Bloomberg, Türkiye'de son yıllarda olağanüstü getirileriyle yatırımcıların gözdesi haline gelen bazı yatırım fonlarının nasıl büyük bir likidite krizinin merkezine yerleştiğini mercek altına aldı. Bazı fonlarda üç yılda yüzde 66 binleri aşan getirilerin görüldüğü süreç, düzenleyici kurumların müdahaleleri ve yatırımcıların çıkışa yönelmesiyle tersine dönerken, 131 fon için tasfiye kararı alındı ve 18 milyar doları aşan varlığı bulunan yaklaşık 350 bin yatırımcıyı ilgilendiren dev bir operasyon başlatıldı.

Yıllarca yüksek getirilerle büyüyen sistemde dengelerin değişmesi yalnızca fon yatırımcılarını vurmadı. Pusula ve Tera Portföy'deki bazı fonların geri ödeme taleplerini karşılamakta zorlanmasıyla görünür hale gelen likidite sıkışıklığı, fon yöneticilerini varlık satmaya zorladı; satışlar hisse fiyatlarını aşağı çekerken düşen fiyatlar yeni çıkış taleplerini tetikledi ve sorun Borsa İstanbul'un geneline yayılan bir satış dalgasına dönüştü.

Borsa Güne Rekorla Uyandı! Bist 100 Tarihi Seviyelerde

ÜÇ YILDA YÜZDE 66 BİNİ AŞAN GETİRİ

Bloomberg'in dikkat çektiği en çarpıcı noktalardan biri, kriz öncesinde bazı fonlarda görülen olağanüstü performans oldu. Türkiye'de özellikle düşük halka açıklığa ve sınırlı likiditeye sahip şirketlerin hisselerinde yoğunlaşan bazı fonlar, birkaç yıl içinde geleneksel yatırım araçlarıyla karşılaştırılamayacak büyüklükte getiriler elde etti.

Bu performans yatırımcıların ilgisini hızla artırdı. Fonların geçmiş getirilerini gören yeni yatırımcıların sisteme para aktarmasıyla fonların yönettiği varlıklar büyürken, yöneticilerin belirli hisselerde daha büyük pozisyonlar oluşturabilmesi yükseliş mekanizmasını daha da güçlendirdi. Ancak fiyatların şirketlerin temel finansal göstergelerinden kopup kopmadığı ve bazı işlemlerin koordineli biçimde yapılıp yapılmadığı daha sonra düzenleyici kurumların incelemelerinin merkezine yerleşti.

PARA GİRDİKÇE YÜKSELEN SİSTEM TERSİNE DÖNDÜ

Fon krizinin temel mekanizması, para girişlerinin çıkışa dönüşmesiyle ortaya çıktı. Fonlara sürekli yeni para girdiği dönemde yöneticiler ellerindeki hisseleri satmak zorunda kalmadan pozisyonlarını sürdürebiliyor, hatta aynı hisselerde yeni alımlar yapabiliyordu. Özellikle dolaşımdaki pay miktarı düşük hisselerde büyük alımlar fiyatları hızla yukarı taşıyabiliyordu.

Ancak yatırımcıların fonlardan çıkmaya başlamasıyla sistem tam tersine çalıştı. Yatırımcının fon payını geri vermesi karşılığında nakit ödeme yapmak zorunda olan fonlar ellerindeki varlıkları satmaya başladı; satışlar hisse fiyatlarını düşürdü, düşen fiyatlar fonların değerini aşağı çekti ve değer kaybını gören başka yatırımcıların da çıkışa yönelmesi yeni satış ihtiyacı yarattı. Finans piyasalarında “likidite sarmalı” olarak tanımlanan mekanizma böylece kendi kendisini beslemeye başladı.

