İlişkilerde kıskançlık ve yoğun ilgi, zaman zaman sevginin göstergesi olarak değerlendiriliyor. Ancak partnerin telefonunu karıştırmak, sürekli konum bilgisi istemek ve davranışlarını denetlemeye çalışmak, kişisel sınırların ihlal edilmesine yol açabiliyor. TÜRKİNFORM'a konuşan Psikolog Gamze Dereköy, kıskançlığın doğal bir duygu olduğunu ancak kontrolcü davranışların psikolojik şiddete dönüşebileceğini söyledi.
“TELEFON KARIŞTIRMAK SEVGİNİN DEĞİL, GÜVENSİZLİĞİN GÖSTERGESİ”
Kıskançlık duygusuyla bu duygunun davranışlara yansımasının birbirinden ayrılması gerektiğini belirten Dereköy, partnerin özel alanını kontrol etmeye çalışmanın sağlıklı bir ilişki biçimi olmadığını ifade etti.
Dereköy, “Kıskançlık hissedilmesi çok insani bir duygudur, ancak bunun eyleme dökülüş biçimi işin rengini değiştirir. Telefon karıştırmak veya sürekli konum istemek sevginin değil; güvensizliğin, kaygının ve aşırı kontrol arzusunun göstergesidir” dedi.
Bu tür davranışların romantik ilgi olarak yorumlanmaması gerektiğini vurgulayan Dereköy, sürekli kontrolün sınır ihlaline ve psikolojik şiddete uzanan bir sürecin başlangıcı olabileceğine dikkat çekti. 
“BAĞIRMAK VE TEHDİT ETMEK NORMALLEŞTİRİLEMEZ”
İlişkilerde öfkenin ifade edilme biçiminin de önemli olduğunu belirten Dereköy, sürekli bağırma, eşya fırlatma ve tehdit etme gibi davranışların kişilik özelliği olarak kabul edilmemesi gerektiğini söyledi.
Dereköy, “Sürekli bağırmak, eşya fırlatmak veya tehdit savurmak asla 'onun da yapısı böyle, biraz sinirli' diyerek geçiştirilemez. Bunlar açıkça dürtü kontrol sorunu ve psikolojik şiddettir” ifadelerini kullandı.
Bu davranışların ilişkilerde ciddi uyarı işaretleri olduğunu belirten Dereköy, kişisel sınırların korunması ve şiddet içeren davranışların normalleştirilmemesi gerektiğini vurguladı.
ÇOCUKLUKTAKİ BAĞLANMA BİÇİMİ İLİŞKİLERİ ETKİLİYOR
İlişkilerde yaşanan güvensizlik, terk edilme korkusu ve duygusal uzaklaşmanın geçmiş deneyimlerle bağlantılı olabileceğini belirten Dereköy, çocukluk döneminde ebeveynlerle kurulan bağların yetişkinlik ilişkileri üzerinde etkili olabildiğini söyledi.
“Çocukluk, bizim ilişkilerimizin fragmanı gibidir” diyen Dereköy, terk edilme korkusuyla partnere aşırı bağlanma, sürekli onay bekleme veya tartışma sırasında duygusal yakınlıktan kaçınmanın erken dönem bağlanma deneyimleriyle ilişkili olabileceğini ifade etti.

“TERAPİYE GİTMEK İÇİN HASTA OLMANIZA GEREK YOK”
Sağlıksız ilişki döngülerinin fark edilmesinde psikolojik desteğin önemine değinen Dereköy, terapiye başvurmak için mutlaka klinik bir tanı bulunması gerekmediğini söyledi.
Dereköy, “Hayır diyememek, sınır çizememek, sürekli benzer özellikteki toksik partnerleri hayatınıza çekmek, kronik bir kararsızlık veya içinizdeki anlamsızlık hissini anlamlandırmak istemek” gibi durumların da psikolojik destek almak için geçerli nedenler olduğunu belirtti.
Dereköy, ilişkilerde kıskançlık ve öfke gerekçesiyle sergilenen kontrolcü davranışların sevgiyle karıştırılmaması gerektiğine dikkat çekti.





