Geçtiğimiz hafta milyonlarca öğrencinin ter döktüğü Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavının ardından bu kez gözler üniversite adaylarına çevrildi. Türkiye genelinde yüz binlerce öğrencinin katılacağı Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) için geri sayım başlarken, adaylar hayalini kurdukları üniversiteye yerleşebilmek için son hazırlıklarını tamamlıyor. Eğitim maratonunda kritik virajlardan biri olarak görülen sınav öncesi heyecan da giderek artıyor.

“MEMNUNİYETİ AŞAĞIYA ÇEKİYOR”
Peki ailelerin beklentisi çocuklarda nasıl etki bırakıyor? Uzman Psikolog ve Pedagog Ebru Şen, Türkinform’dan Beyza Coşkun’a özel yaptığı açıklamada, yapılan baskının travmatik bir etki bıraktığına dikkat çekerek, “Bu konuda akademik literatür çok net bir tablo ortaya koyuyor ve klinik pratiğimde de bunu sürekli gözlemliyorum. Pamukkale Üniversitesi'nde yürütülen bir araştırmada ebeveynden algılanan akademik başarı baskısı ile gencin yaşam doyumu arasında doğrudan olumsuz bir ilişki saptanmış. Üstelik baskı arttıkça ‘Başaramazsam değersizim, hata yapmak kabul edilemez’ gibi bilişsel çarpıtmalar güçleniyor ve bu çarpıtmalar yaşam memnuniyetini daha da aşağı çekiyor” ifadesini kullandı.
“İYİ NİYETLE YAPILSA BİLE…”
Şen, açıklamalarını şu sözle tamamladı:
“Daha çarpıcı bir bulgu: Türk ergenler üzerinde yapılan bir araştırmada, yüksek akademik baskının psikolojik istismar göstergeleriyle, yani aşağılama, duygusal tepkisizlik ve izolasyon ile orta düzeyde anlamlı ilişki taşıdığı bulunmuş. Demek ki sürekli ve yoğun akademik baskı, iyi niyetle yapılıyor olsa bile çocukta duygusal istismar izleri bırakabiliyor. Şema terapisi çerçevesinden değerlendirdiğimde, ‘Başarısız olmak ailemizde utanç verir’ ortamında büyüyen çocuklarda yetişkinlikte başarısızlık korkusu, mükemmeliyetçilik, karar vermekte zorlanma ve kendini sabote etme kalıpları olarak bu süreçten izler kalabiliyor. Bu nedenle ebeveyn tutumunu klinikteki çalışmalarda her zaman merkeze alıyorum.”




