Eskişehir'de yaşayan takı tasarımcısı Bengisu Güldiken, doğadan topladığı taş ve deniz kabuklarıyla çalıştığını Türkinform'a anlattı. Bulgaristan göçmeni bir ailenin kızı olduğunu belirten Güldiken, işe çocuklukta başladığını söyledi.

Tasarım 1

ÇOCUKKEN TOPLADIĞI KABUK BUGÜN TASARIMA GİRDİ

Çocukluğunda gittiği her yerden taş ve deniz kabuğu topladığını aktaran Güldiken, topladıklarını evde kutu kutu biriktirdiğini anlattı. Alışkanlığın bugün de sürdüğünü söyledi.

"Yürürken beni ya gökyüzüne bakarken ya da yerde taş ararken bulabilirdiniz, hâlâ öyleyim" dedi.

Kutulardaki birikim yıllarca bir işe değil, yalnızca bir merakın karşılığıydı. Toplanan parçalar evde saklandı ve beklemeye bırakıldı.

Takı Tasarım 4

Kutulardaki birikimin işe dönüştüğü anı da anlattı. Yakın zamanda bir tasarımında çocukken topladığı bir deniz kabuğunu kullandığını belirten Güldiken, o kabuğun bugün işinde kullandığı bir tasarım aracına dönüşmesini ilginç bulduğunu söyledi.

TEKNİĞİ KENDİ ÖĞRENDİ

Taşlara, deniz kabuklarına ve incilere ilgisinin hep var olduğunu söyleyen Güldiken, bir gün takı markası kuracağını düşünmediğini belirtti.

Takı Tasarım 2

Çalışmalarını tel bükme tekniğiyle yapıyor. Güldiken, alanda uluslararası adıyla wire wrap olarak anılan yöntemi kullandığını söyledi.

Tel bükme, taşı ya da kabuğu delmeden ve kesmeden ince bir telle sararak tutturmaya dayanır. Kesilmiş taşta olduğu gibi hazır bir yuva bulunmadığından, tel her parça için yeniden kurulur.

Yöntemin sonucu doğrudan malzemeye bağlı. İki taşın kıvrımı aynı olmadığı için iki parça da birbirinin aynısı çıkmaz.

Herhangi bir kurstan eğitim almadığını da ekledi. Güldiken, tamamen kendi yaratıcılığıyla ilerlediğini ve yaptığı işi özgün el işçiliği olarak tanımladığını belirtti.

EGE'DEN KABUK ANTALYA'DAN ÇİZGİLİ TAŞ TOPLUYOR

Toplama alanlarını sıralayan Güldiken, en çok Ege kıyılarından topladığını söyledi. Ege kıyı şeridinde deniz kabuğunun yanında doğal taşa da rastlandığını belirtti.

Antalya bölgesinde tablo değişiyor. Güldiken, orada çoğunlukla çizgili taşlar bulduğunu aktardı.

Bir kıyının taşı, o bölgenin kaya yapısına ve akarsuların taşıdığı malzemeye göre değişir. Aynı denizin iki farklı kıyısında bambaşka renk ve desenler çıkmasının nedeni budur.

Kıyıdan toplanan malzeme doğrudan kullanılmaz. Deniz kabuğu ve taş tuz ile kum taşır, işlenmeden önce temizlenmesi gerekir. Güldiken da süreci anlatırken temizlemeyi ayrı bir aşama olarak saydı.

Kıyıya gittiği zamanlarda vaktinin çoğunu arayarak geçirdiğini söyledi. Aramanın kendisine bir tür farkındalık pratiği gibi geldiğini, o sırada bütün odağının doğada ve seslerde olduğunu anlattı.

Eskişehir'in doğal taşla ilişkisi ise başka bir malzeme üzerinden kurulmuş durumda. Şehrin adıyla anılan lületaşı, coğrafi işaretle tescillenmiş ve kuşaklar boyunca ustalık gerektiren bir işleme geleneği oluşturmuş. Güldiken'in çalıştığı kıyı taşları farklı bir malzeme, ancak ikisinde de belirleyici olan taşın kendi yapısına uymak.

TASARIM MASADA DEĞİL TAŞIN ELİNDE ŞEKİLLENİYOR

Üretim sürecini dört aşamada anlatan Güldiken, doğadan toplama, temizleme, tasarıma karar verme ve teli nesneyle buluşturma adımlarını sıraladı.

Kararın verildiği an alışılmışın dışında. Tasarıma çoğunlukla nesne ve telle çalışmaya başladığı sırada karar verdiğini belirten Güldiken, biçimin nesnenin doğal kıvrımlarına ve özelliklerine göre o esnada ortaya çıktığını söyledi. Özgünlüğün de buradan geldiğini ekledi.

Taş kesme yapmadığını da belirtti. Küçük taşlarla çalıştığı için doğal formu koruyarak kullanmayı tercih ettiğini aktardı.

BİR PARÇA BAZEN BİR DAKİKADA BİTİYOR

Süre konusunda tek bir ortalama vermedi. Güldiken, bir parçanın bazen bir dakikada bile bittiğini, sürecin ilhamına ve yaratıcılığına bağlı olduğunu söyledi.

En çok ürettiği ürünleri de sıraladı. Kolye ucu ve küpe ucunun ağırlıkta olduğunu, önümüzdeki dönem için birkaç yeni ürün fikri bulunduğunu ve bunlardan birinin bileklik olduğunu belirtti.

Kolye ve küpe ucu, tel bükme tekniğiyle çalışanların çoğunlukla başladığı iki üründür. Taşın tek noktadan asılması, telin de tek yönde kurulmasını yeterli kılar. Bileklik ise parçanın harekete ve darbeye dayanmasını gerektirir.

Doğal malzemeyle çalışmanın kendi zorluğu var. Kırılma ve bozulmaların doğal olmaktan kaynaklandığını söyleyen Güldiken, durumun kendisini çoğunlukla üzmediğini aktardı.

Gerekçesini iki cümleyle açıkladı. Kırılan parçanın gözüne hâlâ çok güzel göründüğünü ve ona geçiciliği hatırlattığını belirtti.

Kırılma riski malzemenin kendisinden geliyor. Deniz kabuğu ince katmanlardan oluşur ve kıyıda geçirdiği süre boyunca aşınır, bazı taşlar ise damar hattından ayrılır.

TOPLARKEN DOĞADAN İZİN İSTİYOR

Toplama anına kendi ritüelini eklediğini anlatan Güldiken, doğadan parça alırken minnetini sunduğunu ve izin istediğini söyledi.

Uygulamanın dayanağını da aktardı. "Şaman geleneğine göre doğadan bir şey alıyorsanız ondan izin almalı ve hatta ona hediyeler sunmalısınız" dedi.

İşveren sizi kameradan sürekli izleyebilir mi?
İşveren sizi kameradan sürekli izleyebilir mi?
İçeriği Görüntüle

Kıyıdan malzeme toplamak isteyen okurların bilmesi gereken bir çerçeve de var. Milli park, tabiat parkı, özel çevre koruma bölgesi ve sit alanlarında doğal değerlerin toplanması izne tabi tutuluyor.

Canlı yumuşakçaların toplanması ise su ürünleri avcılığı sayılıyor ve ayrı tebliğlerle düzenleniyor. Kıyıya vurmuş boş kabuk farklı bir durum oluşturuyor, ancak korunan bir alanın içindeyse o alanın kuralı geçerli oluyor.

Muhabir: Emre Kaymal