Dijital yayıncılığın hız kazanmasıyla birlikte haber kuruluşları arasındaki “ilk veren olma” yarışı da giderek büyüyor. Ancak yeterince doğrulanmadan yayımlanan bir bilgi, kısa sürede geniş kitlelere ulaşarak habere konu olan kişiyi hedef hâline getirebiliyor.

Gazeteci Cezmi Sayılgan, Türkinform muhabiri Almila Kerküklü’ye verdiği özel röportajda, yanlış haberlerin yol açabileceği sonuçları ve gazetecinin taşıdığı sorumluluğu değerlendirdi. Sayılgan, meslekte uzun yıllardır dile getirilen “Haberi önce vermek önemlidir ama doğru vermek daha önemlidir” sözünü hatırlattı.

YANLIŞ HABERİN BEDELİNİ KİM ÖDÜYOR?

Yanlış bilgi içeren bir haber nedeniyle eleştirilerin odağında çoğu zaman gazeteci veya yayın kuruluşu bulunsa da ortaya çıkan zararın doğrudan habere konu olan kişiyi etkilediğini belirten Sayılgan, “Yanlış haberin bedelini çoğu zaman haberi yapan değil, habere konu olan insan ödüyor” dedi.

Doğrulanmamış bir iddia; kişinin itibarı, aile hayatı, sosyal çevresi veya mesleki yaşamı üzerinde ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Haber daha sonra düzeltilse bile ilk paylaşımın oluşturduğu algı varlığını sürdürebiliyor.

HABER YAYILIYOR ANCAK GERİ TOPLANAMIYOR

İnternet haberciliğinde yayımlanan bir içerik, sosyal medya paylaşımları ve ekran görüntüleri aracılığıyla saniyeler içinde farklı mecralara taşınabiliyor. Sayılgan, bu hıza dikkat çekerek, “Bir tuşa basıyorsunuz, haber saniyeler içinde binlerce kişiye ulaşıyor; ama yanlış olduğu ortaya çıktığında aynı hızla geri toplayamıyorsunuz” ifadelerini kullandı.

İçeriğin yayımlandığı siteden kaldırılması, başka platformlarda dolaşımını her zaman durdurmuyor. Haberin başlığı, görseli veya belirli bir bölümü farklı hesaplarda paylaşılmaya devam edebiliyor. Bu nedenle yanlış bilginin etkisi, orijinal haber silindikten sonra da sürebiliyor.

İNTERNET KOLAY KOLAY UNUTMUYOR

Sayılgan, dijital ortamın kalıcı yapısının yanlış haberlerin etkisini daha da artırdığını belirterek, “İnternetin kötü bir huyu var, kolay kolay unutmuyor” dedi. Arama motorlarında kalan sonuçlar, sosyal medya paylaşımları ve kaydedilen görüntüler, yanlış bir iddianın uzun süre kişinin karşısına çıkmasına neden olabiliyor.

Bu durum, habere konu olan kişinin kamuoyu nezdinde kendisini yeniden anlatmasını ve oluşan yanlış algıyı değiştirmesini zorlaştırabiliyor. İlk haberi gören herkesin daha sonra yayımlanan düzeltmeye ulaşmaması da zararın tamamen giderilmesinin önündeki en büyük sorunlardan biri olarak öne çıkıyor.

Whatsapp Image 2026 09 15 At 15.16.54 (1)

HABERİ SİLMEK VE ÖZÜR DİLEMEK YETERLİ Mİ?

Yanlış haberin kaldırılmasının ve doğrusunun yayımlanmasının gazetecilik sorumluluğunun bir parçası olduğunu belirten Sayılgan, bunların her zaman ortaya çıkan zararı ortadan kaldırmadığını ifade etti. “Haberi silmek elbette gerekir, düzeltmek de gazetecilik sorumluluğudur ama bazen kırılan itibarı bir ‘özür dileriz’ cümlesiyle eski hâline getirmek mümkün olmuyor” değerlendirmesinde bulundu.

Kumar bağımlılığı belirtileri neler? Aile ne yapmalı?
Kumar bağımlılığı belirtileri neler? Aile ne yapmalı?
İçeriği Görüntüle

Düzeltmenin, yanlış haber kadar görünür biçimde yayımlanmaması hâlinde ilk bilginin oluşturduğu algı devam edebiliyor. Bu nedenle hatanın ardından atılacak adımlar kadar, haber yayımlanmadan önce yürütülen doğrulama süreci de önem taşıyor.

“BİR DAKİKA GEÇ KALMAK DAHA İYİDİR”

Haber rekabetinde küçük bir zaman farkının doğrulamadan daha önemli görülmemesi gerektiğini vurgulayan Sayılgan, gazetecinin hızlı olmak kadar doğru bilgi aktarmaktan da sorumlu olduğunu belirtti. “Benim için habercilikte bir dakika geç kalmak, bir insanın hayatına yanlış bir bilgiyle dokunmaktan çok daha iyidir” dedi.

İlk haberi yayımlayan kuruluşun zaman içinde unutulabileceğine ancak ağır bir gazetecilik hatasının uzun süre hatırlanacağına işaret eden Sayılgan, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Birinci olmayı unuturlar ama yaptığınız büyük bir yanlışı uzun süre unutmazlar.”

Muhabir: Almila Kerküklü