Kanal 14 televizyonunda yayımlanan analizlerde Türkiye'nin askeri kapasitesi, Pakistan'ın nükleer gücü ve Suudi Arabistan'ın ekonomik imkanlarının birleşmesinin Orta Doğu'daki dengeleri değiştirebileceği belirtildi. İsrailli yorumcular, ittifakın genişlemesi halinde Tel Aviv'in bölgesel konumunun daha fazla baskı altına girebileceğini değerlendirdi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın oluşturduğu üçlü savunma iş birliği, İsrail medyasının gündemine taşındı. İsrail'in Kanal 14 televizyonunda yayımlanan değerlendirmelerde, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın yalnızca askeri bir düzenleme olmadığı, aynı zamanda Orta Doğu, Basra Körfezi ve Güney Asya'daki stratejik dengeleri etkileyebilecek yeni bir iş birliği zemini oluşturduğu ifade edildi.
İsrailli yorumcular, Türkiye'nin gelişmiş savunma sanayisi ve askeri tecrübesi, Pakistan'ın nükleer kapasitesi ve Suudi Arabistan'ın finansal kaynaklarının bir araya gelmesinin bölgedeki mevcut güç dağılımını değiştirme potansiyeli taşıdığını savundu.

İSRAİLLİ YORUMCUDAN DİKKAT ÇEKEN SORU: NEDEN KORKMALIYIZ?
Kanal 14'te değerlendirmelerde bulunan İsrailli siyasi yorumcu Tamir Morag, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın İsrail açısından doğurabileceği sonuçları ele aldı.
"Neden korkmalıyız?" sorusunu gündeme getiren Morag, ittifakın bugünkü askeri kapasitesinden çok gelecekte nasıl gelişeceğinin önem taşıdığını belirtti.
Morag, anlaşmada yer aldığı aktarılan, taraflardan birine yönelik silahlı saldırının diğer taraflara da yapılmış sayılması ilkesine dikkat çekerek bunun ülkeler arasındaki askeri dayanışmayı güçlendirebileceğini ifade etti.
İsrailli yorumcu, özellikle Suudi Arabistan'a yönelik tehditlerin arttığı bir dönemde Türkiye ve Pakistan'ın Riyad yönetimiyle yakınlaşmasının bölgesel güvenlik dengeleri açısından önemli olduğunu vurguladı.
TÜRKİYE'NİN ASKERİ GÜCÜ VE SAVUNMA SANAYİSİ ÖNE ÇIKTI
İsrail basınındaki analizlerde Türkiye'nin bölgedeki askeri kapasitesi ve son yıllarda geliştirdiği savunma sanayisi projelerine özel yer verildi.
Kanal 14'te Türkiye'nin geniş askeri personel kapasitesi, operasyonel tecrübesi ve yerli savunma sistemleriyle ittifakın önemli unsurlarından biri olduğu belirtildi.
Türkiye'nin insansız hava araçları, hava savunma sistemleri, savaş gemileri ve diğer askeri platformlardaki üretim kabiliyetinin Suudi Arabistan ve Pakistan ile yürütülecek ortak projelere katkı sağlayabileceği değerlendirildi.
Analizde, Türkiye'nin 2025 yılında savunma ve havacılık ihracatının 10 milyar doları aştığı ve yürütülen savunmaprojelerinin sayısının 1.400'ün üzerine çıktığı bilgileri de paylaşıldı.

PAKİSTAN'IN NÜKLEER GÜCÜ İSRAİL'İN GÜNDEMİNDE
İsrailli yorumcu Tamir Morag, Pakistan'ın nükleer kapasitesinin üçlü ittifakın stratejik önemini artıran unsurlardan biri olduğunu ifade etti.
Pakistan'ın nükleer silahlara sahip olmasının yanı sıra geniş insan kaynağı ve askeri tecrübesine dikkat çeken Morag, İslamabad yönetiminin Türkiye ile yakın ilişkilerinin İsrail tarafından yakından izlenmesi gerektiğini savundu.
Doğrudan bir Türkiye-İsrail çatışmasının uzak bir ihtimal olduğunu belirten Morag, buna rağmen Pakistan'ın bölgesel krizlerde üstlenebileceği rolün göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.
Bununla birlikte Pakistan'ın nükleer kapasitesinin ittifakın diğer üyelerine otomatik olarak nükleer koruma sağlayacağına ilişkin doğrulanmış bir düzenleme bulunmuyor.
ÜÇ ÜLKENİN GÜCÜ BİRLEŞİYOR: YENİ BİR BÖLGESEL MERKEZ Mİ DOĞUYOR?