DENETİMLER 2025'İN SONUNDA SIKILAŞTI

Bloomberg'in aktardığı kronolojiye göre fon piyasasındaki olağan dışı hareketler düzenleyicilerin radarına 2025'in sonlarına doğru daha güçlü biçimde girmeye başladı. Özellikle düşük halka açıklığa sahip bazı şirketlerde görülen sert fiyat hareketleri, fonlar ile şirketler arasındaki ilişkiler ve olağanüstü fon getirilerinin nasıl oluştuğu incelemeye alındı.

Süreç yalnızca Türkiye'deki düzenleyici kurumların dikkatini çekmedi. Uluslararası endeks sağlayıcılarının da bazı hisselerdeki fiyat oluşumu ve piyasanın işleyişi konusunda endişelerini gündeme getirmesi, sorunun yabancı yatırımcıların Türkiye piyasasına bakışı açısından da önem kazanmasına yol açtı. FT'nin aktardığına göre MSCI, koordineli işlem şüpheleri konusunda düzenleyici ilerleme sağlanmaması halinde Türkiye'nin endekslerdeki konumunun etkilenebileceği uyarısında bulundu.

Borsa Istanbul Da Hangi Sirketler Temettu Verecek Ve Hisse Basina Ne Kadar Odeme Yapilacak

15 GÜNDE 213 MİLYAR LİRALIK ÇIKIŞ

Fonlara yönelik güvenin bozulmasıyla yatırımcıların çıkışları hızlandı. Bloomberg'in Fintables verilerine dayandırdığı hesaplamaya göre 31 Ağustos ile 16 Eylül arasındaki kısa dönemde Türkiye'deki yatırım fonlarından yaklaşık 213 milyar liralık, yani yaklaşık 4,7 milyar dolarlık para çıktı.

Böylesine büyük bir çıkışın kısa sürede gerçekleşmesi özellikle likiditesi sınırlı varlıklara yatırım yapan fonları zor durumda bıraktı. Fon yöneticileri yatırımcılara ödeme yapabilmek için portföylerindeki varlıkları nakde çevirmek zorunda kalırken, piyasadaki satış miktarının artması fiyatlar üzerindeki baskıyı daha da büyüttü.

PUSULA'DAKİ ÖDEME SORUNU KRİZİ AÇIĞA ÇIKARDI

Piyasadaki gerilimin açık bir krize dönüşmesinde Pusula Portföy'de yaşanan gelişmeler önemli rol oynadı. Şirket, bazı fonlarında yatırımcıların geri alım taleplerine ilişkin ödemelerin gerçekleştirilemediğini açıklayınca piyasada uzun süredir tartışılan likidite sorunu somut biçimde ortaya çıktı.

Tera Portföy bünyesindeki bazı fonlarda da benzer ödeme sorunlarının gündeme gelmesi endişeyi büyüttü. SPK'nın daha sonra aldığı tasfiye kararının da Pusula ve Tera'nın bazı fonlarında yatırımcıların geri alım taleplerinin karşılanamamasının ardından geldiği bildirildi.

SPK'DAN FON YÖNETİCİLERİNE İŞLEM YASAĞI

Kriz büyürken SPK'nın incelemeleri de sertleşti. Kurul, Katılımevim paylarında gerçekleştirilen işlemler nedeniyle Pusula Portföy ile Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız'ın da aralarında bulunduğu bazı fon yöneticilerine iki yıl süreyle işlem yasağı uyguladı.

Gündoğdu Gıda paylarındaki işlemler nedeniyle de bazı Pusula Portföy yöneticileri hakkında iki yıllık işlem yasağı getirilirken, bazı isimler hakkında Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunuldu. Destek Finans Faktoring paylarındaki işlemler nedeniyle Tera Portföy fon yöneticisi İbrahim Bekçi hakkında da suç duyurusu ve iki yıllık işlem yasağı kararı verildi.

