Rusya-Ukrayna savaşında cephedeki insansız hava araçları kadar balistik füzeler de savaşın gidişatını belirleyen unsurlardan biri haline geliyor. Rus savunma sanayisinin üretim kapasitesini artırması, Moskova’ya Ukrayna’nın kritik altyapısını ve askeri tesislerini daha yoğun saldırılarla hedef alma imkânı sağlarken Kiev’in önündeki temel sorun artık yalnızca hava savunma sistemi bulmak değil, bu sistemleri besleyecek yeterli önleme füzesine sahip olmak.

Batı’nın Patriot mühimmat stoklarının sınırlı olması ve üretimin Rusya’nın füze üretim temposuna ayak uyduramaması ise Kiev açısından giderek büyüyen bir açığa dönüşüyor.

Balistik Füze

RUSYA AYDA 100 BALİSTİK FÜZE ÜRETİYOR

The Economist’in aktardığı verilere göre Rus savunma sanayisi ayda yaklaşık 60 Iskander-M ve 40 adet diğer balistik füze üretebilecek seviyeye ulaştı. Böylece Moskova’nın toplam balistik füze üretiminin aylık yaklaşık 100 adede yükseldiği belirtiliyor.

Trump’tan Almanya’da AfD’nin başarısına övgü
Trump’tan Almanya’da AfD’nin başarısına övgü
İçeriği Görüntüle

Bu rakam yalnızca Rusya’nın saldırı kapasitesindeki artışı göstermiyor. Moskova’nın kullandığı füze sayısını düzenli biçimde yenileyebilmesi, Ukrayna’nın her saldırıda sınırlı sayıdaki ve oldukça pahalı önleme füzelerinden tüketmek zorunda kalması anlamına geliyor.

Ortaya çıkan denklem Kiev açısından giderek daha tehlikeli hale geliyor: Rusya saldırı mühimmatını hızla üretirken Ukrayna’nın bunları vurmak için ihtiyaç duyduğu önleyiciler aynı hızda temin edilemiyor.

57 BALİSTİK FÜZEDEN SADECE BİRİ VURULABİLDİ

Ukrayna’nın açıkladığı ağustos verileri savunmadaki sorunun boyutunu daha net ortaya koyuyor. Ayın ilk sekiz gününde Rusya tarafından fırlatılan 57 balistik füzeden yalnızca birinin düşürülebildiği bildirildi.

Bu düşük önleme oranının temel nedenlerinden biri olarak Patriot sistemlerinde kullanılan PAC-3 mühimmatlarının sınırlı olması gösteriliyor. Kiev, elindeki kritik önleme füzelerini her saldırıda kullanmak yerine hangi hedeflerin korunacağı konusunda seçim yapmak zorunda kalabiliyor.

28 Ağustos’taki saldırılarda ise tablo değişti. Batılı müttefiklerden gelen sınırlı sayıdaki yeni PAC-3 mühimmatlarının kullanılmasıyla Ukrayna yedi balistik füzeyi önlemeyi başardı. Ancak bu başarı aynı zamanda Kiev’in Batı’dan gelecek yeni mühimmat sevkiyatına ne kadar bağımlı olduğunu da ortaya koydu.

Patriot1-1

UKRAYNA’NIN PATRIOT FÜZELERİ TÜKENİYOR

Kiev açısından kritik darboğaz Patriot bataryalarının sayısından çok bu sistemlerin kullanacağı mühimmat stoklarında yaşanıyor. Balistik füzelere karşı kullanılan PAC-3 ailesindeki önleyicilerin üretimi son derece karmaşık ve pahalı olduğu için mevcut stokların kısa sürede yenilenmesi mümkün olmuyor.

Rusya’nın ayda yaklaşık 100 balistik füze üretebildiği bir ortamda Ukrayna’nın uzun süre aynı yoğunlukta önleme gerçekleştirebilmesi için yüzlerce yeni önleyiciye ihtiyacı bulunuyor. Batılı ülkelerin kendi hava savunma ihtiyaçları için de Patriot mühimmatı stoklamak istemesi Kiev’e aktarılabilecek miktarı daha da sınırlandırıyor.

Bu durum, Rusya’nın hava saldırılarında bir çeşit “mühimmat yıpratma savaşı” yürütmesine olanak tanıyor. Moskova, balistik füzelerin yanında çok daha ucuz İHA ve seyir füzelerini de kullanarak Ukrayna hava savunmasını aynı anda farklı tehditlere karşı mühimmat harcamaya zorluyor.

