Kazakistan’ın başkenti Astana’da Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından “Türk Dünyası Diyalogları: Ortak Gelecek, Ortak Vizyon” başlıklı panel düzenlendi. Türk dünyasının mevcut entegrasyon sürecinin ve gelecek hedeflerinin ele alındığı etkinlikte, ortak tarih ve kültürel mirasın yanı sıra ekonomik, bilimsel, teknolojik ve beşeri iş birliğinin geliştirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu.

Panele Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ferhat Pirinççi, Türkiye’nin Astana Büyükelçisi Mustafa Kapucu, Türk ve Kazak akademisyenler, Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ve gözlemci ülkelerin diplomatik temsilcileri ile basın mensupları katıldı. Uluslararası Türk Akademisi Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Bayram’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen programda, Türk dünyasının gelecekte daha güçlü ve bütünleşmiş bir yapı haline gelmesi için atılabilecek adımlar tartışıldı.

TÜRKİYE TDT DÖNEM BAŞKANLIĞINI DEVRALACAK

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran da programa video mesaj gönderdi. Duran, Türkiye’nin ev sahipliğinde 29 Ekim’de Türk Devletleri Teşkilatı Dışişleri Bakanları Konseyi 13. Toplantısı’nın, 30 Ekim’de ise liderler zirvesinin gerçekleştirileceğini hatırlattı.

Söz konusu toplantıların Türk dünyasının ortak yürüyüşünde yeni bir dönüm noktası olacağını belirten Duran, Türkiye’nin zirveyle birlikte TDT dönem başkanlığını devralacağını ifade etti.

Duran, Türkiye’nin dönem başkanlığı sürecinde Türk dünyasının kurumsal bütünleşmesini güçlendirmeyi ve teşkilatın uluslararası alandaki görünürlüğünü daha ileri bir seviyeye taşımayı hedeflediğini kaydetti.

“TÜRK DÜNYASININ ÖNÜNDE TARİHİ BİR FIRSAT VAR”

Türkiye’nin Astana Büyükelçisi Mustafa Kapucu, uluslararası sistemin hızlı ve köklü bir dönüşüm sürecinden geçtiğine dikkat çekerek, bu değişimin Türk dünyası açısından önemli fırsatlar barındırdığını söyledi.

Kapucu, Avrupa ile Asya arasında uzanan geniş coğrafyanın genç nüfus, doğal kaynaklar, üretim kapasitesi, enerji potansiyeli ve stratejik ulaştırma güzergâhları açısından önemli avantajlara sahip olduğunu belirtti.

Kapucu, “Bu değişim ortamında Türk dünyasının önünde tarihi bir fırsat bulunmaktadır” diyerek, Türk dünyasının gelecekte küresel sistemin yükselen merkezlerinden biri haline gelebileceğini ifade etti.

Panelde ayrıca Türk devletlerinin bölgesel ve küresel siyasette daha etkin bir konuma ulaşması için ekonomik ve siyasi iş birliğinin derinleştirilmesi gerektiği vurgulandı.

ORTAK ALFABE, DİJİTAL KÜTÜPHANE VE YAPAY ZEKÂ VURGUSU

L.N. Gumilyov Avrasya Milli Üniversitesi Öğretim Üyesi Talgat Moldabay, ortak tarih ve kültürün Türk dünyasını birbirine bağlayan temel unsurlar arasında bulunduğunu söyledi.

İsmail Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” anlayışının günümüz koşullarında yeniden ele alınması gerektiğini belirten Moldabay, ortak alfabe ve ortak terminoloji çalışmalarının Türk dünyasında daha güçlü bir fikir ve iletişim alanı oluşturabileceğini ifade etti.

Moldabay, ortak dijital kütüphaneler, metin arşivleri, bilimsel veri tabanları ve yapay zekâ destekli bilgi setlerinin geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Eski Türk yazıtlarının dijitalleştirilmesi, Türk dillerinin tarihsel gelişiminin karşılaştırmalı şekilde incelenmesi ve ortak bilimsel terminolojinin geliştirilmesi de öneriler arasında yer aldı.

“DAHA GÜÇLÜ BİR EKONOMİK VE JEOPOLİTİK AKTÖR OLABİLİR”

L.N. Gumilyov Avrasya Milli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Janat Momınkulov ise Türk dünyasının farklı devlet, toplum ve tarihsel tecrübeleri bünyesinde barındırmasının doğru yönetildiğinde önemli bir avantaja dönüşebileceğini söyledi.

Türk dünyasının karşı karşıya olduğu fırsat ve risklerin doğru okunması gerektiğini belirten Momınkulov, “Bunu doğru şekilde değerlendirebilirsek, Türk dünyası çok daha güçlü bir ekonomik ve jeopolitik aktör haline gelebilir” değerlendirmesinde bulundu.

Momınkulov, bölgedeki doğal kaynakların yalnızca ham madde olarak ihraç edilmesinin yeterli olmadığını belirterek, Türk devletlerinin teknoloji geliştirmesi, katma değerli üretimi artırması ve dünya pazarlarında daha güçlü bir konuma ulaşması gerektiğini vurguladı.

BEŞERİ HAREKETLİLİKTE KARŞILIKLILIK ÇAĞRISI

Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi Avrasya Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Suat Beylur, Türk dünyasında eğitim, bilim, kültür ve mesleki hareketliliğin geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Türk dünyasındaki insan hareketliliğinin binlerce yıllık tarihi bir geçmişe sahip olduğunu ifade eden Beylur, Türkiye merkezli kurumların eğitim ve kültürel ilişkilerin güçlendirilmesinde önemli rol üstlendiğini belirtti.

Azerbaycan halıları Fransa’da yeni bir hikâye yazıyor
Azerbaycan halıları Fransa’da yeni bir hikâye yazıyor
İçeriği Görüntüle

Yaklaşık 200 bin kişilik geniş bir insan kaynağından söz edilebileceğini kaydeden Beylur, hareketliliğin yalnızca Türkiye’den diğer Türk devletlerine doğru değil, karşılıklı ve çok merkezli şekilde geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

“FARKLI TECRÜBELERİMİZDEN ORTAK AKIL ÜRETMENİN VAKTİ GELDİ”

Kapadokya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ali Karasar da dijital çağda Türk dillerinin korunması ve geliştirilmesinde yapay zekâ teknolojilerinin önemine dikkat çekti.

Türk dillerinin dijital dünyada daha görünür ve üretken hale getirilmesi gerektiğini belirten Karasar, Türk dünyasının farklı merkezlerinde oluşan tarihsel ve stratejik birikimin ortak bir zeminde buluşturulması gerektiğini ifade etti.

Karasar, “Astana’nın, Ankara’nın, Bakü’nün, Taşkent’in ve Aşkabat’ın her biri kendine özel tarihi tecrübesine, milli önceliklerine ve çok kuvvetli stratejik birikimine sahiptir. Bunları karşılıklı olarak paylaşmamız gerekiyor” diyerek, Türk dünyasında ortak akıl oluşturmanın önemini vurguladı.

Panelde yapılan değerlendirmelerde, ortak kültürel mirasın korunmasından teknoloji ve ekonomiye, eğitimden yapay zekâya kadar birçok alanda daha güçlü iş birliğinin Türk dünyasının gelecekteki konumunu belirleyecek temel unsurlar arasında bulunduğu görüşü öne çıktı.

Kaynak: AA