Ata Turizm Halka Arz Kac Lot Verdi Atatr Borsada Ne Zaman Islem Gorecek

131 FON İÇİN TASFİYE KARARI

Krizin ulaştığı boyutun ardından SPK, yedi portföy yönetim şirketine bağlı toplam 131 yatırım fonunun tasfiyesine karar verdi. Böylece sorunlu fonların varlıklarının kontrolsüz biçimde piyasaya satılması yerine, belirlenen bankaların gözetiminde kademeli olarak nakde çevrilmesine dayanan bir modele geçildi.

Tasfiye listesinde Tera Portföy'ün 6 fonunun yanı sıra A1 Capital Portföy, Atlas Portföy, Bulls Portföy, Hedef Portföy, Pardus Portföy ve Pusula Portföy tarafından kurulan fonlar bulunuyor. Fonların alım ve satım işlemleri durdurulurken tasfiye işlemlerinin normal şartlarda üç ay içinde tamamlanması öngörüldü; SPK gerekli görürse bu süre uzatılabilecek.

18 MİLYAR DOLARDAN FAZLA PARA, YAKLAŞIK 350 BİN YATIRIMCI

Bloomberg'in haberinde tasfiye kapsamındaki fonların büyüklüğü de dikkat çekiyor. 131 fonun toplamda 18 milyar doların üzerinde yatırımı bulunurken süreç yaklaşık 350 bin yatırımcıyı doğrudan ilgilendiriyor.

Bu rakam, yatırımcıların 18 milyar dolarının tamamını kaybettiği anlamına gelmiyor. Fonların portföylerindeki hisse senetleri ve diğer finansal varlıklar tasfiye kapsamında satılacak ve elde edilen nakit yatırımcıların sahip oldukları katılma payları oranında hesaplarına aktarılacak. Asıl belirsizlik ise özellikle likiditesi düşük varlıkların hangi fiyatlardan satılabileceği ve tasfiye sonunda yatırımcıların eline geçecek tutarın ne olacağı konusunda bulunuyor.

İŞ BANKASI VE ZİRAAT BANKASI DEVREYE GİRDİ

SPK, tasfiye sürecini doğrudan iki büyük bankanın gözetimine verdi. Tera Portföy tarafından kurulan altı fonun tasfiyesini Türkiye İş Bankası yürütecek; A1 Capital, Atlas, Bulls, Hedef, Pardus ve Pusula Portföy tarafından kurulan fonların işlemlerinden ise Ziraat Bankası sorumlu olacak.

Bankalar fonların varlıklarını tek seferde piyasaya boşaltmak yerine piyasa derinliği, likidite ve yatırımcıların menfaatlerini dikkate alarak satış takvimini belirleyecek. Satışlardan ve vadesi dolan yatırımlardan elde edilen para belirli aralıklarla yatırımcıların doğrulanmış saklama hesaplarına aktarılacak.

Borsa Isanbul

BORSADAKİ SATIŞ DALGASI NEDEN BÜYÜDÜ?

Fon krizinin Borsa İstanbul açısından en kritik tarafı, satış baskısının yalnızca tartışmaların merkezindeki küçük şirketlerle sınırlı kalmaması oldu. Fonların yatırımcılara ödeme yapabilmek için nakde ihtiyacı arttıkça, kolay satılabilen daha büyük ve likit hisseler de satışların hedefi haline geldi.

Böylece düşük likiditeli hisselerde başlayan sorun BIST 30 ve BIST 100'deki büyük şirketlere kadar taşınabilecek bir mekanizmaya dönüştü. 16 Eylül'de BIST 100'ün yüzde 5'in üzerinde değer kaybetmesi, fonlardan yaklaşık 1 milyar dolarlık çıkışın yaşandığı ortamda piyasadaki “fon kaçışı” endişelerini daha da artırdı.

