halk sağlığı sorunu olarak ortadan kaldırmayı mümkün görüyor ve bunun için 90–70–90 hedefini ortaya koyuyor: Kız çocuklarının %90’ının 15 yaşına kadar HPV aşısının tamamlanması, kadınların %70’inin 35 ve 45 yaşlarında yüksek performanslı testlerle taranması ve kanser öncesi lezyon veya kanser saptanan kadınların %90’ının uygun tedaviye ulaşması” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin de bu hedef doğrultusunda hareket etmesi gerektiğini belirten Topçu, “Türkiye’nin de bu küresel hedefin güçlü bir parçası olması gerekiyor” dedi.
“HPV’YE DUR DE, KANSERİ ÖNLE”
Topçu, HPV ile mücadelede yalnızca sağlık kuruluşlarının değil, toplumun farklı kesimlerinin de sorumluluk taşıdığını belirtti. Aileler, okullar, hekimler, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve karar vericilerin ortak bir koruyucu sağlık yaklaşımı geliştirmesi gerektiğini ifade etti. Topçu, “Bunun yolu yalnızca sağlık kuruluşlarından değil; ailelerden, okullardan, hekimlerden, yerel yönetimlerden, sivil toplum kuruluşlarından ve karar vericilerden geçen ortak bir farkındalık ve koruyucu sağlık hareketinden geçiyor. HPV konusunda doğru bilginin yaygınlaştırılması, damgalanmanın ortadan kaldırılması, aşıya erişimin artırılması ve tarama programlarına katılımın güçlendirilmesi büyük önem taşıyor” dedi. HPV ile mücadelede alınacak kararların uzun vadeli sonuçlarına dikkat çeken Topçu, “Çünkü bugün HPV konusunda vereceğimiz doğru kararların sonucunu yıllar sonra daha az kanser vakası ve daha az kaybedilen yaşam olarak görebiliriz” ifadelerini kullandı. Topçu açıklamasını, “HPV’ye Dur De, Kanseri Önle. Aşıla. Tara. Erken Yakala. Tedavi Et” sözleriyle sürdürdü.

Rahim ağzı kanserinin önlenebilir bir hastalık olduğuna vurgu yapan Topçu, “Rahim ağzı kanseri, önleme ve erken müdahale araçlarına sahip olduğumuz bir kanserdir. Türkiye için hedefimiz yalnızca hastalığı tedavi etmek değil, oluşmasını önlemek ve gelecek nesilleri HPV’ye bağlı kanserlerden korumak olmalıdır” dedi. Memişoğlu’nun “Türkiye’nin HPV profili farklı” açıklamasıyla yeniden alevlenen tartışmanın merkezinde ise Türkiye’ye özgü epidemiyolojik verilerin nasıl değerlendirileceği, HPV kaynaklı kanserlerin mevcut durumu ve koruyucu sağlık politikalarının hangi yöntemlerle güçlendirileceği başlıkları bulunuyor.




