Türkiye'nin tarihi ve kültürel mirasının korunmasına yönelik yürütülen çalışmalar sürerken, Sanat Tarihi Araştırmacısı Güler Yakışan, tarihi eserlerin yalnızca fiziksel yapılarıyla değil, çevresi, mahalle dokusu ve kültürel yaşamıyla birlikte korunması gerektiğini söyledi. Son yıllarda restorasyon çalışmalarında önemli adımlar atıldığını belirten Yakışan, kültürel mirasın gelecek kuşaklara eksiksiz aktarılabilmesi için koruma anlayışının daha kapsamlı bir yaklaşımla ele alınmasının önem taşıdığını ifade etti.

TÜRKİYE'NİN KÜLTÜREL MİRASI İÇİN YÜRÜTÜLEN ÇALIŞMALAR
Türkiye'nin binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini taşıyan zengin kültürel mirasıyla dünya genelinde öne çıkan ülkeler arasında yer aldığını belirten Sanat Tarihi Araştırmacısı Güler Yakışan, son yıllarda tarihi eserlerin korunması ve restorasyonu konusunda önemli çalışmalar gerçekleştirildiğini söyledi.
Anadolu'nun farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan eşsiz bir coğrafya olduğuna dikkat çeken Yakışan, tarihi mirasın korunmasına yönelik yürütülen projeleri yakından takip ettiğini belirterek, "Türkiye, üzerinde barındırdığı muazzam medeniyet katmanlarıyla dünya mirası açısından eşsiz bir zenginliğe sahip. Son yıllarda hem Bakanlığımızın hem de yerel yönetimlerin restorasyon ve koruma alanında çok değerli çalışmaları ve vizyoner projeleri var." ifadelerini kullandı.
Yakışan, tarihi eserlerin korunmasına yönelik mevcut çalışmaların kültürel mirasın yaşatılması açısından önemli katkılar sunduğunu, ancak koruma anlayışının yalnızca yapıların fiziksel onarımıyla sınırlı kalmaması gerektiğini dile getirdi.
KORUMA ANLAYIŞININ DAHA KAPSAMLI OLMASI GEREKTİĞİNİ SÖYLEDİ
Tarihi eserlerin korunmasına ilişkin yaklaşımın geliştirilmesi gerektiğini belirten Yakışan, koruma süreçlerinin bütüncül bir bakış açısıyla planlanmasının önemine işaret etti.
Yakışan, "En önemli husus, korumayı sadece yapı odaklı değil, bütüncül ve çevresel bir anlayışla ele almaktır." dedi.
Tarihi yapıların yalnızca mimari özellikleriyle değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Yakışan, çevresindeki doğal ve kültürel unsurların da bu mirasın ayrılmaz parçaları olduğunu belirtti.
TARİHİ YAPILARIN ÇEVRESİNİN DE KORUNMASI GEREKTİĞİNİ BELİRTTİ
Tarihi eserlerin bulunduğu çevrenin, sokak dokusunun ve mahalle kültürünün korunmasının kültürel mirasın sürdürülebilirliği açısından önemli olduğunu kaydeden Yakışan, bu unsurların tarihi yapının kimliğini oluşturan temel parçalar arasında yer aldığını söyledi.
Yakışan, "Tarihi eser sadece kendi duvarlarından ibaret değildir; etrafındaki sokak dokusu, peyzajı ve içinde bulunduğu mahalle kültürüyle bir anlam taşır." ifadelerini kullandı.
Koruma çalışmalarında çevresel bütünlüğün gözetilmesinin tarihi alanların özgün karakterinin korunmasına katkı sağlayacağını dile getiren Yakışan, restorasyon projelerinde yapı ile çevresinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
ORTAK HAREKET EDİLMESİ GEREKTİĞİNİ VURGULADI
Tarihi ve kültürel mirasın uzun vadeli korunabilmesi için kamu kurumları, yerel yönetimler, akademisyenler, koruma kurulları, sivil toplum kuruluşları ve turizm sektörünün ortak hareket etmesinin önemine dikkat çeken Yakışan, farklı paydaşların iş birliği içinde çalışmasının koruma süreçlerine katkı sağlayacağını söyledi.
Yakışan, "Koruma çalışmalarında koruma kurulları, yerel halk, akademisyenler ve turizm sektörünün ortak hareket etmesi gerekiyor." dedi.
Koruma çalışmalarının yalnızca kamu kurumlarının sorumluluğunda olmadığını ifade eden Yakışan, toplumun tüm kesimlerinin sürece katkı sunmasının tarihi mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasını destekleyeceğini belirtti.
TOPLUMDA KORUMA BİLİNCİNİN ARTIRILMASI ÇAĞRISI
Kültürel mirasın korunmasının kalıcı hale gelmesi için toplumda farkındalık oluşturulmasının da önemli olduğunu ifade eden Yakışan, eğitim faaliyetleri ve bilinçlendirme çalışmalarının yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi.
Yakışan, eğitim kurumları, yerel yönetimler ve ilgili kuruluşların birlikte yürüteceği çalışmalar sayesinde tarihi eserlerin korunmasına yönelik toplumsal bilincin güçlenebileceğini belirterek, bu yaklaşımın kültürel mirasın gelecek nesillere daha sağlıklı şekilde aktarılmasına katkı sağlayacağını ifade etti.



