Toplumun değer yargıları zaman içerisinde değişirken, geçmişte kabul görmeyen bazı davranışların bugün daha olağan karşılandığı görülüyor. Konuya ilişkin Türkinform'a konuşan Etik ve Toplumsal Değerler Uzmanı Prof. Dr. Esra Akın, bu değişimin tek yönlü değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, toplumsal dönüşümün hem olumlu hem de riskli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.

Akın'a göre özellikle kadınların toplumsal hayatta daha görünür olması, meslek yaşamında yer alması, söz sahibi olması ve desteklenmesi ile gençlerin özgürlüklerinin ve yaşamın farklı alanlarındaki fırsatlarının artırılması, geçmişte “ayıp” ya da makul görülmeyen bazı durumların bugün olumlu karşılanmasına örnek oluşturuyor.
“DEĞERLER YOZLAŞMASINI DA YAŞIYORUZ”
Toplumsal değişimin diğer boyutunda ise “değerler yozlaşması” olarak nitelendirilebilecek bir sürecin yaşandığını belirten Akın, bireyselliğin aşırı şekilde öne çıkmasının toplumsal değerlerle çatışabileceğini söyledi.
“Benim özgürlüğüm, benim isteklerim, benim sınırlarım” anlayışının bazı durumlarda toplumsal değerlerin ihlal edilmesine yol açabildiğini ifade eden Akın, geçmişte ayıp olarak kabul edilen kimi davranışların bugün makul bir davranış gibi sunulabildiğini belirtti.
SOSYAL MEDYADA ÖZEL HAYAT UYARISI
Özellikle sosyal medya alanında yaşanan değişimlere dikkat çeken Akın; özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesi, insanların birbirlerine yönelik her türlü söylem ve davranışı kendileri için hak görmesi ve kötülüğün öne çıkarılmasının toplumsal değerlerdeki aşınmayı gösteren örnekler arasında bulunduğunu ifade etti.
Akın, güçlü olmanın hakaret etmek veya kötülük yapmakla eş tutulduğu bir anlayışın da değerlerin zayıflamasına neden olabileceğini belirtti.
“HERKES YAPIYORSA MAKULDÜR” ALGISI
Toplumda bazı olumsuz davranışların giderek sıradanlaştırılmasının bir başka tehlikeye daha yol açtığını belirten Akın, insanların “Herkes yapıyor, ben de yapabilirim” anlayışına sürüklenebildiğini söyledi.
Bu düşüncenin yanlış davranışların normal kabul edilmesine zemin hazırladığını ifade eden Akın, kötülüğün ve olumsuz davranışların normalleşmesiyle birlikte toplumsal ve kültürel değerlerin de zarar gördüğünü dile getirdi.
“İYİLİK, VİCDAN VE MERHAMET ÖNEMSİZLEŞİYOR”
Toplumsal değerlerin aşınmasının iyilik, vicdan ve merhamet gibi kavramların öneminin azalmasına neden olabileceğini belirten Akın, hakaretin ve yanlış davranışların makul hale geldiği bir ortamda toplumsal değerlerden söz etmenin zorlaştığını söyledi.
Bu sürecin aynı zamanda insanları bir arada tutan toplumsal bağları da zayıflatabileceğine dikkat çeken Akın, değerlerin kaybedilmesinin zaman içerisinde farklı duygusal durumlara ve toplumsal ilişkilerde zayıflamaya yol açabileceğini ifade etti.
“EVRENSEL ETİK İLKELER BAĞLAYICI OLMALI”
Doğru ve yanlışın sınırlarının etik açıdan değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Akın, etiğin evrensel bir kavram olduğunu ve iyilik, doğruluk, kötülük ve yanlışın sınırlarının etik ilkeler çerçevesinde ele alınabileceğini belirtti.
Akın, evrensel etik ilke ve değerlerin insan ilişkilerinde ve toplumsal yaşamda bağlayıcı olması gerektiğini ifade ederek, toplumun sahip olduğu kültürel ve toplumsal değerlerin de korunması gerektiğini söyledi.
“TOPLUMSAL DEĞERLERİMİZE SAHİP ÇIKMALIYIZ”
Gelecek nesillerin toplumsal değerlerle bağ kurabilmesi için bugünden değerlerin korunması gerektiğini belirten Akın, değer bilgisinin geliştirilmesi ve mevcut değer yargılarının yeniden gözden geçirilmesi çağrısında bulundu.
Akın, “Bizi biz yapan, özellikle de Türk toplumunun bugüne kadar sahip olduğu kültürel ve toplumsal değerlerin bizler için bir mihenk taşı olduğunu unutmamak ve yeniden bunlara sarılmak zorundayız” değerlendirmesinde bulundu.
Toplumda iyilik ve doğrunun güçlendirilmesinin, yanlış ve kötülüğün normalleşmesine karşı önemli bir dayanak oluşturacağını belirten Akın, toplumsal değerlerin yalnızca korunmasının değil, gelecek kuşaklara aktarılmasının da önem taşıdığını vurguladı.





