Bir ilişkide sevgi, uyum ve karşılıklı anlayış bulunmasına rağmen taraflardan biri fiziksel görünüm, boy, gelir düzeyi veya başka bir özellik nedeniyle ayrılık kararı alabiliyor. Dışarıdan bakıldığında tek bir kritere bağlı görünen bu kararın arkasında ise kişinin kendisiyle ilgili düşünceleri, çevresinin beklentileri ve yakın ilişkilere yaklaşımı etkili olabiliyor.
Psikolojik Danışman Turgay Köpür, kişinin kendisi için doğru olduğunu düşündüğü bir partneri tek bir özellik nedeniyle bırakmasının arkasındaki olası psikolojik dinamikleri değerlendirdi. Köpür’e göre asıl mesele her zaman partnerin sahip olduğu özellik değil, o özelliğin kişiye kendisi hakkında ne hissettirdiği.
PARTNERİNİ BAŞKALARININ GÖZÜNDEN DEĞERLENDİRİYOR OLABİLİR
Köpür, bazı insanların partnerlerini adeta bir vitrin gibi görebildiğini belirtti. “Onunla görülünce ne düşünürler?” veya “Ailem ne der?” gibi soruların kişinin ilişki kararlarında etkili olabildiğini ifade eden Köpür, kendilik değerini dışarıdan gelen onayla ölçen insanların partnerlerini de başkalarının bakış açısıyla değerlendirebildiğini söyledi.

Aile, arkadaş çevresi ve sosyal çevreden gelen beklentiler zamanla kişinin kendi düşünceleriymiş gibi algılanabiliyor. Böyle bir durumda kişi, partneriyle arasındaki uyumdan çok çevresinin bu ilişkiyi nasıl değerlendireceğine odaklanabiliyor.
Köpür’e göre burada sorulması gereken önemli soru, kişinin ayrılmasına neden olan kriterin gerçekten kendi ihtiyacı mı olduğu, yoksa annesinden, arkadaş grubundan veya sosyal medyada gördüğü çiftlerden gelen beklentileri mi yansıttığı.
İLİŞKİ CİDDİLEŞTİKÇE KUSUR ARAMAYA BAŞLAYABİLİYORLAR
Bazı insanlar için yakınlığın artması ve ilişkinin ciddileşmesi kaygıyı da beraberinde getirebiliyor. Köpür, kaybetme korkusunun büyüdüğü durumlarda kişinin farkında olmadan partnerinde kusur aramaya başlayabileceğini belirtti.
Bulunan kusur, zamanla ayrılık kararını mantıklı gösteren bir gerekçeye dönüşebiliyor. Köpür, bu davranış örüntüsünün kişinin farklı ilişkilerinde farklı kusurlara takılmasıyla anlaşılabileceğini ifade etti.
Bir ilişkide partnerin boyuna, başka bir ilişkide ise işine veya maddi durumuna odaklanılması, dikkat çekici bir tekrar oluşturabiliyor. Kusur değişse de ayrılığın ilişkinin ciddileşmeye başladığı dönemde yaşanması, kişinin yakınlık karşısındaki tutumunun da değerlendirilmesini gerektirebiliyor.
“DAHA İYİSİ VARDIR” DÜŞÜNCESİ KARARLARI ETKİLEYEBİLİYOR
Tanışma uygulamalarında sürekli yeni profillerle karşılaşmak, bazı kişilerde daha iyi bir partner bulma ihtimalinin her zaman açık olduğu düşüncesini besleyebiliyor. Köpür, bu yaklaşımın kişinin mevcut ilişkisini değerlendirme biçimini etkileyebileceğine dikkat çekti.
Mevcut partnerin olumlu özellikleri ve ilişkideki uyum yerine henüz tanışılmamış kişilerin sahip olabileceği özelliklere odaklanmak, sürekli karşılaştırma yapılmasına yol açabiliyor. Böylece kişi, elindeki ilişkiyi değerlendirirken ulaşabileceğini düşündüğü başka seçenekleri de hesaba katabiliyor.
Ancak Köpür, her ilişki kriterinin yalnızca bir bahane olarak görülmemesi gerektiğini de vurguladı. Fiziksel çekim hissetmek veya para konusunda benzer beklentilere sahip olmak, bazı ilişkilerde gerçekten önemli olabiliyor.
HER KRİTER BAHANE DEĞİL, ÖNEMLİ OLAN İHTİYACIN KAYNAĞI
Bir ilişkide fiziksel çekim, ekonomik beklentiler ve yaşam tarzı gibi konuların önemli olması tek başına sorun olarak değerlendirilmiyor. Asıl üzerinde durulması gereken nokta, kişinin kararını hangi ihtiyaca veya beklentiye dayanarak verdiği.
Köpür, kişinin kendisine şu soruyu yöneltmesinin önemli olduğunu belirtti: “Bu sizin ihtiyacınız mı, yoksa annenizin, arkadaş grubunuzun ya da sosyal medyada izlediğiniz çiftlerin sesi mi?”
Kişinin kendi ihtiyacını fark etmesi halinde bunu partneriyle açıkça konuşması öneriliyor. Beklentinin başkalarının düşüncelerinden kaynaklandığı fark edildiğinde ise ilişkiyi bitirme kararı vermeden önce bir kez daha düşünmek anlamlı olabiliyor.
AYRILIK KARARINDAN ÖNCE KİŞİ KENDİNE NE SORMALI?
Köpür’ün değerlendirmesine göre partneri tek bir özellik üzerinden değerlendiren kişinin, bu kriterin kendi hayatındaki anlamını sorgulaması önemli. Kişinin gerçekten ne istediğini anlaması, çevresinin beklentileriyle kendi ihtiyaçlarını birbirinden ayırmasına yardımcı olabilir.
Bir ilişkinin sürdürülüp sürdürülmeyeceğine karar verirken yalnızca tek bir özelliğe odaklanmak yerine ilişkinin genel uyumunu, karşılıklı beklentileri ve kişinin kendi değerlerini birlikte değerlendirmek gerekiyor.
Köpür’ün yaklaşımında temel ayrım, bir kriterin varlığından çok o kriterin hangi kaynaktan beslendiği. Kişinin kendi ihtiyacı ile başkalarının beklentilerini ayırt etmesi, ilişki kararını daha bilinçli biçimde değerlendirmesine yardımcı olabiliyor.



