Bir dönem mültecilere yönelik açık kapı politikasıyla Avrupa’nın geri kalanından ayrışan İsveç, son yıllarda göç ve entegrasyon politikalarında keskin bir dönüş yaşıyor. Geri dönüş teşviklerinin artırılması, ikamet ve vatandaşlık koşullarının zorlaştırılması ve göçmenlere yönelik yeni uyum şartları, bu değişimin en görünür parçaları haline geldi.

Hükümet politikaların göç sisteminin sürdürülebilirliğini artırmayı ve entegrasyon sorunlarını azaltmayı amaçladığını savunurken, muhalifler Stockholm’ün Avrupa’daki göç karşıtı siyasete giderek daha fazla yaklaştığını düşünüyor.

İSVEÇ’TEN GÖÇMENLERE 350 BİN KRONLUK TEKLİF

Yeni geri dönüş programı kapsamında belirli koşulları karşılayan kişilere İsveç’ten gönüllü olarak ayrılmaları halinde 350 bin krona kadar mali destek sağlanması öngörülüyor. Yaklaşık 36 bin dolara karşılık gelen rakam, İsveç’in daha önce uyguladığı geri dönüş desteklerinin oldukça üzerinde bulunuyor.

Stockholm yönetimi bunun zorunlu sınır dışı etme uygulamasından farklı olduğunu, programın gönüllülük esasına dayandığını vurguluyor. Amaç, İsveç’te kalıcı bir gelecek kurmak istemeyen veya ülkelerine dönmeyi değerlendiren kişilerin yeniden yerleşme maliyetlerinin karşılanması.

Isveç-2

1,3 MİLYAR KRON AYRILDI, SADECE 171 KİŞİ BAŞVURDU

Hükümet program için yaklaşık 1,3 milyar kronluk kaynak ayırmasına rağmen ilk sonuçlar beklentilerin oldukça gerisinde kaldı. Çok dilli bilgilendirme kampanyalarına rağmen yılbaşından itibaren başvuru yapanların sayısının yalnızca 171 olduğu bildirildi.

Bu tablo, ekonomik teşvikin tek başına göçmenlerin geri dönme kararını değiştirmeye yetmediğini gösteriyor. İsveç’te uzun yıllardır yaşayan, çocukları ülkede eğitim gören, iş hayatına katılan veya sosyal çevresini burada kuran kişiler açısından 350 bin kronluk ödeme, bütün bir yaşam düzenini geride bırakmak için yeterli görülmeyebiliyor.

İSVEÇ DEMOKRATLARI DAHA İLERİ GİTMEK İSTİYOR

Programa gösterilen düşük ilgi, hükümete dışarıdan destek veren göç karşıtı İsveç Demokratları cephesinde yeni talepleri beraberinde getirdi. Parti, geri dönüş politikasının kapsamının genişletilmesini ve bazı durumlarda İsveç vatandaşlığından çıkmayı kabul eden göçmenlerin de teşviklerden yararlanabilmesini istiyor.

Bu yaklaşım, geri dönüş politikasının yalnızca oturum sahibi yabancılarla mı sınırlı kalacağı yoksa vatandaşlık kazanmış göçmen kökenli nüfusa kadar genişletilip genişletilmeyeceği tartışmasını beraberinde getirdi. Böyle bir genişlemenin hukuki ve siyasi sonuçları ise İsveç’te yeni bir tartışma başlığı oluşturuyor.

SOMALİLİLERİ HEDEF ALAN AFİŞLER TEPKİ ÇEKTİ

Geri dönüş kampanyasının en tartışmalı bölümlerinden biri kamuya açık alanlarda yürütülen tanıtım faaliyetleri oldu. Özellikle Somali kökenli topluluklara yönelik hazırlanan mesajların toplu taşıma araçlarında kullanılması, ülkedeki göç tartışmasını daha da sertleştirdi.

Eleştiriler, belirli bir etnik veya ulusal kökene sahip toplulukların geri dönüş kampanyalarının doğrudan hedefi haline getirilmesinin ayrımcılığı ve toplumsal kutuplaşmayı artırabileceği üzerinde yoğunlaşıyor. Göç karşıtı çevreler ise gönüllü geri dönüş seçeneğinin doğrudan hedef kitleye anlatılmasının gerekli olduğunu savunuyor.

