Türkiye’nin deprem tehlikesi profili, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) tarafından yürütülen ayrıntılı saha ve akademi çalışmalarıyla yeniden şekillendi. Tam 13 yıl sonra güncellenen Türkiye Diri Fay Haritası’nda aktif fay sayısı 485’ten 700’e çıktı. Haritaya eklenen yeni 215 diri fayın ne anlama geldiğini ve risk bölgelerini öne çıkan deprem uzmanlarıyla mercek altına aldık.
"10 YIL SONRA FAY SAYISI 1000'İ GEÇEBİLİR"
Türkiye'nin neredeyse tamamının sismik risk altında olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Süleyman Pampal, yer kabuğunun altında halen tespit edilememiş "örtülü ve gizli" fayların bulunduğunu belirtti. Türkiye tektonik haritasının tamamlanması için çalışmaların sürdüğünü ifade eden Pampal, "Kuzey Anadolu, Doğu Anadolu, Orta Anadolu ve Ege graben sistemi gibi devasa ana fay sistemlerinin çevresinde çok sayıda haritalanmamış tali fay var. Sahada çalışmalar hızlandıkça sayı artıyor. Önümüzdeki 10 yıl içinde diri fay sayısının 1000’i aşması sürpriz olmayacaktır" dedi. Kendisinin de şu an sahada Savrun Fayı üzerinde son aşamaya geldiği bir araştırma yürüttüğünü ve yakında önemli veriler açıklayacağını müjdeledi.
‘BENİ EN ÇOK YEDİSU FAYI KORKUTUYOR’
Yeni diri fay haritasında en yüksek risk taşıyan hattın Yedisu fayı olduğuna dikkat çeken Pampal, “Son dönemde Girit’te de deprem olmaya başladı. Afrika Ana Levhası’nın sınırı, Girit-Rodos hattının güneyinden geçen bölgede yer alıyor. Bu levha sınırında bir deprem olursa hiç sürpriz olmaz ve maalesef çok da büyük olur. Ancak yıkıcı etkisi bizi çok önemli ölçüde oradan etkilemez” dedi.
Prof. Dr. Süleyman Pampal, şöyle devam etti:
“Bunun dışında Orta Marmara, malum İstanbul’u etkileyen bölge önemli. 7,2’ye varan büyüklükte bir deprem bekleniyor. Ayrıca Güney Marmara faylarını da söylemek lazım. Gemlik-İznik hattı da önemli. Zaten buralarda bir dönem sık depremler oldu, şu sıralar duruldu ama tehlike devam ediyor. Buraları neden sayıyorum çünkü sismik boşluk dediğimiz, önümüzdeki dönemde kırılması beklenen bölgeler buralar. Ne yazık ki bu hatlar kritik ve biriken enerji açısından risk taşıyor.”
Pampal “Beni en çok korkutan Yedisu Fayı’nın kırılması olur” diyerek şu sözleri sarf etti:
Yedisu Fayı, Bingöl ile Erzincan arasında yaklaşık 75-80 kilometrelik bir fay kuşağı… Üstelik Doğu Anadolu Fay Zonu tam da burada Kuzey Anadolu Fay Zonu ile kesişiyor. Bu fay 200-250 yıldır kırılmadı. Deprem kayıtlarına baktığımızda 7,4 büyüklüğünde deprem ürettiği görülüyor.
Bugünden faya baktığımızda enerjisini biriktirdi ve tekrarlanma süresini tamamladı diyebiliriz. Zaten 6 Şubat depremlerinden önce ilk kırılacak yerlerden biri olarak Yedisu Fayı’na dikkat çekiyorduk. Özetle kuzeyde denize daha yakın yerlerden ziyade biraz daha güneye yani Bingöl ve Erzincan çevresinde büyük deprem ihtimali bulunuyor. Böyle bir durumda Malatya da yara alabilir.
MÜHENDİSLİK HESAPLARI VE BİNA GÜVENLİĞİ YENİDEN YAZILACAK
Yeni eklenen 215 fayın büyük oranda mevcut Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu Fay Zonlarının çevresinde kümelendiğini söyleyen Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) Deprem Teknolojileri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Şevket Özden ise korkulacak ekstra bir durum olmadığını, bu bölgelerin zaten sismik açıdan aktif kabul edildiğini vurguladı.
Ancak Özden, bu keşfin yapı güvenliği ve mühendislik projeleri için dönüm noktası olduğunu belirtti: "Bir bölgede fabrika ya da bina yaparken sahaya özel sismik tehlike analizi gerçekleştiririz. Yeni bulunan bir fayın uzunluğu ve deprem tekrarlama periyodu, üretebileceği aletsel büyüklüğü değiştirir. Bu da mühendislik hesaplarımızda doğrudan binaya gelecek yükü etkiler. Bu yüzden yeni harita, inşaat hesaplarında hayati bir veri tabanı sağlayacak."


