Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 30 Ağustos’ta Girne açıklarında meydana gelen gemi faciasının ardından görevden alınan eski Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, olağanüstü toplanan Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda kazaya ilişkin açıklamalarda bulundu.
Kazanın yaşandığı gün geminin saat 12.00 sıralarında hareket ettiğini, yaklaşık 20 dakika sonra ise su almaya başladığını belirten Arıklı, kısa süre içerisinde yardım çağrısı yapılmaya çalışıldığını söyledi. Arıklı, yapılan SOS çağrısının standartlara uygun olmadığını savundu.
“TEK HEDEF BEN GÖSTERİLDİM”
Facianın ardından kamuoyunda kendisinin hedef gösterildiğini söyleyen Arıklı, geminin sefere çıkmasına kendisinin talimat verdiği, teknik sorunları bulunan gemiye izin verdiği, kaptanın belgesinin kabul edilmesini istediği ve hava koşullarının uygun olduğu yönünde talimat verdiği iddialarını reddetti.
Kaza sonrasında bakanlık yetkilileriyle birlikte belgeler üzerinden açıklama yapmak istediğini belirten Arıklı, Başbakan Ünal Üstel’in kendisinden o aşamada açıklama yapmamasını istediğini ifade etti.
Kendisine yöneltilen “siyasi sorumluluk gereği istifa” çağrılarına da yanıt veren Arıklı, mevcut kuralların herhangi birini değiştirmediğini ve kazaya yol açabilecek yeni bir uygulamaya imza atmadığını savundu.
GEMİNİN DENETİMİ TÜRK LOYDU’NA DEVREDİLMİŞTİ
Geminin teknik denetimine ilişkin eleştirileri de yanıtlayan Arıklı, Limanlar Dairesi bünyesinde gemileri teknik açıdan denetleyebilecek yeterli uzman personel bulunmadığını söyledi.
Arıklı, gemilerin teknik denetimi ve sınıflandırılmasına ilişkin yetkinin 2003 yılında Türk Loydu’na devredildiğini, sonraki yıllarda da bu uygulamanın sürdüğünü belirtti.
Faciaya karışan geminin de 2024 yılında Türk Loydu denetiminden geçtiğini ve klas belgesi aldığını ifade eden Arıklı, bu kontrollerin belirli aralıklarla yenilendiğini söyledi.
MAYIS AYINDAKİ SU ALMA OLAYI DA GÜNDEMDE
Arıklı, geminin Mayıs ayında su aldığına ilişkin görüntülere de değindi. Bakanlığa bu konuda resmi bir şikayet ulaşmadığını ancak sosyal medyaya yansıyan görüntülerin ardından ilgili şirketin Liman Başkanlığı tarafından uyarıldığını söyledi.
Şirketin daha sonra Akdeniz Tersanesi’ne gittiğini ve gemide bakım-onarım işlemleri gerçekleştirildiğini belirten Arıklı, 2 Haziran 2026 tarihinde Türk Loydu tarafından da inceleme yapıldığını kaydetti.
Mayıs ayında yaşanan su alma olayı ile 30 Ağustos’taki facia arasında bağlantı olup olmadığı konusunda ise değerlendirme yapmayan Arıklı, bu sorunun kaza kırım ekibinin incelemesi sonucunda yanıtlanacağını söyledi.
“KAZA YAPMASI SEFERE ÇIKMASINA ENGEL DEĞİL”
Geminin daha önce bir kazaya karışmasına rağmen tekrar sefere çıkmasına izin verilmesine yönelik eleştirilere de yanıt veren Arıklı, bir geminin kaza yapmasının tek başına sefere çıkmasına engel oluşturmadığını savundu.
Önemli olanın gerekli bakım ve onarım işlemlerinin kurallara uygun biçimde gerçekleştirilmesi olduğunu belirten Arıklı, söz konusu teknik kontrollerin Türk Loydu tarafından yapılması gerektiğini ifade etti.
