Toplumda tırmanışa geçen öfke patlamalarının arkasında yatan psikolojik nedenleri değerlendiren Psikolog Abidin Balkan, duyguların "zayıflık" olarak görülüp bastırılmasının şiddeti tetiklediğini belirtti. Sosyal medyadaki dopamin tuzağına ve değişen güçlü birey algısına dikkat çeken Balkan, "Telefonlar aklımızı aldı, beyin artık gerçek mutluluktan zevk almıyor" uyarısında bulundu.
ÖFKENİN TEMELİ ÖNEMLİ!
Öfkenin aslında bireyi koruyan ve sınırlarını belirleyen temel bir duygu olduğuna dikkat çeken Balkan, "Öfke, bireyin özelliğini ifade eder, karşı tarafa sınırlarının farklı olduğunu söyler. Aksi takdirde, öfke diğer duygular gibi aslında bireyi koruyan, kollayan temel duygulardan biridir. Öfke bana 'tehlikedesin, önlem al' der. Ancak geçmişten bugüne duygularımızı fark etme, adlandırma, anlamlandırma ve doğru şekilde ifade etmek çoğunlukla öğretilmedi; aksine 'zayıflık' olarak anlatıldığı için duygularımızı bastırmayı öğrendik. Vitrinde gördüğümüz o şiddet içeren öfkenin temelinde; aslında korku, kaygı, belirsizlik, hayal kırıklığı ve çaresizlik saklıdır" dedi.

ÖFKENİN ARKASINDAKİ SOSYAL SİSTEM VE EKONOMİK BELİRSİZLİKLER
Bireysel öfkenin yanı sıra toplumsal dinamiklerin de süreci doğrudan tetiklediğini belirten Balkan, sistemin bireyler üzerindeki etkisine şu sözlerle dikkat çekerek, "Birey içinde yaşadığı sistem içerisinde güvenli alan yarattığı için hayatını sürdürür. O sistemde meydana gelen olumlu ya da olumsuz değişiklikler bireyi de etkiler. Yaşanılan ekonomik krizler, işini kaybetme korkusu ve geleceğe dair belirsizlikler, bireyin bunlarla baş etme mekanizmaları yetersiz kaldığında yüzeye hep öfke olarak çıkar. Çünkü altında kaygı ve umutsuzluk saklıdır" ifadelerini kullandı.
GÜÇLÜ BİREY ALGISI DEĞİŞTİ: MAFYAVARİ YAKLAŞIMLAR SANAL GERÇEKLİK OLDU
Son yıllarda öfke patlamalarındaki artışın en büyük aktörlerinden birinin popüler kültür ve dijital platformlar olduğunun altını çizen Balkan, güçlü insan tanımındaki yozlaşmaya vurgu yaparak şunları kaydetti:
Güçlü birey dediğimizde serinkanlı, mantıksal çıkarımlar yapan, duygularını bilen, empati kuran, sınırları koruyan bir bireydir. Ama günümüzde güçlü birey tanımımız mafyavari yaklaşımlar, giyim tarzı ve kendini üst perdeden ifade etmek şeklinde değişti. Sosyal medyada en fazla izlenenler bunlar olduğu için bireyler bu sanal gerçekliği bir realite olarak kodlayıp, kendi çaresizliklerini ötekiler üzerinde hakimiyet kurarak saklamaya çalışıyor.
DOPAMİN TUZAĞI: "BEYİN GERÇEK MUTLULUKTAN ZEVK ALMAZ HALE GELİYOR"
Sosyal medyadaki sürekli akışın ve kısa videoların beyindeki ödül mekanizmasını deforme ettiğini belirten Balkan, dijital bağımlılığın tehlikelerine şöyle değinerek, "Dopamin motivasyonu artıran bir hormondur ancak fazla salgılandığında sorun yaratır. Sosyal medyadaki sürekli değişen görüntüler ve kaydırmalar dopaminin sürekli salgılanmasına yol açar. Bu bir bağımlılıktır; madde bağımlılığı ile aşamaları hemen hemen aynıdır. Bu bağımlılığa kapılan beyin, gündelik yaşamdaki gerçek ve kalıcı mutluluktan zevk almamaya başlar. Birçok birey daha önce kitap okumaktan keyif alırken artık sıkıldığını söyler; çünkü beynin uyarı merkezi sürekli uyarıldığı için bireyler uzun vadeli çaba gerektiren aktivitelerde erken sıkılmaya ve odaklanma sorunu yaşamaya başlar" dedi.
"TELEFONLAR AKLIMIZI ALDI, KONTROLÜ ELE ALMALIYIZ"
Bu kısır döngüden çıkmak ve sağlıklı bir birey olabilmek adına atılması gereken adımları sıralayan Psikolog Abidin Balkan, öncelikle telefonların insanları yönetmesine izin verilmemesi gerektiğini vurguladı. Gün içerisinde yarım saat ya da bir saat gibi süre sınırlamaları koyarak dijital platformlardan uzaklaşılması gerektiğini belirten Balkan, öfkeye yol açan asıl duygunun ne olduğunun sorgulanmasını, düşüncelerin ve anlamlandırmaların gerçekçilik süzgecinden geçirilmesini önerdi.
Stresle başa çıkmak için nefes ve gevşeme tekniklerinin öğrenilip uygulanmasının önemine değinen Balkan; odaklanma sorununu aşmak için günde 5 sayfa de olsa yavaş yavaş kitap okumaya başlayarak beynin uzun vadeli çaba merkezinin yeniden aktive edilebileceğini söyledi. Balkan, yürüyüş ve farklı egzersizler gibi yapmaktan keyif alınan aktivitelere mutlaka zaman ayrılmasını ve kısa ile uzun vadeli hedeflerle haftalık planlar oluşturulmasını tavsiye etti.