TRUMP’IN İRAN OPERASYONLARI PATRIOT STOKLARINI DA VURDU

Sorunun yalnızca Ukrayna cephesiyle sınırlı olmadığı belirtiliyor. ABD Başkanı Donald Trump döneminde İran’a karşı yürütülen askeri operasyonlar ve Orta Doğu’da artan hava savunma ihtiyacı, Amerikan ordusunun Patriot mühimmat stokları üzerinde de baskı oluşturdu.

Washington’ın kendi stoklarını yeniden doldurma ihtiyacı, Ukrayna’ya yapılabilecek yeni PAC-3 sevkiyatlarını doğrudan etkiliyor. Avrupa’daki NATO ülkeleri de ellerindeki sınırlı mühimmatı Kiev’e devrettiklerinde kendi hava savunmalarında açık oluşabileceği endişesi taşıyor.

Bu nedenle Ukrayna açısından sorun artık siyasi destekten çok fiziksel üretim kapasitesine dönüşmüş durumda. Batılı ülkeler Kiev’e daha fazla hava savunma mühimmatı göndermek istese bile fabrikaların üretim hızı kısa vadede talebi karşılamakta zorlanıyor.

Samp T Hava

AVRUPA’NIN CEVABI SAMP/T NG

Avrupa ise Patriot bağımlılığını azaltabilecek yeni bir seçenek üzerinde çalışıyor. Fransa ve İtalya tarafından geliştirilen SAMP/T ailesinin yeni nesil SAMP/T NG versiyonu, özellikle balistik füze tehdidine karşı Avrupa’nın en önemli alternatiflerinden biri olarak gösteriliyor.

Ukrayna’ya yıl sonuna doğru bazı mevcut SAMP/T unsurları ve Aster önleme füzelerinin ulaştırılması planlanırken, önümüzdeki yıl yeni nesil sistemlerin devreye alınması hedefleniyor.

SAMP/T NG’nin gelişmiş radar mimarisi, yüksek hızlı ve uçuşunun son bölümünde manevra gerçekleştiren balistik hedeflerin takip edilmesine yönelik yeni kabiliyetler sunuyor. Sistemin Patriot’a kıyasla daha düşük maliyetli olması da Avrupa açısından önemli bir avantaj olarak değerlendiriliyor.

YENİ AVRUPA KALKANI HENÜZ SAVAŞTA SINANMADI

Ancak SAMP/T NG’nin Kiev’in kısa vadeli sorunlarını çözmesinin önünde önemli engeller bulunuyor. Bunların başında sistemin yeni olması ve gerçek savaş ortamında Rusya’nın en gelişmiş balistik tehditlerine karşı henüz kapsamlı biçimde sınanmamış olması geliyor.

Bir diğer sorun ise yine mühimmat üretimi. Avrupa’nın Aster füze üretimini hızla artırmaya çalışmasına rağmen üretici MBDA’nın hedeflenen yıllık 300 füzelik kapasiteye ancak önümüzdeki yıllarda ulaşabileceği belirtiliyor.

Dolayısıyla Avrupa’nın teknolojik olarak Patriot’a alternatif oluşturması mümkün görünse de bu sistemlerin ve mühimmatlarının yeterli sayıda üretilmesi zaman alacak.

MOSKOVA’NIN YENİ AVANTAJI: FÜZE MATEMATİĞİ

Savaşın hava savunma cephesindeki mücadele giderek teknolojik üstünlükten çok üretim kapasitesine dönüşüyor. Bir tarafta her ay onlarca yeni balistik füze üretebilen Rusya, diğer tarafta ise her saldırıyı çok daha sınırlı sayıdaki pahalı önleyicilerle durdurmaya çalışan Ukrayna bulunuyor.

Bu nedenle Kiev için asıl tehlike Patriot sistemlerinin teknik olarak Rus füzelerini vuramaması değil, vurabilecek mühimmatın yeterli sayıda bulunmaması. Avrupa’nın SAMP/T NG yatırımları ve ABD ile Almanya’daki yeni üretim hatları uzun vadede dengeyi değiştirebilir ancak bunların etkisinin sahaya yansıması zaman alacak.

Kaynak: Haber Merkezi