Türk Loydu’nun yaptığı incelemeler ile tersanedeki bakım-onarım sürecinin hem Meclis Araştırma Komitesi hem de yargı sürecinde ayrıntılı şekilde ele alınacağını söyledi.
KAPTANIN EHLİYETİYLE İLGİLİ İDDİALARA YANIT
Faciada gemi kaptanının ehliyetinin geçersiz olduğu yönündeki iddiaları da reddeden Arıklı, kaptanın belgesinin Uluslararası Denizcilik Örgütü ve STCW kurallarına göre geçerli olduğunu savundu.
Yabancı ülkelere ait kaptanlık belgelerinin ilgili ülkenin denizcilik makamları ile uluslararası kayıtlar üzerinden kontrol edildiğini belirten Arıklı, mürettebata ilişkin soruların ise şirket yetkilileri tarafından yanıtlanması gerektiğini söyledi.
“KAPTAN VE İKİNCİ KAPTANIN CİDDİ HATASI VAR”
Arıklı, gemiden yapılan yardım çağrısına ilişkin de dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Kaptan ve ikinci kaptanın yardım çağrısını kurallara uygun şekilde yapmadığını ileri sürdü.
Buna rağmen Güney Kıbrıs’taki radyo ile KKTC Kıyı Emniyeti Radyosu’nun olaydan haberdar olduğunu ve Sahil Güvenliğin kısa süre içinde bölgeye yönlendirildiğini ifade eden Arıklı, “Burada kaptanın ve bana göre ikinci kaptanın ciddi hatası var” dedi.
Mürettebatın acil durumlara ilişkin yeterli eğitim alıp almadığının da hem Meclis Araştırma Komitesi hem de yargı tarafından inceleneceğini söyledi.
TÜRKİYE’DEN TEKNİK EKİP İSTENDİ
Kazanın ardından Türkiye Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile görüştüğünü belirten Arıklı, geminin neden battığının teknik olarak incelenebilmesi için Türkiye’den kaza kırım ekibi talep ettiğini söyledi.
Arıklı, söz konusu ekibin kısa süre içinde KKTC’ye geldiğini ve çalışmalarına başladığını ifade etti. Hazırlanacak teknik raporun hem Meclis Araştırma Komitesi’nin çalışmaları hem de devam eden yargı süreci açısından önem taşıması bekleniyor.
“METEOROLOJİK ŞARTLAR UYGUNDU”
Kazanın meydana geldiği gün hava şartlarının sefere uygun olmadığı yönündeki iddialara da karşı çıkan Arıklı, meteoroloji raporlarında geminin kalkışına engel olacak bir durum bulunmadığını savundu.
Buna karşın kaptanın bir gün önceki fırtınanın ardından oluşabilecek deniz koşullarını ve olası riskleri dikkate alması gerektiğini belirten Arıklı, bu başlıkların da yargılama sürecinde değerlendirileceğini söyledi.
“SORUMLULUĞUM VARSA MİLLETVEKİLLİĞİNİ BİLE BIRAKIRIM”
Konuşmasının sonunda sorumluluk tartışmalarına değinen Arıklı, kazanın nedenlerinin ve kusuru bulunan kişilerin devam eden yargı süreci ile Meclis Araştırma Komitesi’nin çalışmaları sonucunda ortaya çıkacağını belirtti.
Kendisinin veya görev yaptığı bakanlığın herhangi bir kusurunun kanıtlanması halinde gereğini yapacağını vurgulayan Arıklı, “Herhangi bir hatam, herhangi bir sorumluluğum varsa bırakın istifayı, milletvekilliğini bile bırakırım” ifadelerini kullandı.
Arıklı, en küçük bir kusurun dahi mahkeme veya araştırma sürecinde ortaya konulması halinde karar almak için kimseye danışmayacağını ve gereğini yapacağını söyledi.



