Yapay zekânın sunduğu "sınırsız onay" alanının gerçek hayattaki toleransı düşürebileceğini belirten Bozuklu, teknolojinin insanın yerine değil, yanına konumlandırılması gerektiğini vurguladı.
YAPAY ZEKÂNIN KONFORLU ALANI VE BİREYSEL TOLERANS
Yapay zekânın sunduğu ilişki modelinin çekiciliğine değinen Yüksel Bozuklu, gerçek insan ilişkilerinin doğasındaki farklılıklara dikkat çekerek şunları kaydetti:
Bence burada en önemli mesele, yapay zekânın bize çok konforlu bir ilişki alanı sunması. Çünkü yapay zekâya istediğimiz zaman gidebiliyoruz, kendimizi anlatabiliyoruz, karşı tarafın bizi yanlış anlaması, sıkılması, öfkelenmesi ya da reddetmesi gibi risklerle çok daha az karşılaşıyoruz. Fakat gerçek ilişkiler böyle değil. Gerçek bir insanın da sınırları, ihtiyaçları, beklentileri ve duyguları var. Dolayısıyla gerçek bir ilişkide bazen anlaşılmayabiliriz, bazen eleştirilebiliriz, bazen de karşımızdaki insanın bizimle aynı fikirde olmamasına tahammül etmemiz gerekir.
SÜREKLİ ONAYLANMA HİSSİ TAHAMMÜLSÜZLÜK YARATIYOR
Sürekli uyumlu ve esnek bir sistemle kurulan iletişimin gerçek insanlara karşı bir tahammülsüzlük doğurabileceğini vurgulayan Bozuklu, "Eğer sürekli olarak bizi onaylayan ve bizim hızımıza göre hareket eden bir sisteme alışır hale gelirsek, gerçek insanların doğal olarak taşıdığı bu farklılıklara karşı toleransımız azalabilir. 'Beni neden anlamıyor?', 'Neden böyle tepki verdi?', 'Neden istediğim cevabı vermedi?' gibi bir tahammülsüzlük gelişebilir. Ama burada yapay zekâyı tamamen suçlamak da doğru değil. Asıl mesele, onu insan ilişkilerinin yerine koyup koymadığımız. Yapay zekâ bir araç olarak kullanıldığında çok kıymetli olabilir; fakat insan ilişkilerinin bütün zorluğunu ortadan kaldıran bir alternatif haline geldiğinde problem başlıyor" dedi.
SANAL DERTLEŞME VE SOSYAL İZOLASYON RİSKİ
Bir robotla dertleşmenin anlık bir rahatlama sağlasa da uzun vadede kişiyi sosyal izolasyona sürükleyip sürüklemeyeceği yönündeki tabloyu değerlendiren Psikolojik Danışman Bozuklu, kullanım amacının belirleyici olduğunu ifade etti:
Sürükleneceğini kesin olarak söylemek doğru olmaz. Çünkü yapay zekâyla konuşmak bazı insanlar için gerçekten bir ilk adım olabilir. Kişi kendisini ifade etmekte zorlanıyorsa, düşüncelerini toparlamak ya da duygusunu anlamlandırmak için bundan faydalanabilir. Ama burada kullanım biçimi çok önemli. Eğer kişi yapay zekâyı, insan ilişkilerine dönmek için bir destek olarak kullanıyorsa bunun faydalı bir tarafı olabilir. Fakat 'İnsanlarla uğraşamam, zaten yapay zekâ beni anlıyor' noktasına geliyorsa, o zaman sosyal izolasyonu besleme ihtimali var.
İYİ HİSSETMEKLE İYİ GELMESİ AYNI ŞEY DEĞİLDİR
İnsan ilişkilerinin sadece anlaşılmaktan ibaret olmadığını belirten Bozuklu, "Çünkü insan ilişkilerinin en önemli taraflarından biri sadece anlaşılmak değil; farklı bir insanla ilişki kurmayı, çatışmayı, hayal kırıklığını, sınırları ve karşılıklılığı deneyimlemek. Bunların hiçbirini tamamen risksiz ve kontrollü bir ortamda öğrenemiyoruz. Dolayısıyla yapay zekâ bize çok iyi hissettirebilir ama bazen iyi hissetmekle iyi gelmesi aynı şey değildir" gerçek bağ kurma deneyiminin unsurlarına değindi.