Trump’tan sarışın asistanına 45 bin dolarlık hediye: Eşi Melania kıskançlıktan çatladı!
Trump’tan sarışın asistanına 45 bin dolarlık hediye: Eşi Melania kıskançlıktan çatladı!
İçeriği Görüntüle

Duzensiz Gocmen 1603921

36 BİN DOLAR BİLE GİTMEYE İKNA ETMEDİ

Stockholm ve çevresindeki göçmen topluluklarının programa yaklaşımı ise hükümetin beklentilerinden farklı görünüyor. Uzun süredir İsveç’te yaşayan birçok göçmen için ülkesine geri dönmek yalnızca ekonomik bir karar anlamına gelmiyor.

Aile bağları, çocukların eğitimi, iş hayatı, güvenlik koşulları ve yıllar içerisinde İsveç’te oluşturulan sosyal çevre, geri dönüş kararında paradan çok daha belirleyici olabiliyor. Bu nedenle bazı uzmanlar tek seferlik yüksek ödemelerin kalıcı ve geniş çaplı bir geri dönüş hareketi yaratmasının zor olduğu görüşünde.

ALMANYA’DAKİ AfD’DEN İSVEÇ’E DESTEK

İsveç’te yaşanan dönüşüm ülke sınırlarının dışında da yakından izleniyor. Avrupa’da göç karşıtı politikaları savunan partiler Stockholm’ün attığı adımları kendi politikaları açısından örnek gösterirken Almanya’daki AfD de İsveç’in yaklaşımına destek veren siyasi hareketler arasında yer aldı.

İnsan hakları örgütleri ve politikaya karşı çıkan çevreler ise farklı bir noktaya dikkat çekiyor. Eleştirmenlere göre göçmenleri ekonomik teşviklerle ülkeden ayrılmaya yönlendirmek, toplum içerisinde “istenmeyen nüfus” algısını güçlendirebilir ve İsveç’in entegrasyon politikalarına zarar verebilir.

SADECE PARA DEĞİL, VATANDAŞLIK ŞARTLARI DA SERTLEŞİYOR

İsveç’in yeni göç politikası gönüllü geri dönüş ödemeleriyle sınırlı değil. Stockholm yönetimi oturum ve vatandaşlık sisteminde de daha sıkı koşullar oluşturmayı hedefleyen düzenlemeleri gündeme taşıdı.

Uzun süreli ikamet hakkından vatandaşlığa geçişe kadar birçok alanda dil, toplumsal bilgi ve uyum kriterlerinin güçlendirilmesi öngörülüyor. İsveççe bilgisinin yanı sıra ülkenin tarihi, toplumsal yapısı ve kültürüne ilişkin bilgilerin de vatandaşlığa kabul sürecinde daha fazla önem kazanması hedefleniyor.

AÇIK KAPI POLİTİKASINDAN “GERİ DÖNÜŞ” DÖNEMİNE

İsveç’in bugünkü politikası özellikle 2015 göç krizindeki tutumuyla karşılaştırıldığında dikkat çekici bir değişimi temsil ediyor. O dönemde nüfusuna oranla Avrupa’nın en fazla sığınmacı kabul eden ülkelerinden biri olan İsveç, sonraki yıllarda entegrasyon, konut, suç ve sosyal uyum tartışmalarının merkezine yerleşti.

Bugün ise siyasi tartışmanın odağı kaç kişinin ülkeye kabul edileceğinden, ülkede bulunanlardan kaçının geri dönebileceğine doğru kayıyor. 350 bin kronluk teşvik bu değişimin belki de en çarpıcı sembolü olurken yalnızca 171 kişinin programa başvurması, göçü tersine çevirmenin para teklif etmekten çok daha karmaşık olduğunu ortaya koyuyor.

GÖÇ POLİTİKASI SEÇİMİN ANA CEPHELERİNDEN BİRİ

Yaklaşan seçimlerle birlikte göç meselesinin İsveç siyasetindeki ağırlığının daha da artması bekleniyor. Hükümet ve onu destekleyen sağ partiler daha sıkı göç, entegrasyon ve geri dönüş politikalarını savunurken merkez sol ve insan hakları çevreleri uygulamaların toplumsal ayrışmayı derinleştirebileceği uyarısında bulunuyor.

İsveç’in attığı adımların Avrupa’daki diğer hükümetler tarafından da yakından takip edilmesi ise meseleyi ülke içi bir tartışmanın ötesine taşıyor. Bir zamanlar Avrupa’nın açık kapı politikasının sembollerinden olan İsveç’in şimdi göçmenlere 36 bin dolara varan geri dönüş desteği teklif etmesi, Avrupa’daki göç siyasetinin son on yılda ne kadar keskin biçimde değiştiğinin en dikkat çekici örneklerinden biri haline geliyor.

Kaynak: Haber Merkezi