2026 yılının su kaynakları açısından belirleyici bir dönem olabileceğine dikkat çeken Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, su yönetiminin iklim değişikliği, gıda sistemleri, ekonomik dayanıklılık ve güvenlik başlıklarıyla birlikte ele alınması gerektiğini belirtti.

Sinop’ta sağanak hayatı felç etti! Yollar göle döndü
Sinop’ta sağanak hayatı felç etti! Yollar göle döndü
İçeriği Görüntüle

Yıldız, yılın sonuna doğru gerçekleştirilecek COP31 ve BM 2026 Su Konferansı öncesinde küresel su gündeminin önem kazandığını ifade ederek, ülkelerin artan su risklerine karşı mevcut yönetim anlayışlarını değiştirmesi gerektiğini söyledi.

“HEDEF İLE UYGULAMA ARASINDA UÇURUM OLUŞUYOR”

2026 yılında su, iklim adaptasyonu, gıda sistemleri, ekonomik dayanıklılık ve güvenlik konularının uluslararası gündemde daha fazla yer tuttuğunu belirten Yıldız, uluslararası toplantılarda su konusunda ilginin ve taahhütlerin arttığını ancak uygulama konusunda sorunların devam ettiğini ifade etti.

Yıldız, yönetim yaklaşımlarının su sistemlerinde yaşanan değişime yeterince hızlı uyum sağlayamadığını belirterek, bunun hedeflerle uygulama arasında giderek büyüyen bir boşluk oluşturduğunu söyledi.

Yıldız’a göre önümüzdeki dönemde yalnızca yeni hedefler belirlemek yerine mevcut taahhütlerin nasıl hayata geçirileceğine odaklanılması gerekiyor.

“SU BİR SEKTÖR DEĞİL, BİR SİSTEMDİR”

Su yönetiminde temel yaklaşımın değiştirilmesi gerektiğini belirten Yıldız, suyun yalnızca ayrı bir politika veya sektör olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.

Su-11

Kuraklık, sel ve değişen yağış düzenlerinin farklı sektör ve bölgelerdeki riskleri yeniden şekillendirdiğine dikkat çeken Yıldız, arazi kullanımındaki değişiklikler ile ekosistem bozulmasının da hidrolojik döngüyü etkilediğini söyledi.

Su, toprak, iklim ve ekosistemlerin birbirinden bağımsız değerlendirilmesinin sistemik risk oluşturduğunu belirten Yıldız, karar alma süreçlerinin bu alanların birbirleriyle olan bağlantısını dikkate alması gerektiğini kaydetti.

SU YÖNETİMİNDE BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM ÇAĞRISI

Yıldız, su yönetiminin yalnızca rezervuar seviyeleri, kuraklık koşulları veya su tahsis anlaşmazlıkları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.

İklim direnci oluşturma çalışmaları, altyapı planlaması, arazi yönetimi ve finansman mekanizmalarının birbirinden ayrı politikalar olarak ele alınmasının sorunları artırabileceğini ifade eden Yıldız, yönetimin hidrolojik döngünün tamamını dikkate alması gerektiğini söyledi.

Toprakta, bitki örtüsünde ve atmosferde bulunan suyun da bu döngünün bir parçası olduğunu belirten Yıldız, özellikle “yeşil su”nun yağışların düzenlenmesi ve ekosistemlerin devamlılığı açısından önem taşıdığını vurguladı.

İKLİM POLİTİKALARI SU GERÇEKLERİNE DAYANMALI

İklim politikaları ile finansman kararlarının su kaynaklarının gerçekleri dikkate alınarak şekillendirilmesi gerektiğini belirten Yıldız, iklim risklerinin önemli bölümünün su riskleriyle bağlantılı olduğunu söyledi.

Yıldız, iklim yatırımlarının su sistemleri üzerindeki etkilerinin de hesaba katılması gerektiğini ifade ederek, uzun vadeli ve sistem genelinde direnç oluşturacak politikaların önemine dikkat çekti.

Dünya nüfusunun önemli bir bölümünün ortak su sistemlerine bağımlı olduğunu belirten Yıldız, yönetim çerçevelerinin değişen hidrolojik koşullara uyum sağlaması gerektiğini söyledi.

SINIR AŞAN SU ANLAŞMALARINA YENİ YAKLAŞIM

Yıldız, iklim değişikliğinin sınıraşan su yönetimi üzerindeki etkilerine de dikkat çekti.

Dünyadaki birçok sınıraşan su anlaşmasının geçmişteki su mevcudiyetine ilişkin verilere dayandığını belirten Yıldız, değişen hidrolojik koşulların bu anlaşmaların uygulanmasında yeni sorunlar oluşturabildiğini ifade etti.

Mevcut anlaşmaların değişen iklim ve su koşulları dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yıldız, aksi durumda ülkeler arasındaki su kaynaklı gerilimlerin artabileceğini söyledi.

COP31’DE SU VE İKLİM BAĞLANTISI ÖNE ÇIKMALI

COP31 ve BM 2026 Su Konferansı'na ilişkin beklentilerini de paylaşan Yıldız, bu toplantılardan yalnızca yeni taahhütler değil, mevcut hedeflerin nasıl uygulanacağına ilişkin daha somut adımlar beklediğini belirtti.

Su ile iklim arasındaki bağlantının COP31 gündeminde daha güçlü şekilde ele alınması gerektiğini ifade eden Yıldız, iklim yatırımlarının uzun vadeli sonuçlarının su sistemleri üzerindeki etkilerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yıldız, suyun iklim sistemlerini, ekosistemleri, ekonomileri ve toplumları birbirine bağlayan ortak bir alan olduğunu belirterek, küresel gündemlerdeki parçalı yaklaşımların aşılması gerektiğini kaydetti.

“TAHHÜTLER ÖLÇÜLEBİLİR İLERLEMEYE DÖNÜŞMELİ”

2026 yılının sonunda su konusunda önceliğin yalnızca suyun önemine ilişkin ortak görüş oluşturmak olmaması gerektiğini belirten Yıldız, asıl hedefin verilen taahhütleri ölçülebilir ilerlemeye dönüştürmek olduğunu ifade etti.

Yıldız, su yönetiminin daha katılımcı, kapsayıcı ve değişen koşullara uyum sağlayabilen bir yapıya kavuşturulması gerektiğini belirterek, özel sektör, araştırmacılar, finansörler, uygulayıcılar, yerli halklar ve sivil toplumun da bu sürecin parçası olması gerektiğini söyledi.

Muhabir: Büşra Aköz