MERKEZ BANKASI LİKİDİTE MUSLUĞUNU AÇTI

Satışların piyasanın tamamına yayılma ihtimali ekonomi yönetimini de harekete geçirdi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası piyasadaki TL likiditesini artırmaya yönelik adımlar atarken, düzenleyici kurumlar zorunlu satışların büyümesini engellemek amacıyla finansal sistemdeki fonlama ve teminat mekanizmalarında değişikliklere yöneldi.

Amaç, fonların ve diğer piyasa oyuncularının nakit bulmak için ellerindeki varlıkları aynı anda satmak zorunda kalmasını önlemekti. Çünkü likidite krizlerinde asıl risk, başlangıçta sınırlı sayıdaki kurumda görülen sorunun nakit ihtiyacı nedeniyle sağlıklı varlıkların da satılmasına ve böylece piyasanın geri kalanına bulaşmasına dayanıyor.

FİNANSAL İSTİKRAR KOMİTESİ ACİL TOPLANDI

Piyasadaki sert hareketlerin ardından Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığındaki Finansal İstikrar Komitesi de gelişmeleri değerlendirdi. Komite, sorunun sınırlı sayıdaki portföy yönetim şirketinin bünyesindeki bazı fonlarda yaşanan kredi ve likidite problemlerinden kaynaklandığını açıkladı.

Komitenin açıklamasında Borsa İstanbul'un ve Türkiye sermaye piyasalarının işleyişine ilişkin temel veya yapısal bir risk bulunmadığı özellikle vurgulandı. Sorunun fon piyasasının belirli bir bölümünde yoğunlaştığı ve “geçici ve yönetilebilir” olduğu belirtilirken, alınacak önlemlerin likidite sıkışıklığının giderilmesine ve bulaşma riskinin engellenmesine odaklanacağı duyuruldu.

YÜKSELİRKEN ÇALIŞAN ÇARK DÜŞERKEN DE ÇALIŞTI

Bloomberg'in ortaya koyduğu tablonun en dikkat çekici yanı, yıllarca olağanüstü getiriler üreten mekanizmanın para çıkışı başladığında aynı hızla tersine dönebilmesi oldu. Yüksek getiri yeni yatırımcı çekti, yeni para fonların daha fazla varlık almasını sağladı, artan talep fiyatları yükseltti ve yükselen fiyatlar fonların performansını daha da parlak gösterdi.

Ancak yatırımcıların çıkışa yönelmesiyle bu döngünün bütün parçaları tersine çalışmaya başladı. Para çıkışı satış ihtiyacını, satışlar fiyat düşüşünü, fiyat düşüşü fonların değer kaybını ve değer kaybı da yeni çıkış taleplerini beraberinde getirdi. Sonunda yıllarca yüksek getirileriyle konuşulan fonların bir bölümü, yatırımcıların paralarını geri almak istediği anda likidite problemiyle karşı karşıya kaldı.

“UÇAN FONLAR” İÇİN ÜÇ AYLIK HESAPLAŞMA

Şimdi piyasaların gözü İş Bankası ve Ziraat Bankası tarafından yürütülecek tasfiye sürecinde olacak. SPK'nın belirlediği çerçeveye göre varlıkların piyasa koşulları dikkate alınarak satılması ve nakde dönüş oldukça yatırımcılara ödeme yapılması planlanıyor; tasfiyenin üç ay içinde tamamlanması hedefleniyor.

TikTok'un kurucusu Asya'nın en zengini oldu!
TikTok'un kurucusu Asya'nın en zengini oldu!
İçeriği Görüntüle

Bu nedenle Türkiye'deki fon krizinin nihai bilançosu henüz ortaya çıkmış değil. Yıllarca olağanüstü getirilerle büyüyen fonların portföylerindeki varlıkların gerçek piyasa koşullarında hangi değerlerden satılabileceği, yatırımcıların ne kadarını geri alabileceği ve yaşananların fon sektörüne duyulan güven üzerinde nasıl bir kalıcı etki bırakacağı tasfiye sürecinin sonunda daha net görülecek.

Kaynak: Haber Merkezi