SAĞLIKLI BAĞ KURMAK İÇİN İLK ADIM: İHTİYACI FARK ETMEK
Gerçek dünyanın karmaşasından kaçıp yapay zekâya sığınan bireylere yönelik tavsiyelerini paylaşan Bozuklu, sürecin içsel bir sorgulamayla başlaması gerektiğini vurguladı:
Ben öncelikle kişinin kendisine şu soruyu sormasını öneririm: 'Ben burada yapay zekâdan ne alıyorum ve gerçek hayatta neyi alamıyorum?' Çünkü çoğu zaman mesele yapay zekâ değil; kişinin gerçek hayattaki bir ihtiyacının karşılanmıyor olması. Belki anlaşılmak istiyor, belki reddedilmekten korkuyor, belki yalnız hissediyor, belki de insan ilişkilerinde yaşadığı hayal kırıklıklarından yorulmuş durumda.
KÜÇÜK VE TOLERE EDİLEBİLİR TEMASLARLA BAŞLAYIN
Gereksinim fark edildikten sonra kademeli adımlar atılması gerektiğini ifade eden Bozuklu, ilişkilerde hayal kırıklığının da doğal bir süreç olduğunu belirtti:
Bu ihtiyacı fark ettikten sonra bir anda büyük sosyal adımlar atmasını beklemem. Çok küçük ve tolere edilebilir temaslarla başlamak daha sağlıklı. Bir arkadaşına mesaj atmak, biriyle kısa bir kahve içmek, bir sosyal aktiviteye katılmak, aileden biriyle gerçek bir sohbet etmek bile başlangıç olabilir. Ve özellikle şunu hatırlamak önemli: Sağlıklı bağ kurmak, hiç hayal kırıklığı yaşamamak değildir. Hayal kırıklığı yaşadığımız halde ilişkide kalabilmeyi, sınır koyabilmeyi ve gerektiğinde ilişkiyi yeniden düzenleyebilmeyi öğrenmektir.
YAPAY ZEKÂYI KAÇIŞ ALANI OLARAK KULLANMAYIN
Teknolojinin hayatımızdaki doğru konumlandırılması gerektiğine dikkat çeken Yüksel Bozuklu, Ben yapay zekâyı hayatımızdan çıkarmayı değil, hayatımızdaki yerini doğru konumlandırmayı öneriyorum. Kendimize şu ayrımı koyabiliriz: 'Yapay zekâyı hayatımı desteklemek için mi kullanıyorum, yoksa hayatın kendisinden kaçmak için mi?' Eğer bir düşüncemi toparlamak, bilgi almak, bir konuda fikir üretmek veya kendimi ifade etmeye hazırlanmak için kullanıyorsam bu çok farklı bir şey. Ama her üzüldüğümde, yalnız kaldığımda veya biriyle problem yaşadığımda insan yerine yapay zekâya yöneliyor ve gerçek ilişkilerden giderek uzaklaşıyorsam orada durup düşünmek gerekiyor" ifadelerini kullandı.
ÇOCUKLAR VE GENÇLER İÇİN KRİTİK UYARI
Özellikle genç kuşakların sosyal beceri gelişimine vurgu yapan Bozuklu, açıklamasını şu hayati tavsiye ile tamamladı:
Bir de özellikle çocuklar ve gençler açısından bu konunun çok daha dikkatli ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü sosyal beceriler sadece konuşarak değil, gerçek insanlarla ilişki içerisinde deneyimlenerek gelişiyor. Kısacası benim önerim şu olur: Yapay zekâyı insanın yerine değil, insanın yanında konumlandırmak. Çünkü teknoloji bize çok iyi bir eşlikçi olabilir; fakat insanın insana temasının, gerçek bir ilişkinin getirdiği karşılıklılığın ve bağ kurmanın yerini tamamen tutmasını beklememeliyiz.





