Disleksi, çocuklarda fark edilmeden ilerleyebilen ve eğitim hayatında karşılaşılan yaygın öğrenme güçlüklerinden biri olarak karşımıza çıkabiliyor. Özellikle okuma, yazma ve bilgiyi işleme süreçlerinde yaşanan zorluklar, çocuğun yeterince dikkat göstermediği ya da ders çalışmaya isteksiz olduğu şeklinde yanlış yorumlanabiliyor.
Bu durum, disleksili çocukların yaşadıkları güçlüklerin zamanında fark edilmesini zorlaştırırken, çocukların okul hayatında ve akademik süreçlerinde çeşitli sorunlarla karşılaşmasına neden olabiliyor. Bu nedenle disleksi olan çocuklar, yaşadıkları güçlüklerin gerçek nedeni anlaşılmadan “dikkat sorunu” ya da “tembellik” gibi ifadelerle yanlışlıkla etiketlenebiliyor. Böyle durumlar ise çocukların okul hayatında ve akademik süreçlerinde çeşitli sorunlarla karşılaşmasına neden olabiliyor.
Peki, disleksi olan çocuklar yanlışlıkla “dikkat sorunu” ya da “tembellik” olarak etiketlenebilir mi? Memorial Göztepe Hastanesi Psikoloji Bölümü Klinik Psikolog İlayda Kutevu, Türkinform’a değerlendirdi.
“SORUN MOTİVASYON EKSİKLİĞİ DEĞİL, BİLGİYİ İŞLEME BİÇİMİNDEKİ FARKLILIK”
“Ne yazık ki evet” diyerek sözlerine başlayan İlayda Kutevu, disleksili çocukların çoğu zaman yeterince çabalamadıkları ya da dikkatlerini vermedikleri şeklinde yanlış değerlendirilebildiğini ifade ederek, oysa sorunun motivasyon eksikliği değil, bilgiyi işleme biçimindeki farklılık olduğunu belirtti.
“DAHA FAZLA EMEK HARCADIKLARI HALDE AYNI PERFORMANSI GÖSTERMEKTE ZORLANABİLİRLER”
Klinik Psikolog İlayda Kutevu, disleksi olan çocukların çoğu zaman yaşıtlarından daha fazla emek harcadıkları halde aynı performansı göstermekte zorlanabileceğini ifade etti.
“ELEŞTİRİLMEK VEYA KIYAS ÖZGÜVEN KAYBINA, OKUL KAYGISINA VE DERSLERDEN UZAKLAŞMAYA NEDEN OLABİLİR”
İlayda Kutevu, sürekli olarak eleştirilmek veya kıyaslanmanın özgüven kaybına, okul kaygısına ve derslerden uzaklaşmaya neden olabileceğini kaydederek, bu nedenle çocuğu etiketlemek yerine yaşadığı güçlüğün nedenini anlamaya çalışmanın ve uygun değerlendirme sürecine yönlendirmenin büyük önem taşıdığını söyledi.
Kutevu, şunları söyledi:
“Ne yazık ki evet. Disleksili çocuklar çoğu zaman yeterince çabalamadıkları ya da dikkatlerini vermedikleri şeklinde yanlış değerlendirilebiliyor. Oysa sorun motivasyon eksikliği değil, bilgiyi işleme biçimindeki farklılıktır.
Bu çocuklar çoğu zaman yaşıtlarından daha fazla emek harcadıkları halde aynı performansı göstermekte zorlanabilirler. Sürekli eleştirilmek veya kıyaslanmak özgüven kaybına, okul kaygısına ve derslerden uzaklaşmaya neden olabilir. Bu nedenle çocuğu etiketlemek yerine yaşadığı güçlüğün nedenini anlamaya çalışmak ve uygun değerlendirme sürecine yönlendirmek büyük önem taşır”