Kanal 14'te değerlendirmeleri aktarılan Dr. Anat Hochberg-Marom ise Mekke İttifakı'nın üç farklı güç unsurunu bir araya getirdiğine dikkat çekti.
Hochberg-Marom'a göre Suudi Arabistan'ın ekonomik kaynakları, Türkiye'nin askeri kapasitesi ve Pakistan'ın nükleer gücü, Basra Körfezi'nden Güney Asya'ya uzanan geniş bir coğrafyada yeni bir stratejik iş birliği oluşturabilir.
İsrailli uzman, bu yakınlaşmanın yalnızca askeri alanda değil, enerji, ticaret, ulaştırma ve diplomatik ilişkilerde de etkili olabileceğini değerlendirdi.
Üç ülkenin farklı alanlardaki imkanlarını ortak hedefler doğrultusunda kullanmasının bölgedeki mevcut ittifak yapılarını etkileyebileceği ifade edildi.
İTTİFAKA MISIR, KATAR VE BAE DE KATILABİLİR Mİ?
İsrail basınında öne çıkan değerlendirmelerden biri de Mekke İttifakı'nın gelecekte genişleme ihtimali oldu.
Analizlerde Mısır, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin ilerleyen dönemde benzer savunma düzenlemelerine dahil olabileceği ihtimali üzerinde duruldu.
Böyle bir genişlemenin Orta Doğu'daki askeri ve diplomatik dengeleri önemli ölçüde değiştirebileceği, İsrail'in bölgesel hareket alanını daraltabileceği ileri sürüldü.
Ancak söz konusu ülkelerin anlaşmaya katılacağına ilişkin resmi bir karar veya açıklama bulunmuyor. Bu değerlendirmeler, İsrailli yorumcuların geleceğe yönelik senaryoları niteliğini taşıyor.
TÜRK SAVUNMA SANAYİSİ İÇİN YENİ PAZAR FIRSATLARI
Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın Türkiye açısından ekonomik sonuçları da İsrail basınındaki analizlerde ele alındı.
Suudi Arabistan'ın yüksek savunma harcamaları ve askeri modernizasyon programlarının Türk şirketleri açısından önemli fırsatlar yaratabileceği belirtildi.
Türk insansız hava araçları, hava savunma sistemleri, deniz platformları ve askeri teknoloji ürünlerinin Riyad yönetiminin ihtiyaçları doğrultusunda daha geniş bir pazara ulaşabileceği değerlendirildi.
Analizlerde, bu iş birliklerinin Ankara'nın yalnızca savunma ihracatını artırmakla kalmayıp Suudi Arabistan ile siyasi ve diplomatik ilişkilerini de derinleştirebileceği ifade edildi.
İSRAİL'İN DAHİL OLDUĞU IMEC KORİDORU DA ETKİLENEBİLİR
İsrail medyası, üçlü ittifakın bölgesel ticaret ve ulaştırma projeleri üzerindeki olası etkilerine de dikkat çekti.
Türkiye'nin Kızıldeniz ve Doğu Akdeniz üzerinden alternatif ticaret ve ulaştırma bağlantıları geliştirmesi halinde, İsrail'in de yer aldığı Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru'nun (IMEC) rekabet baskısıyla karşılaşabileceği değerlendirildi.
Pakistan'ın Körfez ülkeleriyle enerji, altyapı ve iş gücü alanlarında daha güçlü ilişkiler kurmasının da yeni ekonomikbağlantılar oluşturabileceği belirtildi.
İsrailli yorumcular, bu gelişmelerin bölgedeki ticaret güzergahlarının ve stratejik ortaklıkların yeniden şekillenmesine zemin hazırlayabileceğini savundu.
İSRAİL BASINI İTTİFAKIN SAHADAKİ ETKİLERİNİ TAKİP EDİYOR
Kanal 14'te yayımlanan değerlendirmelerde Türkiye ve Pakistan'ın Suudi Arabistan'a sağladığı askeri desteğin, üçlü iş birliğinin sahadaki yansımaları arasında görüldüğü belirtildi.
İsrailli yorumcular, söz konusu yakınlaşmanın yalnızca Yemen'deki Husilerle bağlantılı güvenlik sorunlarıyla sınırlı kalmayabileceğini, gelecekte daha geniş bir bölgesel savunma mekanizmasına dönüşebileceğini ileri sürdü.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın gelecekte nasıl uygulanacağı ve başka ülkelerin bu iş birliğine katılıp katılmayacağı henüz netlik kazanmazken, İsrail basınındaki değerlendirmeler Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki yakınlaşmanın Tel Aviv tarafından stratejik açıdan takip edildiğini ortaya koyuyor.





